Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4058 E. 2026/1125 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4058
- Karar No
- 2026/1125
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1076 E., 2025/1280 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Kayseri 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/238 E., 2025/43 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin... Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olduğunu, davalı Kurum ile müvekkili arasında imzalanan 2020 yılı Eczane Protokolünün (4.3.6), (5.3.5), (5.3.10.) maddelerinin, müvekkili tarafından ihlal edildiği iddiasıyla, davalı Kurum tarafından iki kez uyarı cezası verilmesine ve yersiz ödeme adı altında istenen 132.577,66 TL ile cezai şart olarak 1.1223.142,16 TL olmak üzere toplam 1.255.719,82 TL miktarın yasal faizi ile alınmasına karar verildiğini, davalı Kurumun iddiasının aksine Kurum işleminde geçen hastalara ait reçetelerin unsurları tamam sahih reçeteler olduğunu, sahte reçete bulunmadığını, usulsüzlüğü bulunmayan müvekkiline verilen iki uyarı cezası ile kesilen 1.255.719,82 TL işlemiş ve işleyecek faizi ile müvekkilinin Kurumdan alacağından tahsilini içeren işlemin haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek; davalı Kurumun 08.07.2022 tarihli işlemin iptal edilerek tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırarak borcun bulunmadığının tespiti ile muarazanın giderilmesine, iki kez uyarı cezası sonucu verilen 1.255.719,82 TL'nin ve bu miktarın yasal faizinin şimdilik 10.000,00 TL' sinin iptaline, verilen para cezasının Kurum tarafından faizi ile tahsili halinde tahsil tarihinden itibaren faizi ile müvekkiline iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; 2020 Mart- Kasım döneminde reçetesiz ilaç kaydı olduğunu, teslim edilmediği halde ilaçların teslim edilmiş gibi gösterildiğini, vefat eden hastalara ölüm tarihinden sonra reçete girişi yapıldığını ve ilaçları teslim alan olarak reçete sahiplerinin kaydedildiğini, Kurum işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum tarafından 118 adet reçetenin sahte olarak düzenlendiği gerekçe gösterilerek taraflar arasında imzalanan Protokolün (5.3.10) maddesine aykırılık nedeni ile işlem başlatıldığı, davalı Kurum tarafından yapılan incelemenin hastalarla yapılan telefon konuşması ve adı geçen bakım evlerinden alınan genel beyanlara göre yürütüldüğü, sahte olduğu iddia olunan reçeteler hakkında açılmış bir ceza dosyasının olmadığı, dosya içerisine alınan kovuşturma dosyasındaki reçetelerin bu davaya konu reçetelerle aynı olmaması nedeni ile değerlendirme konusu yapılmadığı, düzenlenen reçetelerin pandemi döneminde hastaları koruma amacı ile yürürlük bulmuş 418 kod uygulaması kapsamında düzenlenip hasta ya da yakınlarına teslim edildiği, dinlenen tanık anlatımlarına göre cezai işleme konu reçetelerdeki ilaçların hastalar tarafından teslim alınmış olduğu, bu hususta daha önce yapılan şikayetlerle oluşan çelişkide yeminli olarak alınan beyanlara itibar edilmesi gerektiği, dosya kapsamında bu tespitlerin aksini gösterir bir delil bulunmadığı, buna göre davalı Kurum tarafından 117 adet reçete açısından uygulanan 132.149,12 TL yersiz ödeme ve 1.120.999,46 TL cezai şart olmak üzere toplam 1.253.148,58 TL açısından cezai işlemin iptalinin gerektiği;
