Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2580 E. 2025/6115 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2580
- Karar No
- 2025/6115
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2889 E., 2025/818 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/196 E., 2023/198 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin icra yoluyla ve açık artırma suretiyle ihaleden taşınmaz alıp parasını ödediğini, daha sonra üçüncü kişinin açtığı dava sonunda ihalenin feshedildiğini, ihale bedelinin dava sonuna kadar davalı Bankada nemalandırıldığını, parayı nemaları ile birlikte tahsil ettiklerini, ancak paranın bankada düşük faizli hesapta tutulduğunu, fiilen uygulanan vadeli faiz oranlarının daha yüksek olduğunu, bu durumdan müvekkilinin zarara uğradığını belirterek; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un (İİK) 134. maddesi gereği ödenmiş olması gereken toplam paranın ödenmeyen kısmının vadeli hesap kapatılış tarihinden işleyecek yasal temerrüt faiziyle şimdilik 50,00 TL'nin davalılardan; İcra Müdürlüğünün kusuru nedeniyle uğranılan zararın karşılığı olan ve somut vakıada bahsedilen mevduat hesabında verilmesi gereken nemayı aşan miktarda maddi tazminatın (dava konusu taşınmazın ihale tarihindeki değeri ile ihalenin feshinin kabulüne ilişkin kararın kesinleşme tarihi arasındaki değer farkının) mevduat hesabının kapatılış tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte 150,00 TL'nin davalı Bakanlıktan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP 1. Davalı Bakanlık vekili; icra müdürlüğünün ve Bakanlığın bir kusurunun bulunmadığını, ihale bedelinin kanunun emrettiği şekilde bankada nemalandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Banka vekili; ihale bedellerinin Adalet Bakanlığının genelgeleri doğrultusunda vadeli hesaplarda değerlendirilip faiz uygulandığını, davacı ile akdi bir ilişkilerinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 92. maddesinde; icra daireleri aldıkları parayı ve değerli şeyleri Adalet Bakanlığının uygun göreceği bankalardan birine tevdi edecekleri ve Bakanlığın izni alınmadıkça vadeli hesap açtıramayacakları hususlarının düzenlendiği, davalılar arasındaki protokoller gereği tüm parasal işlemlerin davalı Banka üzerinden sağlandığının anlaşıldığı, İcra Müdürlüğünün bu düzenleme ve uygulamalar ışığında, ihale bedelinin Bankadaki vadeli hesapta değerlendirilmesi için müzekkere yazarak işlemi gerçekleştirdiği, icra müdürünün kusurlu işleminden söz edilemeyeceğini bu nedenle davalı Bakanlığın sorumluluğunun olamayacağı, Banka ile davacı arasında akdi bir ilişki olmadığı, husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle; davalı Banka hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine, davalı Bakanlık hakkındaki davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında icra müdürlüğü tarafından Bankanın Adliye Sarayı Şubesine yazılan 01.10.2020 tarihli müzekkerede; ihale bedelinin 1 aylık mevduata uygulanacak ''Tabela Faizi (cari faiz)'' oranlarından en yüksek olanından az olmamak kaydiyle nemalandırmak üzere vadeli hesaba yatırılması ve buna ilişkin hesap cüzdanının Müdürlüğe gönderilmesi istenilmiş olup, icra müdürlüğü işleminde bir usulsüzlük ya da ihmalin bulunmadığı, nemalandırmaya uygulanacak faiz oranında müdürlüğün takdir hakkına sahip olmadığı, bu nedenle icra memuruna kusur atfedilemeyeceği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı Bakanlığın, vatandaşın mülkiyet hakkını korumaya yetmeyecek düzeyde diğer davalı Banka ile nemalandırmaya ilişkin protokol imzaladığını, mülkiyet hakkını korumaya ilişkin Anayasal yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu yükümlülük ihlalinin sonucu olarak icra müdürlüğünün kusuru olup olmadığına bakmaksızın doğrudan doğruya Bakanlığının tazminat ödemesi gerektiğini, Kanundaki boşluğu doldurma yetkisinin Yargıtayın görevi olduğunu, aksi kabulde ise İİK madde 134/5'in, hukuki dayanaktan yoksun Adalet Bakanlığı Genelgesinin ve davalılar arasındaki protokolün Anayasanın 5. maddesine aykırı olduğunu, bu nedenle somut norm denetimine yönelik işlem başlatması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihale bedelinin vadeli hesapta tutulurken düşük faizle nemalandırılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davaya konu taşınmazın ihale ile davacıya satıldığı, ihalenin feshi davası açılması üzerine İcra Memurunun 134/8. maddesi uyarınca satış bedelinin davalı Bankada açılan vadeli hesaba aktarılarak nemalandırıldığı, ihalenin feshine dair Mahkeme kararının kesinleşmesi ile birlikte bu bedelin nemasıyla davacıya ödendiği, dolayısıyla icra memurunun yasa gereği davalı Bankaya talimat vermiş olması nedeniyle hukuka aykırı bir işleminin bulunmadığı anlaşılmakla davacının davalı Bakanlığa yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dairemizin 29.05.2025 tarihli ve 2024/3792 E., 2025/3167 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere ihale bedelinin bankada nemalandırılmasını öngören İİK'nın 134. maddesinde ihale alacaklısının zarara uğramaması amaçlandığından kamu bankalarınca vadeli hesapta ihale bedelinin TCMB'na bildirilen tabela faiz oranlarının değil fiilen uygulanan mevduat azami faiz oranlarının uygulanması gerekir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, uzman bilirkişiden denetime elverişli rapor alınarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davalı Banka yönünden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin davalı Bakanlığa yönelik temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.