Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4078 E. 2026/3685 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4078
- Karar No
- 2026/3685
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1396 E., 2025/1223 K.. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bergama 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/189 E., 2024/338 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşma istemli, davacılar vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat.... ile davalı asil ... ve vekili Avukat ...'nın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; resmi işlemlere ve teknolojiye yabancı olan müvekkillerinin, mevcut banka borçlarının tasfiyesi ve yönetimi için kızları olan davalıya borca yetecek kadar taşınmazlarının satılması hususunda vekalet verdikten sonra, davalının bu vekaleti kötüye kullanarak ve sebepsiz zenginleşerek; borç miktarını 450.000,00-500.000,00 TL gibi fazla gösterdiğini, ilk iki taşınmaz satışından; ....'deki yer için 50.000,00 TL, daire için 100.000,00 TL şeklinde elde edilen bedelleri tamamen aldığını, bu satışların borcu kapatmadığını ve 40 dönümlük kıymetli bir arazinin satışının zor olacağı bahanesiyle icra tehdidiyle baskı kurarak üç ayrı taşınmazı iade vaadiyle ve yeni kredi temini gerekçesiyle kendi üzerine inançlı işlemle devraldığını, 40 dönümlük araziyi de 200.000,00 TL bedelle üçüncü bir kişiye sattırıp parasını aldığını, ayrıca anne ve babasına .... Bankası .... Şubesinden toplamda yaklaşık 200.000,00 TL yeni kredi çektirip bu paraları da uhdesine geçirdiğini, devredilen taşınmazları iade etmediği gibi satış ve kredi gelirlerini de ebeveynlerinin borçlarını tam olarak kapatmak yerine kendi menfaatine kullandığını, hatta müvekkillerinin 2014 yılından beri kira geliri elde ettiği ve son edindikleri bir başka bağımsız bölümü de satarak gelirini zimmetine geçirdiğini ileri sürerek; toplam 5.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 08.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 382.634,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; devlet memuru olan müvekkilinin, anne ve babası olan davacıların, iddia ettiklerinin aksine yıllardır çok sayıda bankadan sürekli ve yüksek miktarlarda kredi çekip ödememe alışkanlıkları olduğunu, kendisinin de bu borçları sürekli kapattığını, davacılara ait üç taşınmazın, ..... Köyündeki yerin 50.000,00 TL'ye satılıp üzerine 10.000,00 TL eklenerek inşaat ustası ...'e ödendiğini; ....'daki dairenin 125.000,00 TL'ye satılıp 80.000,00 TL'sinin ...'in banka hesabına, kalan 45.000,00 TL'den 41.800,00 TL'sinin babasının inşaat ustası ...'e ödendiğini; 40 dönümlük arazinin ise 325.000,00 TL'ye satılıp emlakçı komisyonu sonrası gelen paranın bir kısmının ...'e, bir kısmının da (toplam 33.000,00 TL) annesine elden verilmesi şeklinde satışından elde edilen gelirlerle onların kredi borçlarını ve özellikle babası adına .... .... Mahallesinde yapılan üç katlı binanın inşaat masraflarını ödediğini, davacıların .... Bankası .... Şubesinden kendilerinin çektiği (...'in çektiği 94.000,00 TL krediden gelen 83.900,00 TL'nin 85.000,00 TL olarak ...'e gönderilmesi gibi) kredileri de yine babasının inşaatına aktardığını, tüm bu işlemleri herhangi bir yetkiyle değil, tamamen iyi niyetle ve ebeveynlerine yardım amacıyla yaptığını, onların iddia ettiği gibi borçları fazla gösterme, satış bedellerini eksik bildirme veya hileli kredi çektirme gibi bir durumun söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle, davanın kısmen kabulüne, 110.858,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın vekalet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklanan zarara ilişkin olduğu, davacıların dava konusu taşınmazların satış bedelini ve davalıya ne kadar teslim edildiğini ispat etmeleri gerektiği, her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapıldığı, ..... İlçesi ..... Köyü 1 70... parsel sayılı taşınmaz için talep edilen satış bedeli yönünden; davacıların taşınmazın satış bedelinin 80.000,00 TL olduğunu ileri sürerken davalının taşınmazın 50.000,00 TL bedelle satıldığını ileri sürdüğü, her ne kadar taşınmazın satış bedeli hususunda tanıklar dinlenmiş ise de; satış bedeli hususunda bir beyanda bulunmadıkları, bu durumda davacının dava konusu taşınmazın 80.000,00 TL'ye satılarak davalıya 80.000,00 TL teslim ettiğini ispatlayamadığı, davalı savunmalarında taşınmazın 50.000,00 TL'ye