hasta A. C. açısından oluşturulan 428,54 TL bedelli 1 adet devam reçetenin, hastanın öldüğü 24.03.2020 tarihinden sonra düzenlendiği ve vefatının anlaşılması sonucu tekrar istenmemesi itibarı ile davacı tarafından davalı Kurumun zarara uğratıldığı, anılan eylem nedeni ile Protokolün (5.3.9) maddeleri doğrultusunda uyarı cezası ile birlikte yersiz ödeme ve 5 katı cezai tutarın davalı Kuruma ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı Kurum tarafından davacı aleyhine uygulanan 08.07.2022 tarihli cezai işlemin, 132.149,12 TL yersiz ödeme ve 1.120.999,46 TL cezai şart olmak üzere toplam 1.253.148,58 TL açısından iptaline, fazlaya ilişkin 428,54 TL yersiz ödeme ve 2.142,70 TL cezai şart olmak üzere toplam 2.571,24 TL ile verilen uyarı cezası açısından cezai işlemin aynen devamına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının talebinin kabul edilmeyen bölümünün istinaf sınırının altında olduğu, davalının yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf dilekçesinin usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; MEDULA sisteminin hastanın öldüğüne ilişkin herhangi bir uyarısı olmadığını, Provizyon verdiğini, reçetenin yoğun bakım reçetesi olduğunu, ilgili Kurum görevlisinin talebi olmadan müvekkilin böyle bir reçetenin geleceğini bilmesinin mümkün olmadığını, kasti bir davranışın olmamasına rağmen bu reçete bedelinin, cezai şartın ve faizin tahsili ile uyarı cezalarının verilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, yine uyarı cezasını gözönünde bulundurmadan parasal sınırı gerekçe göstererek usulden ret karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili; Kurum işleminin mevzuata uygun olmadığını, Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/96 Esasına kayıtlı davasında verilen kararın ve devam eden yargılama sürecinin Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/347 Esaslı dosyası ile bağlantılı olduğunu, ceza davasının kesinleşmesi beklenilmeden karar verildiğini, kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi üzerinden geri ödenmesinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, kamu kurumu olan müvekkili aleyhine yasal faiz uygulanamayacağını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı eczacı hakkında 2020 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacılar Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol uyarınca uygulanan uyarı ve cezai şart işlemlerinin iptali istemine ilişkindir. 1. Davalı Kurum, 08.07.2022 tarihli yazısı ile 2020 yılı Eczane Protokolünün (4.3.6), (5.3.5) ve (5.3.10) maddelerinin, eczacı tarafından ihlâl edildiği iddiasıyla 2 (kez) uyarı cezası verilmesine ve (yersiz ödeme adı altında istenen 132.577,66 TL ile cezai şart olarak 1.123.142,16 TL olmak üzere) toplam 1.255.719,82 TL ve bu miktarın yasal faizi ile tahsilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; davacı eczacı aleyhine 428,54 TL yersiz ödeme ve 2.142,70 TL cezai şart olmak üzere toplam 2.571,24 TL ile verilen uyarı cezasına ilişkin cezai işlemin devamına karar verilmiştir. Davaya konu 2020 yılı Protokolünden bir kısım maddelerinde, ihlal teşkil ettiği SGK tarafından tespit edilen işlemlerle ilgili olarak eczacının uyarlayacağı, ihlalin tekrarı halinde sözleşmenin feshedileceği hükmüne yer verilmiştir. Bu konuda SGK ile Türk Eczacıları Birliği arasında imzalanan tüm Protokollerde benzer hükümler yer almaktadır. Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre, SGK tarafından sözleşmenin diğer tarafı olan eczacı hakkında uyarı veya fesih işlemi tesis edilmiş olmasının, mevcut bir sözleşme ilişkisi sırasında yanıtılmış bir muaraza (satışma) olduğu, bu işlemlerin iptali istemiyle açılan davadaki istemin de bu muarazanın giderilmesine yönelik bulunduğu, bu itibarla söz konusu işlemler hakkında açılan davalarda verilen kararların kesin olmadığı kabul edilmektedir. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince; davacı eczacının uyarı cezası yönünden de İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf ettiği gözetilerek, davacı tarafın taleplerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle istinaf başvurusunun incelenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davacının istinaf istemi hakkında usulden ret kararı verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre; davalı vekilinin tüm davacı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına usulden BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi