Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4022 E. 2025/6090 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4022
- Karar No
- 2025/6090
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/302 E., 2024/367 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl davada davacı/birleşen davada davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı Kurum vekili, müvekkili ile anlaşması bulunan davalı eczacının, hak sahibi olan davalı ...’in almadığı ve kullanmadığı pahalı ilaçlara ait reçeteleri, hak sahibinin ağabeyi olan davalı ... ve ilaç mümessilleri olan dava dışı ..... ve davalı ... ile menfaat ve iş birliği içinde müvekkiline fatura ederek haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin müfettişi tarafından düzenlenen 20.09.2002 tarihli ve 5 sayılı soruşturma raporuna istinaden davalılar hakkında yapılan suç duyurusu üzerine Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 2003/18372 sayılı dosyasıyla soruşturma başlatıldığını, müfettiş raporu ile .... ve ....Devlet Hastanesinde 19.09.2000-15.03.2001 tarihleri arasında bazı doktorların ameliyat geçirmeyen veya hayati kanaması olmayan davalı ... adına faktör ölçümü, pıhtılaşma testleri, hematolojik konsültasyonları yapılmadan hangi dozda ve niçin faktör verildiği belirtilmeden 25 haftalık süre içinde 183.000 ünite Faktör 8 ilacı yazıldığını, bu sürede bu kadar ilacın davalı tarafından kullanılmış olmasının bilimsel olarak mümkün olmadığını, davalının almadığı ve kullanmadığı bu ilaçları ağabeyi davalı ...’nin adı geçen ilaç mümessilleri ve bazı eczanelerle iş birliği içinde müvekkili Kuruma fatura ettirmesi suretiyle müvekkilini faizi hariç 99.869.645.986,00 TL zarara uğrattıklarının tespit edildiğini, 7.731.871.374,00 TL tutarındaki 5 00... kutu ilacın Dr. D.S. tarafından 05.01.2001 tarihli 138 protokol nolu reçete ile yazıldığını ve davalı eczane tarafından Kuruma fatura edildiğini, ilaçların davalı ... tarafından eczaneden alındığını, ödeme tarihinden itibaren hesaplanan yasal faizinin 9.990.425.131,00 TL olduğunu, davalı eczanenin müvekkilinden olan 16.224.070.628 TL alacağının mahsubu ile müvekkilinin 1.498.225.865,00 TL alacağının kaldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin 17.722.296.495,00 TL zarara uğradığının tespitine, 1.498.225.865,00 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleşecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili; eczacı olan müvekkilinin kestiği 13.12.2000 tarihli ve 1.115,20 TL tutarlı, 04.04.2001 tarihli ve 8.170,22 TL tutarlı faturaların davalı tarafından ödenmediğini, 28.12.2004 tarihinde ihtar çekilerek davalının temerrüde düşürüldüğünü, ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalının kötü niyetli olraak takibe itiraz ettiğini esasen borçlu olduğunu kabul ettiğini ancak yaptığı mahsup sonucunda 1.498,23 TL alacaklı olduğunu iddia ettiğini, müvekkilinin borcu olmadığını ileri sürerek; davalının takibe yaptığı itirazın iptaline, alacağın %40ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. 3.Birleşen davaya karşı davada davacı Kurum vekili; davalı eczaneye avans olarak ödenen 11.530,63 TL’lik reçete bedelinin incelendiğinde ödenmemesi gerektiğinin anlaşıldığını ileri sürerek; avans ödemesi ile işlemiş faizi olan 28.454,40 TL olmak üzere toplam 39.985,03 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Asıl davada davalı Bakanlığa izafeten İstanbul Muhakemat Müdürlüğü vekili; idari yargının görevli olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın adı geçen doktora ihbar edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Asıl davada davalı eczacı .... vekili; müvekkilinin diğer davalıları tanımadığını, Bağ-Kur sözleşmesi ile serbest eczacılık yaptığını, .... isimli ilacı mevzuat gereğince davalı ...’in yakınına teslim ettiğini, ilaç teslimi sebebiyle kusursuz olduğunu, talep edilen ilaçları ecza deposundan temin etmeden önce Bağ-Kur İl Müdürlüğüne başvurduğunu, başvuru sonunda davacı Kurumdan teyit aldığını, bunun üzerine ilaçları mevzuata uygun şekilde verdiğini, müvekkilinin davacıdan yazılı olarak onay istediğini ancak kurum memurlarının sorumluluk altına girmediklerini, müvekkilinin usulüne uygun olarak düzenlenen reçeteyi, raporu ve sağlık karnesini kontrol ettiğini bundan sonra ilaçları