Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3741 E. 2025/5360 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3741
- Karar No
- 2025/5360
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/124 E., 2025/224 K. DAVA TARİHİ : 02.06.2008
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı Kurum tarafından, eczacı olan müvekkilince Kuruma sahte reçete fatura edildiği gerekçesiyle 2007 yılı Eczane Protokolünün (6.3.20.) maddesi uyarınca sözleşmesinin feshedildiğinin ve 397.768,07 TL cezai şart uygulanacağının bildirildiğini, fatura edilen 2007 yılı Eylül dönemine ait 7 adet SSK ve 5 adet Bağ-Kur reçetesinin eksik çıktığı bilgisinin verildiğini, söz konusu eylemlerin, müvekkilinin bilgisi dışında, eczanede kalfa olarak çalışan dava dışı ... tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını ve cezaların şahsiliği ilkesinin gözetilmesi gerektiğini, reçete bedeli tutarında davalı Kuruma ödemede bulunarak Kurum zararının giderildiğini, uygulanan Kurum işleminin müvekkilinin ekonomik mahvına sebebiyet vereceğini ileri sürerek; müvekkilinin, davalı Kuruma borçlu olmadığının ve sözleşmenin feshi ile iki yıl sözleşme yapılmamasına ilişkin Kurum işleminin hukuka aykırı ve geçersiz olduğunun tespitini; olmadığı taktirde cezai şartın kaldırılmasını ya da cezai şarttan indirim yapılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Kurum işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI 1.Mahkemenin 18.06.2015 tarihli kararıyla; davaya konu sahte reçetelerin, eczane çalışanı dava dışı ... tarafından düzenlendiği ve reçete muhteviyatı ilaçları üçüncü kişilere satmak suretiyle menfaat temin ettiği, sanık olarak yargılandığı ceza davasında mahkumiyetine karar verildiği, sahte reçetelerin Kuruma fatura edilmesinde kastı bulunmayan davacının sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne ve 2007 yılı Eczane Protokolünün (6.3.20) maddesi gereğince sözleşmenin feshi ile iki sene sözleşme yapılmamasına ilişkin davalı Kurum işlemlerinin iptali ile davacının, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 17.05.2018 tarihli ilamıyla; adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca davacı eczacının, çalıştırdığı kalfanın eylemlerinden sorumlu olduğu , davalı Kurum ile imzalanan sözleşmenin tarafı olduğundan, sözleşmeye aykırılık halinde uygulanacak işlemlerin de davacı hakkında uygulanması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına; bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 18.05.2021 tarihli kararıyla; eczane çalışanı dava dışı ...'in davaya konu eylemi kasten gerçekleştirdiği, bahse konu sahte reçetelerin Kuruma fatura edilmesinden adam çalıştıran sıfatıyla davacı eczacının da sorumlu olduğu, cezai şart miktarının davacının ekonomik yönden mahvına sebep olacak derecede aşırı olup indirim yapılması gerektiği, bu nedenle cezai şartın reçete bedelleri toplamı 39.768,07 TL olarak uygulanmasının yerinde olacağı gerekçe gösterilerek, davanın kısmen kabulüne ve Kurum işleminin kısmen iptali ile davacı hakkında sözleşmenin 1 (bir) yıl süreyle feshedilmesine ve cezai şart bedelinin 39.768,07 TL olarak uygulanmasına karar verilmiş;karara karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 23.11.2021 tarihli ilamla; (1) numaralı bentte tarafların sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra (2) numaralı bentte özetle; “Mahkemece, cezai şart tutarının davacının ekonomik yönden mahvına sebep olacak derecede aşırı olduğu gerekçe gösterilerek 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 161. maddesi uyarınca takdiri indirim uygulanmasına karar verilmiş ise de cezai şartın taraflar için bağlayıcı olan protokol ile düzenlenmiş olup, basiretli tacir olan davacının protokol hükümlerine uymak zorunda olduğu, bu nedenle cezai şart bedelinden indirim yapılamayacak ise de 2012 yılı ve sonraki tarihte yürürlüğe giren Protokol hükümleri ile davacı eczacı lehine düzenlemeler getirildiği gözetilerek 2012 yılı ve sonraki tarihte yürürlüğe giren Protokol hükümlerinin değerlendirilmesi suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; bozma kararına karşı bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin 15.03.2022 tarihli ilamıyla;(1) numaralı bentte davacı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar verildikten sonra (2) numaralı bentte özetle; “Mahkemece, önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere, 2012 yılı ve sonraki tarihli protokol hükümleriyle ilgili değerlendirilme yapılmadığı gibi, tacir sıfatını haiz davacı eczacının davaya konu eylemin gerçekleşmesindeki kusur durumu, ödeme gücü, protokolün imzalandığı tarihteki iktisadi durumu değerlendirilmeksizin, yine bu yönde davacı eczacının defter ve kayıtları incelenmeksizin, soyut ve yetersiz gerekçeyle cezai şarttan ve sözleşmenin feshine ilişkin süreden indirim yapılarak karar verildiğinin anlaşıldığı; bu durumda Mahkemece, davaya konu sahte reçetelerin kuruma fatura edilmesinde davacı eczacının