Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3866 E. 2026/2546 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3866
- Karar No
- 2026/2546
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/965 E., 2025/1311 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/443 E., 2025/20 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı ... vekili Avukat ... ile davalılar ... Eğ. Araş. Sağ. Hiz. ve Tic. A.Ş. ve ... vekili Avukat ... un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 27.12.2019 tarihinde davalı hastanede diğer davalı doktor tarafından yapılan bel fıtığı ameliyatında müvekkilinin omurgasına takılan vidalardan birinin sinirin üzerine takıldığını, ameliyat sırasında hijyen tedbirlerine uyulmaması suretiyle enfeksiyona sebep olunduğunu, ameliyat sonrasındaki şikayetlerine ilişkin takip ve tedavinin hatalı olarak icra edildiğini, müvekkilinin kalıcı şekilde bedensel zararlara maruz kaldığını ve maddi ve manevi zararlara uğradığını, müvekkilinin işlerine devam etme imkanı kalmadığını, ağrıları oturmasını imkansız kıldığından çalışma hayatının önce tamamen durduğunu, daha sonraki süreçte iş akitlerini sağlık durumu sebebiyle yürütemeyecek duruma geldiğini ve bu sözleşmeleri sona erdirmek durumunda kaldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere hastane ve tedavi giderleri için şimdilik 233.003,22 TL, yoksun kalınan maaş gelirleri için şimdilik 2.000.000,00 TL, yoksun kalınan sözleşme gelirleri için şimdilik 1.000.000,00 TL olmak üzere toplam 3.233.003,22 TL maddi tazminat ile 2.000,000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili, davacıya yapılan ameliyatta takılan vidaların sinire temas ettiği iddiasının doğru olmadığını, tıbbi kayıtlarda görüleceği üzere davacının ameliyatı sırasında transpediküler vida rod sistemi ile stabilizasyon işleminin C-Arm skopi ve Nöromonitorizasyon kontrolü altında yapıldığını, işlemle eşzamanlı olarak vidaların sinire temas edip etmediğinin denetlendiğini, nitekim nöromonitorizasyonda sol L5 vida kılavuz hattının sürekli sinir kökü teması uyarısı vermesi nedeniyle sinir kökü hasarına yol açmamak için sol L5 vidası konulamadığını ve solda L4-S1 arası köprüleme yapıldığını, ayrıca ameliyat sonrasında kontrol amacıyla yapılan radyolojik görüntülemelerin hiçbirinde vidaların sinire temas etmesi şeklinde bir sorun tespit edilmediğini, kaldı ki davacıda ameliyat sonrası gelişen yakınmaların zamanlaması ve şeklinin de vidanın sinire değmesi ile oluşacak yakınmadan çok farklı olduğunu, bu yönde bir bulgu bulunmadığını, asimetrik vida uygulamasının tıbben yanlış olduğu ve skolyoza neden olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacının ameliyat öncesi çekilen radyolojik tetkikleri incelendiğinde kendisinde zaten skolyoz olduğunun raporlandığını, davacıya ameliyat öncesi ve sonrası dönemde tüm gelişmelerin geniş bir şekilde anlatıldığını, tanı ve tedaviler hakkında bilgi verildiğini, tıbbi olanaklar ile tedavi seçeneklerinin başarı şansları açıklanarak davacının katılımı ile kararlar alındığını, ağrı yakınmasının devamı halinde ikinci bir ameliyat olasılığı ve bu ameliyatta vidaların çıkartılmasının söz konusu olabileceği bilgisinin de kendisi ile paylaşıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu ile 04.03.20 24... .09.2024 tarihli ATK raporları uyarınca, davalı hastane ve hekim tarafından davacıya uygulanan işlemlerin tamamının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu ve davalılara atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı, ameliyattan sora meydana gelen rahatsızlıkların komplikasyon olduğu ve davalı hekim tarafından gerekli tüm önlemlerin alındığı ve sürecin doğru ve yeterli yönetildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yapılan tıbbi müdahale ve tıbbi müdahaleden sonra ortaya çıkan crp değerinin yüksekliğine ilişkin müdahalelerin tıp kurallarına uygun olduğu, davacıdaki enfeksiyon kaynağının ameliyat neticesinde oluştuğunun tıbben belirlenemediği, davacıya takılan materyallere ilişkin sterilizasyon belgelerinin bulunduğu, steril olduğunun tespit edildiği, hastanedeki enfeksiyon oranı ve vakaların normal olduğu, dolayısıyla hastada gelişen enfeksiyonun bir komplikasyon olduğu, davalılara atfedilecek bir kusur bulunmadığı yönündeki tespitler ile dosyada alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davalı doktorun uyguladığı tanı ve tedavinin tıbbi kurallara uygun olduğu, meydana gelen sonuçta bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, dosyada müvekkilinden alınmış yasalara uygun aydınlatılmış onam formunun bulunmadığını, davalılar tarafından aydınlatılmış onam formu dosyaya sunulmadığı halde Adli Tıp Kurumunun onam formunun bulunduğunu iddia ederek rapor hazırladığını, Enfeksiyon Kontrol Komitesi tutanaklarında belirtilen sayıların tüm hastanede gelişen enfeksiyonları belirttiğini, ameliyat kararının aceleye getirildiğini, müvekkiline yapılan ameliyatın çok basit bir ameliyat olduğunun söylendiğini, 2 vida takılacağı söylendiği halde 7 vida takıldığını, 5 ay boyunca yanlış teşhis ve tedavinin uygulandığını, oluşan enfeksiyonun geç teşhis edildiğini, hatalı tedavi uygulandığını, davalı doktorumn özen ve dikkat yükümlülüğüne aykırı davrandığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel hastane ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda; dosya kapsamında bulunan ve karara esas alınan bilirkişi raporu ve ATK raporlarında, davalı hekime atfedilecek bir kusurun olmadığı, yapılan tedavinin tıp kurallarına uygun olduğu belirtilmekle, tazminata hükmedilebilmesi için kusur, zarar ve illiyet bağının bir arada olması gerektiği, davacı hastada ortaya çıkan durum yönünden ortada kusur bulunmadığının açık olduğu, davacıya yapılan tedavi ve girişimlere ilişkin bilgilendirmelerin yapıldığı, dosya arasında bulunan onam formunun yeterli bilgilendirmeyi içerdiği anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.