hasta yakınına teslim ettiğini, müvekkilinin hastanın rahatsızlığını kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığını, ilaçları vermesine rağmen kurumun ödeme yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Asıl davada diğer davalılar davaya cevaplarını sunmamıştır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin asıl dava hakkında verdiği 13.09.2005 tarihli kararla; davacının kurum zararının tespitini talep ettiği, eda davası açılabilecekken tespit davası açılamayacağından tespite ilişkin talebin reddi gerektiği, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmanın sonucunda sağlık kurulu raporlarının ve reçetelerin sahte olmadığı, ilaçların alınıp kullanıldığı, şüphelilerin iddia edilen eylemi gerçekleştirmedikleri gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle hastane dışındaki davalıların hukuken de sorumluluklarının olmadığı ve doktorlar hakkında soruşturma izni verilmemiş olması nedeniyle hastanenin istihdam eden sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 18.09.2007 tarihli ilamıyla; davanın niteliği itibariyle eda davası olduğu, Mahkemenin nitelendirmede hata ederek talebin bir kısmını tespit talebi olarak nitelendirdiği, Cumhuriyet Başsavcılığının takipsizlik kararının da idari makamların soruşturmaya izin vermemesi kararının da hukuk hâkimini bağlamayacağı, Mahkemece taraf delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, Dr. D.S. hakkında açılmış bir dava bulunmadığından hakkında karar verilemeyeceği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2.Mahkemece bozmaya uyularak verilen 23.07.2009 tarihli kararla, alınan bilirkişi raporunda, davalı eczacının, usulüne uygun imzaları doğru ve tasdikli reçetede yazılı ilaçları reçeteye getirene teslimle mükellef olduğu, bu davalının reçetede yazılı ilaçları teslimle sorumluluğunun ortadan kalktığı, reçetenin doğruluğunun ve hastanın ilaçları kullanıp kullanmadığını takip ile görevli olmadığı, dolayısı ile hukuki sorumluluğunun bulunmadığı, kan ürünü ve Hemofili reçetelerinin .... Eczacı Odası ile eczanelere sıralı olarak ulaştırıldığı ve takibinin yapıldığı, bu şekilde yapılmasına rağmen ilaç temininde sıkıntı çekilen dönemlerde ilaç firma temsilcilerinin de ilacın temininde yardımcı oldukları, Sağlık Bakanlığı doktorlarının; yazdıkları reçetenin, hastanın daha önce heyet raporunun bulunmasına binaen raporu düzenleyen doktor tarafından yazılan reçetenin nüshasına da bakarak düzenledikleri, bu nedenle herhangi bir kasıt ve kusurlarının bulunmadığı yönünde tespitte bulunulduğu, davalı ... .... Eğitim ve Araştırma Hastanesine izafeten Sağlık Bakanlığı aleyhine açılan davada idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle; Bakanlık hakkındaki davanın usulden reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın esastan reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekilinin temyizi üzerine onanmasından sonra, davacı vekili karar düzeltme talep etmiştir. 3.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 02.05.2011 tarihli ilamıyla; eczacı, hukukçu ve mali müşavir bilirkişi heyetinden rapor alınmış ise de, davacı Kuruma fatura edilen ilaçlara ait reçetelerde ilaçların klinik şartlarda uygulanması gerektiği belirtilmesine rağmen, klinik şartlarda uygulama yapılıp yapılmadığı, davalı hastanın bu miktar ve dozdaki ilacı bu kadar sıklıkta kullanmasının mümkün olup olmadığı, reçeteleri düzenleyen doktorların bu ilaçların reçetesinin düzenlenmesi sırasında önceki uygulanan dozların takibi, klinik şartlarda uygulanmasını sorgulama, tahlil sonuçlarına göre değerlendirme yapılmasının gerekliliği gibi hususları takip ederek usulüne uygun reçete düzenlenip düzenlenmediği konusu ile dava dilekçesi ve teftiş raporundaki iddiaları karşılar mahiyette yeterli ve denetime elverişli bir bilirkişi incelemesinin yapılmadığı, kaldı ki bilirkişilerin uzmanlık alanları itibariyle bu değerlendirmelerin tamamını karşılamalarının mümkün olmadığı, bu nedenle Mahkemece; öncelikle davalı hastanın teşhisi konulan rahatsızlığı ve uygulanan ilaç tedavisi konusunda uzman bilirkişilerin de yer aldığı yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, denetime elverişli, davacı iddia ve teftiş raporundaki tespitleri de karşılayacak mahiyette bilirkişi raporu alınarak, teftiş