Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2324 E. 2025/5449 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2324
Karar No
2025/5449
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/81 E., 2025/502 K. DAVA TARİHİ : 07.10.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/417 E., 2024/479 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 08.12.2022 tarihinde ilgili adresteki konutu davalının kardeşi olan dava dışı ...'den satın aldığını, müvekkili bu konutu satın aldığında konutta dava dışı kiracının aylık 2.000,00 TL bedelle kiracı olarak oturduğunu, müvekkilinin dava dışı kızının ihtiyacı sebebiyle dava dışı kiracıya evi tahliye etmesini ihtar etmesine rağmen evin boşaltılmadığını, dava dışı kiracı aleyhine de tahliye davası açılması için arabuluculuğa başvurduğunu ve yasal sürecin devam ettiğini, müvekkili adına dava dışı eşi ... ile davalı arasında akdedilen 28.11.2022 tarihli Taşınmaz Ön Satış Ve Emlak Komisyonculuğu Sözleşmesi'nin 11. maddesi uyarınca davalının satıcı olan kardeşi dava dışı ...'ye ait davaya konu konutun satış tarihinden itibaren iki ay içinde tahliyesini taahhüt etmesine rağmen dava dışı kiracının bu konuttan tahliye edilemediğini, bu şekilde müvekkilinin zarara uğratıldığını, davalının kardeşi olan dava dışı ... adına taahhütte bulunmasına karşın bu vaadini yerine getirmediğinden dolayı müvekkilinin aylık en az 6.000,00 TL zarara uğradığını, davalıya 01.09.2023 tarihli ihtarnameyi göndermesine karşın davalının ihtara cevap vermediği gibi müvekkilinin zararını da tazmin etmediğini, sözleşmenin 11. maddesi uyarınca kabul ettiği satış tarihinden iki ay sonraya denk gelen 28.01.2023 tarihinden itibaren başlamak üzere dava tarihine kadar geçen süre için müvekkilinin mahrum kaldığı kira farkını tazmin etmesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL maddi zararın ihtar tarihi olan 03.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 24.06.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 48.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı; usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tapu satış işleminin 08.12.2022 tarihinde yapıldığı, taşınmazda 01.10.2022 tarihli kira sözleşmesi ile dava dışı kiracının ikamet ettiği, sözleşme ile taşınmazın satış tarihinden itibaren 2 ay içinde boş olarak teslim edileceğinin, kiracının tahliyesine ilişkin işlemlerin satıcı tarafından yapılacağının ve tahliyesinin sağlanacağının taahhüt edildiği, taşınmazın boş olarak teslim edildiğine ilişkin bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı, davalının 28.11.2022 tarihli davaya dayanak sözleşmenin tarafı olmadığı, sözleşmenin davacı temsilcisi olarak dava dışı ... tarafından imzalanmasına rağmen sözleşmenin davacıyı bağladığı, aynı şekilde söz konusu sözleşme dava dışı taşınmaz sahibi ... adına davalı tarafından akdedilmiş olup bu sözleşmenin dava dışı ...'yi bağladığı, davalı hakkında her hangi bir hüküm ve sonuç doğurmadığı, zaten sözleşme gereği taşınmazın tapuda devrinin hak ve borç sahibinin dava dışı ... tarafından gerçekleştirildiği, yetkisiz temsil veya vekaletsiz iş görme halinin somut olayda iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda 28.11.2022 tarihli Taşınmaz Ön Satış ve Emlak Komisyonculuğu Sözleşmesinin davacının eşi dava dışı ... tarafından alıcı vekili sıfatıyla imzalandığı gibi davalı tarafından da satıcı olan dava dışı ... adına imzalandığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583. maddesi gereğince, sözleşmede kefil olunan azami miktarın, kefalet tarihi ve kefil sıfatıyla yükümlülük altına girildiğinin kefil tarafından el yazısı ile belirtilmesi şartlarının bulunmaması nedeniyle kefalet hükmünün somut olayda geçerli olmadığı ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; sözleşme serbestisi kuralı uyarınca davalının dava dışı kardeşi adına kefalet ve vekaletsiz işgörme hükümleri çerçevesinde imzaladığı sözleşmenin davalıyı bağladığını, Derece Mahkemelerinin kabul ve değerlendirmesinin hatalı olduğunu, müvekkili ile davalı arasında yapılan sözleşme yazılı bir sözleşme olduğundan dolayı 6098 sayılı Kanunun 583. maddesi bağlamında geçerli ve bağlayıcı bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin asıl borçlusu davalı olduğundan husumetin davalıya yöneltilmesinin hukuka uygun olduğunu, davalının sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde müvekkilinin eşi ile yaptığı sözleşme ile dava dışı kardeşine ait konutun satışını kolaylaştırdığını, davalının, kardeşi olan dava dışı ... adına üstlendiği edimini yerine getirmeyerek ve 28.01.2023 tarihinden itibaren dava tarihine kadar konutun içinde bulunan kiracının tahliyesini sağlamayarak müvekkilini maddi yönden zarara uğrattığını, dava konusu sözleşme dava dışı ... ile imzalanmadığından davanın bu kişiye yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalının süresi içinde husumet itirazında bulunmaması, davaya cevap vermemesi ve herhangi bir delil de sunmaması karşısında Mahkemenin res'en husumet yokluğundan davanın usulen reddine karar vermesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taşınmaz satım sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyiz olunan karardaki gerekçeye, 28.11.2022 tarihli Taşınmaz Ön Satış ve Emlak Komisyonculuğu Sözleşmesinin davacının eşi dava dışı ... tarafından alıcı vekili sıfatıyla imzalanmasına, davalı tarafından da satıcı olan dava dışı ... adına imzalanmasına, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583. maddesi gereğince, sözleşmede kefil olunan azami miktarın, kefalet tarihi ve kefil sıfatıyla yükümlülük altına girildiğinin kefil tarafından el yazısı ile belirtilmesi şartlarının da somut olayda yer almamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2324, K. 2025/5449, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-2324-e-2025-5449-k-962f2c9bf2ef