sorumluluğuna gidilebileceği, nitekim bahse konu eylemin gerçekleşmesinde davacı eczacı çalışanının kastının bulunduğu, ancak kurum işlemine dayanak gösterilen 2007 yılı Eczane Protokolünün (6.3.21) maddesindeki “sözleşmenin feshine” ilişkin yaptırımın “uyarı” olarak değiştirildiği dikkate alınarak, sözleşmenin feshine yönelik kurum işleminin iptaline; cezai şart yönünden ise özellikle davacı eczacının ekonomik durumu, ödeme gücü, kusur durumu, davalı kurumun uğradığı zarar miktarı göz önünde bulundurularak, bu yönde davacının ticari faaliyetine dair ilgili bilgi ve belgeler, ticari defter ve kayıtları getirtilerek, cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde, davacının eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığına dair gerekirse bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, cezai şarttan hangi nedenle indirim yapıldığına ilişkin yeterli gerekçe içermeyecek şekilde, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 23.11.2021 tarihli bozma ilamının kaldırılmasına ve hükmün açıklanan gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 10.01.2023 tarihli kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda alınan 05.12.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının 2006 yılında 44.048,31 TL, 2007 yılında 49.828,46 TL ve 2008 yılında 32.150,75 TL bilanço kârının olduğu ve 397.680,70 TL cezai şartın davacıdan tahsili halinde ekonomik mahvına sebebiyet verileceğinin belirtildiği; davacının ekonomik durumu, tespit edilen yıllık bilanço kârına göre ödeme durumu, kusur durumu, davalı Kurumun uğradığı zarar miktarı ve somut olayın özellikleri göz önüne alındığında, talep edilen cezaî şartın tahsili halinde davacının ekonomik olarak çöküntüye uğrayacağının anlaşıldığı gerekçe gösterilerek; davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 28.04.2008 tarihli sözleşmenin feshine yönelik işleminin iptaline ve cezai şartın reçete bedelleri toplamı olan 39.768,07 TL olarak uygulanmasına, taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmiş;karar, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 4. Dairece verilen 06.12.2023 tarihli ilamıyla; davacı vekilinin tüm temyiz itiraz reddine karar verildikten sonra, davalı vekilinin temyizi yönünden ise, davacının cezai işlemin konusu olan eylemin işlendiği tarihte kazancının iyi olup kâra geçmesine rağmen cezai şart miktarında yapılan indirimin fazla olduğu, bu durumda, protokolde kararlaştırılan cezai şart miktarından makul bir indirim yapılması ve tahsili halinde davacının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği de göz önüne alınarak sonucuna uygun şekilde karar verilmesi gerekirken, cezai şarttan yüksek oranda indirim yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, karar bozulmuş; bozma kararına karşı bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuş;Dairece verilen 19.12.2024 tarihli ilamla karar düzeltme istemi reddedilmiştir. 5.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma gerekçesi, bilirkişi raporu, davacının 2008 yılındaki bilanço kârı göz önünde bulundurularak cezai şartın, reçete bedelinin 3 katı (119.304,21 TL) olarak uygulanması halinde yapılmış olan cezai şart indiriminin makul olacağı gerekesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı SGK Konya Sağlık İl Müdürlüğünün 28.04.2008 tarihli ve 4189 sayılı işleminde; sözleşmenin feshine yönelik işlemin iptaline ve reçete bedellerinin 10 katı tutarı (397.680,70 TL) olan cezai şartın, reçete bedelinin 3 katı (119.304,21 TL) olarak uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; Kurum zararının karşılandığını, 119.304,21 TL cezanın ferileri birlikte tahsilinin müvekkilin mahvına neden olacağını, adam çalıştıranın sorumluluğunun zararla sınırlı olduğu, genel işlem şartı niteliğindeki hükümlerin davacı lehine yorumla uygulanmasının mümkün olmadığını, ileri sürerek ;kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili; Kurum işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığını, cezai şartın kaldırılması yahut indirilmesi mümkün olmadığını, 2007 Protokolünün karşılıklı olarak imza altına alındığını ve 2007 Eczane Protokolünde Kurum tarafından yapılan işlemlere esas alınan maddelerde kast unsurunun aranmadığınıi hayali reçete kaydının yapılmasının yeterli olduğunu, yine davacının adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında sorumluluğunun devam ettiğini, Protokolün karşılıklı olarak imza altına alındığı dikkate alındığında indirim yapılmasının hakkaniyetsiz olduğunu,revize edilen hükümlerin uygulanması için gerekli koşullar oluşmadığını, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ve menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece; uyulan bozma ilamında belirtilen esas ve usullerde araştırma ve inceleme yapılarak karar verildiğinin ve önceki karar ve bozma ilamı ile kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine imkan bulunmadığının anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.