raporundaki aynı olaya ilişkin farklı eczane sahipleri hakkında açılan Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/20 E. sayılı dava dosyası ile diğer dava dosyalarındaki delillerde değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Bakanlık dışındaki davalılar hakkındaki onama kararı kaldırılarak Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 4.Mahkemece bozmaya uyularak verilerek 05.03.2015 tarihli kararla; bozma kararı gereği yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alındığı, raporda reçetelerde yazılı ilaçların hasta ve yakınlarına verildiği, dolandırıcılık ve sahtecilik bulunmadığının tespit edildiği, rapor yeterli görülmeyerek reçetede yazılı ilaçların dozaj olarak teşhis ve tedaviye uygun olup olmadığı hususunda doktor bilirkişiden görüş sorulduğu, bilirkişinin dozun normal miktarda olduğunu bildirdiği, davalılar hakkında ceza kovuşturması açılmadığı da gözetildiğinde davalıların davacıyı zarara uğratan herhangi bir kusurlu davranışının bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 5.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 16.05.2018 tarihli ilamıyla; Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olmasına rağmen, seçilen bilirkişi heyetinde hematoloji alanında uzman bir hekim bulunmadığı gibi bozma kararında belirtilen Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/20 E. sayılı dava dosyasının da incelenmediği gerekçesiyle, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
6.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamından sonra eksik belgeler de tamamlattırıldıktan sonra yeniden bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi tarafından mevcut belgelerle ilaçların klinik ortamda uygulanıp uygulanmadığı konusunda tespit yapılamayacağı, hafif hemofili A olduğu düşünülen ....e ortopedik operasyonlar sırasında belirtilen miktarlarla faktör 8 uygulamasının uygun olduğu, diş çekimi operasyonlarından önce ve sonrasında faktör 8 uygulaması gerekebildiği, fakat 19.09.2000 tarihinden sonra reçete edilmiş faktör 8 ilaçlarının gerçekten gerekip gerekmediği noktasında net bir karar verebilmenin olanaksız olduğu, faktör 8 reçetelerinin hangi endikasyonlarla yazıldığının ve bu endikasyonların gerçekten var olup olmadığının netleşmemesi nedeniyle doktorların usulüne uygun reçete yazıp yazmadıkları konusunda kat'i bir sonuca ulaşılamayacağı yönünde görüş bildirdiği, raporun bozma ilamındaki hususları tek tek karşılamış olduğundan itibar edilmesi gerektiği, davalıların usulsüz işlemler gerçekleştirdiğinin ispat yükünün davacıya ait olup ispat edemediği, bu nedenle asıl davanın ve birleşen davadaki savunmanın haksız olduğu gerekçesiyle; asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüyle davalının takip dosyasına yönelttiği itirazın 16.419,29 TL asıl alacak ve 4.653,00 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin bu rakamlarla sınırlı şekilde kaldığı yerden devamına, davacının inkâr tazminatı talebinin reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, birleşen karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı/birleşen davada davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Kurum vekili; dosyaya sundukları dilekçelerinin ve rapora itirazlarının yeterince incelenmeden karar verildiğini, hükmedilen vekalet ücretlerinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (Tarife) göre belirlenmediğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada ve birleşen davaya karşı davada, hak sahibinin alıp kullanmadığı ilaçların davalıların işbirliği ile Kuruma fatura edildiği iddiasıyla meydana gelen zararın tazmini istemine, birleşen davada ise reçete bedellerinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş bulunmasına, hastanın ilaçları kullanmadığının ve davalıların iş birliği içinde Kurumu zarara uğrattıklarının Kurum tarafından ispatlanamamış olmasına, dava değerine göre karar tarihindeki Tarifeye uygun olarak vekalet ücretlerine hükmedilmiş olduğunun anlaşılmasına göre, davacı/birleşen davada davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 saylı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince; birleşen ve karşı davalar yönünden karar düzeltme yolu kapalı, asıl dava yönünden kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.