Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2270 E. 2025/6052 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2270
Karar No
2025/6052
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/168 E., 2024/387 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; turizm teşvik belgesi sahibi olan dava dışı şirkete, ilgili mevzuat gereği indirimli tarife uygulanmakta iken dava dışı Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının mevzuat değişikliğine dair yazısı üzerine indirimli tarife yerine normal tarife uygulanmaya başlandığını, dava dışı şirketin açtığı alacak davasının kesinleşmesi üzerine, müvekkili şirketin normal tarife ile indirimli tarife arasındaki farkı dava dışı işletmeye ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek; dava dışı şirkete ödenen 212.927,52 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu'nun (2634 sayılı Kanun) 16. maddesinde "Turizm belgeli yatırım ve işletmeler elektrik, gaz ve su ücretlerini o bölgedeki sanayi ve meskenlere uygulanan tarifelerden en düşüğü üzerinden öderler" düzenlemesine yer verildiğini, 16.07.2009 tarihine kadar davalı İdareden belgeli yatırım ve işletmelerin normal tarife üzerinden ödedikleri enerji bedeli ile en düşük tarife arasındaki farkın Başbakanlık Hazine Müsteşarlığınca ödendiğini, 16.07.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2009/15199 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bu uygulamaya son verildiğini, daha sonra 29.06.2010 tarihli ve 237626 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2010/478 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile bu kararda belirtilen esaslar çerçevesinde 16.07.2009 tarihinden itibaren normal tarife ile en düşük tarife arasındaki farkların müvekkili bütçesine konulacak ödeneklerle ödenmesinin öngörüldüğünü, ilgililerin başvuru yapmaları halinde ilgili dönemden Bakanlar Kurulu Kararları çerçevesinde faydalanabileceklerini, ancak bu başvuru yapılmadan ve şekil şartı yerine getirilmeden doğrudan dava yoluna gidilmesi nedeniyle talebin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu ödemeye ilişkin herhangi bir belgenin taraflarına tebliğ edilmediğini, ödeme tarihi konusunda bilgileri bulunmadığından zamanaşımı itirazında bulunduklarını, istenen değişken oranlı işlemiş ve işleyecek avans faizi talebinin yasaya aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.06.2014 tarihli kararıyla; davacının ödemek zorunda kaldığı rücu alacağından davalıyı sorumlu tutulamayacağı ve husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; karar karşı, davacı vekili ile davalılardan Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20.02.2018 tarihli ilamıyla; "2002/4100 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında "2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunun 16. maddesine göre turizm belgeli yatırım ve işletmelere en düşük tarife üzerinden elektrik enerjisi verileceği, gelir kaybı tutarının, ilgili abone grubu aylık ortalama satış fiyatı ile uygulanan satış fiyatı arasındaki fark kadar belirleneceği ve gelir kaybının tutarı ile buna ilişkin KDV miktarının ilgisine göre Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye ve Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş.'ye ait olduğu yılın veya izleyen yılın genel bütçesine konulacak ödenekten Hazinece karşılanacağı” ve yine 06.10.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2006/19021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın Turizm yatırımları başlıklı 10. maddesinde: “Turizm Yatırım veya Turizm İşletme belgeli turizm yatırımları veya işletmelerinin 2004 yılı Nisan ayından sonraki elektrik enerjisi giderlerinin, şantiye dönemi de dahil olmak üzere o bölgedeki mesken ve sanayi abonelerine uygulanan tarifelerden en düşüğü ile kendi abone grubuna uygulanan tarife arasındaki farkın Hazinece karşılanacağı” düzenlenmiş iken; daha sonra, 29.06.2010 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2010/478 sayılı Turizm Belgeli Yatırım ve İşletmelere Elektrik Enerjisi Desteği Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı'nın 3. maddesinde “Elektrik enerjisi desteği ödemelerinin, ... bütçesine konulacak ödenekten karşılanacağı”, 7. maddesinde de “12.04.2002 tarihli ve 2002/4100 sayılı Kararnamenin eki kararın 2 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin yürürlükten kaldırıldığı” düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra, anılan 2010/478 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın “Yürürlük” başlıklı 8. maddesinde ise; “Bu karar 16.07.2009 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinden itibaren yürürlüğe girer.” hükmü yer almaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, rücuya esas olan Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/563 Esas, 2010/243 Karar sayılı dosyası ile, davacı ... Turizm Otelcilik Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı .... Elektrik Dağıtım A.