satılarak, kendisinin borcun tasfiyesi için kullandığını beyan ettiğinden, taşınmazın satışından elde edilen 50.000,00 TL'nin davalıya verildiğinin kabul edildiği, davalının 50.000,00 TL satış bedelinin inşaat ustası ...'e elden ödeme yapıldığını ispatlayamadığı, .... ilçesi ..... Mah. 50 87... parsel 3 nolu bağımsız bölümü için edilen satış bedeli yönünden; taraflar arasında satış bedelinin 125.000,00 TL olduğu yönünde uyuşmazlık bulunmadığı, davacıların davalıya sadece 45.000,00 TL teslim edildiğini kanıtladığı, davalının ...'e davacıların borçları karşılığı 41.800,00 TL ödeme yaptığı, davalının bu taşınmazın satışından elde edilen 3.200,00 TL yönünden sorumlu olması gerektiği, İzmir ili .... ilçesi ..... Köyü 1 60... , 30... parselde kayıtlı taşınmazlar için edilen satış bedeli yönünden; taşınmazların satış bedelinin 325.000,00 TL olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, taşınmazların satışından kaynaklanan satış parası yönünden davalının uhdesinde 55.000,00 TL'nin tuttuğunun kabul edilmesi gerektiği, 24.06.2020 tarihli 94.000,00 TL bedelli kredi yönünden, davacı ...'in davalıya 83.900,00 TL'yi havale ettiği, davalının ise gönderilen bu paranın inşaat ustası ...'a verdiğin beyan etmiş ise de; bu hususu ispat edemediğinden ayrıca tanık olarak dinlenen ...'ın da yaklaşık olarak toplamda 250.000,00 TL ödemenin davalıdan alındığını belirtmesi ve bu ödemenin yukarıda esas alınması karşısında davalının bu beyanına itibar etmeyerek 83.900,00 TL'den sorumlu olduğu, 01.04.2020 tarihli 52.000,00 TL bedelli kredi yönünden ise; kredinin 46.000,00 TL'sinin aynı gün davalının hesabına aktarıldığı ve davalının bu bedel yönünden davacıların borçlarını tasfiye etmek için ödeme yaptığını ispatlayamadığından bu miktardan sorumlu olduğu, o halde, Mahkemece davanın 238.100,00 TL (108.200,00 +46.000,00 +83.900,00 TL) üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile davacıların tüm iddiaları değerlendirilmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulüne, 238.100,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili; bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesine göre toplam zararın 382.634,00 TL olduğunu, Mahkemece kabul edilen miktar ile aradaki farkın kredi borçlarının faizi ve haksız el konulan kredilerin geri ödenmesi ile ilgili olduğunu, davalının müvekkillerinin borçlarını tasfiye etmesi için verilen yetki kapsamında vekil olarak üstlendiği görevi aşarak mal varlığı değerlerini kendi uhdesine geçirdiğini, müvekkillerine çektirilen kredilerin toplamının 215.007,00 TL olduğu, bu krediler hala maaşlarından kesildiği halde Mahkemece doğrudan banka havalesi ile davalıya gönderilen iki kredi tutarının dikkate alınmasının hatalı olduğunu, zararın tespitinde bütünsellik ilkesine aykırı değerlendirme yapıldığını, zarar hesabının sınırlı bir hesap tablosuna indirgendiğini, özellikle .... Bankası ..... Şubesindeki kredilerin tamamının değerlendirilmediğini, karşı yan vekalet ücretinin hakkaniyete aykırı olduğunu, hükmedilen vekalet ücretinin makul olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; müvekkilinin davacılar adına borç ödeme işlemlerine 2018 yılının Mart ayında başlamasına rağmen Mahkemece davacılar adına ödemelerin yapılmaya başlandığı tarihin 2018 yılı Kasım ayı olarak baz alındığını, ilk bilirkişi raporunda hesaplamaya dahil edilen ödemelerin daha sonra hazırlanan ikinci bilirkişi raporunda da yer aldığını, ancak Mahkemece bu ödemelerinin dikkate alınmadığını, bu ödemeler dikkate alındığı takdirde müvekkilinin davacılardan yaklaşık 72.442,00 TL alacaklı durumda olduğunu, dinlenen tanık ...'in davacılardan ... adına kayıtlı taşınmazda yapılamakta olan binanın bir kısım işlerini yapan usta olduğunu, müvekkili tarafından toplamda 250.000,00 TL ödeme yapıldığını beyan ettiğini, ancak Mahkemece bu ödemelerin dikkate alınmadığını, müvekkilinin ilk taşınmazın satış tarihi olan 21.11.2018 tarihinden önce davacı ...'nin banka hesaplarına toplamda 64.350,00 TL, ...'nin banka hesabına 25.750,00 TL gönderdiğini, rapordaki hesaplamalar doğru olmakla birlikte tarih başlangıcı olarak 2018 yılı Kasım ayının dikkate alınması nedeniyle müvekkilinin uhdesinde borç gözktüğünü ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekaletin kötüye kullanılmasından kaynaklı uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçelerin yerinde olmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.