Ş. aleyhine 10.12.2009 tarihinde şirkete ait hotel işletmesinin turizm işletme belgesi bulunduğundan 08.08.2008-05.10.2009 dönemi elektrik tüketimlerinden 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve 2002/4100 sayılı kararnameye aykırı olarak sanayi tarifesi yerine ticarethane tarifesinden tahakkuku ve tahsil edildiğinden fazladan tahsil edilen 121.587,59 TL'nin istirdadına ilişkin dava açıldığı, 15.06.2010 tarihinde verilen karar ile davanın kabulüne, 121.587,59 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verildiği, kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 19.04.2011 tarihli ilamı onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Yine, .... İcra Müdürlüğünün 2010/34548 sayılı takip dosyası ile alacaklı .... Turizm Otelcilik Tic. Ltd. Şti. tarafından borçlu .... Elektrik Dağıtım A.Ş. aleyhine Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/563 Esas, 2010/243 Karar sayılı ilamına dayanarak alacağın tahsili amacıyla ilamlı icra takibi başlatıldığı, borçlu BEDAŞ tarafından ferileriyle birlikte toplam 211.015,17 TL'nin 12.08.2011 tarihinde ödendiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından, davacı BEDAŞ'ın ödemek zorunda kaldığı elektrik enerjisi desteğinin (normal tarife ile indirimli tarife arasındaki farkın), 08.08.2008-05.10.2009 tarihleri arasındaki faturalara ilişkin olduğu, yapılan ödemenin BEDAŞ için gelir kaybı olduğu, yasal düzenlemeler ile bu gelir kaybının idareye rücu şeklinde geri ödenebileceği anlaşıldığına göre; Mahkemece, yukarıda belirtilen 2010/478 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince 16.07.2009 tarihinden itibaren normal tarife ile düşük tarife arasındaki farkların Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine konacak ödenekten ödenmesinin öngörüldüğü, bu nedenle 16.07.2009 tarihinden sonraki faturalar için Kültür ve Turizm Bakanlığının sorumlu olması gerektiği gözetilerek ve bilirkişiden bu döneme ilişkin hesaplamayı içerir rapor alınarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davalılardan ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş" gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin 22.11.2022 tarihli kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile 56.110,37 TL'nin 11.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Bakanlıktan tahsiline, davalı Hazine Müsteşarlığına yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.09.2023 tarihli ilamıyla; "... Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine ve bozmaya uygun karar verilmiş olmasına göre davacı vekili ve davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; a- Mahkemece, Dairenin 20.02.2018 tarihli, 2015/15481 Esas ve 2018/1098 sayılı bozma kararı sonrası 05.11.2019 tarihli celsede, davalı T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı yönünden tefrik kararı verilmiş olmasına ve yargılamaya İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/317 Esas, 2019/538 Karar sayılı dava dosyasında devam edildiğinin beyan edilmiş olmasına göre eldeki dava dosyasında davalı T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı yönünden mükerrer hüküm tesis edilmesi ve bu davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. b- Davacı, dava dışı şirket tarafından Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/563 Esas ve 2010/243 Karar sayılı dosyasında açılan ve aleyhine sonuçlanan dava sonucunda Beyoğlu 3. İcra Müdürlüğünün 2010/34548 sayılı takip dosyasına 12.08.2011 tarihinde 211.015,17 TL ödemede bulunmuştur. Davacı, dava dilekçesinde ödeme tarihinden itibaren faiz isteminde bulunmuştur. Rücu yoluyla ödetilmesi istenen davalarda davacının zararının ödeme gününde oluştuğu benimsenerek, kabul edilen tazminata ödeme gününden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekir. Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin dava tarihinden işleyecek yasal faize karar verilmiş olması doğru değildir. 3. Davalı ... Bakanlığının diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin 1 inci fıkrasının (j) bendi uyarınca genel bütçeye dahil idarelerin bütün işlemlerinin harçtan müstesna olduğuna dair yasal düzenleme yer almaktadır. Şu durumda; davalı ... yukarıda açıklanan yasal düzenleme dikkate alındığında harçtan muaf kurumlar arasında yer almasına rağmen yargılama giderleri hüküm altına alınırken oranlama yapılarak başvurma harcının bir kısmının davalı idare üzerinde bırakılması doğru değildir. Mahkemece, davalı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına ve davacı tarafından yatırılan başvurma harcının ve peşin harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ödemek zorunda kaldığı normal tarife ile indirimli tarife arasındaki farkın, 08.08.2008-05.10.2009 tarihleri arasındaki faturalara ilişkin olduğu, yapılan ödemenin gelir kaybına sebebiyet verdiği, yasal düzenlemeler ile bu gelir kaybının idareye rücu şeklinde geri ödenebileceği, 2010/478 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince 16.07.2009 tarihinden itibaren normal tarife ile düşük tarife arasındaki farkların davalı Bakanlık bütçesine konacak ödenekten ödenmesinin öngörüldüğü, bu nedenle 16.07.2009 tarihinden sonraki faturalar için davalı Bakanlığın sorumlu olması gerektiği, bu döneme ilişkin hesaplamayı içerir mahiyette bilimsel teknik ve verilere uygun kök ve ek raporuyla; "Kültür ve Turizm Bakanlığının, İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2010/34548 Esas sayılı icra dosyasına ödenen bedelin 55.614,78 TL'sinden ve Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/563 Esas sayılı dosyasının temyiz harcı ve temyiz masraflarının 495,59 TL'sinden sorumlu olduğu" tespit edildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne; 56.110,37 TL'nin 15.08.2011 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili, hüküm altına alınan faizin türünün hatalı olduğunu, ödeme yapılan tarihten itibaren işleyecek değişik oranlı avans faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiğini, davalının temyiz sebeplerinin daha önce Yargıtay tarafından incelenerek bozma kapsamı dışında kaldığını ve kesinleştiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir. 2. Davalı vekili; raporlara itirazlarının dikkate alınmadığını, 2010/478 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 4. maddesinde yer alan “Belgeli yatırım veya işletmelere ait elektrik enerjisi giderlerine ilişkin farkın Bakanlıkça karşılanabilmesi için, belge sahiplerinin ilk müracaatlarında aşağıdaki bilgi ve belgelerle il müdürlüklerine başvurmaları gerekir.” düzenlemesindeki başvuru şartlarına uyulmadığından müvekkilinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, lehine nispi yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2634 sayılı Kanun kapsamında indirimli tarifeden faydalanan dava dışı 3. kişi tarafından açılan davada neticesinde ödenen bedelin rücuen tazmini istemine ilişkindir. Yargıtay incelemesiyle bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Kesinleşmiş olan bu kısımlar lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Mahkemece; uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş olmasına, özellikle davacının değişen oranlı avans faizine ve davalının başvuru şartlarına uyulmadığına dair temyiz itirazların, bozma ilamı kapsamı dışında kalarak kesinleştiği ve usuli kazanılmış hak oluşturmasına, hükmedilen vekalet ücretinin yerinde bulunmasına, kararın "Delillerin Değerlendirilmesi, Hukuki Sebepler ve Gerekçe" başlığında "211.015,17 TL'nin 12.08.2011 tarihinde ödendiği" ve "ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile" şeklindeki ifadelere rağmen "Hüküm" başlığı altında sehven "15.08.2011 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte" ifadesinin mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olduğunun anlaşıldığına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2270, K. 2025/6052, T. 10.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-2270-e-2025-6052-k-9506e405b5cb