Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1945 E. 2025/3949 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1945
Karar No
2025/3949
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/132 E., 2024/1229 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait olan kız öğrenci yurdunda 2011 yılından 2018 yılı sonuna kadar kiracı olduğunu, bütün kira bedellerini ödemesine rağmen davalının kira bedellerinin ödenmediğinden bahisle kira sözleşmesi yapılırken imzalanan 400.000,00 TL bedelli teminat senedinde oynamalar yaparak 13.12.2018 tarihinde senede dayalı icra takibi başlattığını, takip üzerinden alınan ihtiyati haciz kararı doğrultusunda 17.12.2018 tarihinde hacze gelindiğini, haciz baskısıyla aynı tarihli protokol düzenleyerek içinde bulunan bütün malzemeleriyle kiralananı, yurt açma izin belgesini ve ayrıca 15.01.2019 tarihli 200.000,00 TL bedelli senet ile 15.03.2019 tarihli 25.000,00 TL bedelli senet olmak üzere 2 adet senedi verdiğini, borcun hepsinin biteceği konusunda anlaşmaya vardıklarını, yurt açma izin belgesini devir sözleşmesi ile davalıya devrettiğini, 225.000,00 TL ödeme yaparak senetleri geri aldığını, davalı taraf bir ay içinde yasal işlemleri tamamlamadığından 16.01.2019 tarihi protokol ile daha sonra tekrar vermek üzere yurt açma izin belgesinin tekrar müvekkili üzerine alındığını, bu işlemin 17.12.2018 tarihli protokolün fesih edildiğine dair bir anlaşma olmadığını, bütün edimleri yerine getirdiği için davalının alacaklı olduğu icra dosyası kapsamında hesaplarına konan hacizleri 20.12.2018 tarihinde kaldırıldığını, icra dosyasında 23.09.2019 tarihine haciz işlemi yapılmadığını, 23.09.2019 tarihinde anlam verilemeyen bir şekilde daha önce işletilen ve davalıya teslim edilmiş olan kız yurdunda haciz işlemi uygulandığını, davacı aleyhine tasarrufun iptali davası açıldığını, aralarında kira ilişkisi dışında başkaca bir ilişki bulunmadığını ileri sürerek; 17.12.2018 tarihli protokol uyarınca tüm edimlerin yerine getirilmesi ve istediği an yurt açma izin belgesinin davalıya geçecek olması sebebiyle bunun dışında bir borcunun bulunmadığının tespitini, icra takibine konu senedin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacının kira bedellerini ödememesi üzerine bir kısım borçları için verdiği bononun takibe konulduğunu, ihtiyati haciz sırasında borca itiraz etmeyen davacı borçlunun kiralananın kendisine ait olmadığını beyan ettiğini, görüşmeden sonra teminatın iadesine muvafakat ettiğini, yapılan uzun görüşmeler neticesinde borç hesabı çıkartılarak 31.12.2018 tarihine kadar olan borç tutarı ile ödeme şartları üzerinde anlaşmaya varıldığını, tüm ödemeler dikkate alınarak bakiye borcun hesaplandığını ve mutabakata varıldığını, takip konusu senet bedelinin 400.000,00 TL olup protokolde çıkarılan borç üzerinden 590.000,00 TL'nin 31.12.2019 tarihine kadar asıl borçları kapsadığını, takip masraflarının protokol dışında tutulduğunu, 31.12.2019 tarihine kadar olan borcun toplam tutarının 590.000,00 TL olduğunun davacının kabulünde olduğunu, davacının protokol hükümlerine uymadığını, yurdu ruhsat ve eşyalarıyla teslim etmediğini, eşyaları üçüncü şahıslara satarak eylemli olarak protokolün feshedilmesi ve ifasının artık imkansız hale gelmesi sebebiyle takibe devam edildiğini, yurdun eşyalarını üçüncü şahıslara satması sonucunda işletme devir sözleşmesinin iptal edildiğini, alacaklıya devir yapılmadığını, yurt ve yurdun eşyalarının teslim edilmediğini, eylemli olarak protokolün feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli kararıyla; taraflar arasında imzalanan 17.12.2018 tarihli protokol ile 590.000,00 TL borcun bulunduğunun, yurdun işletme ruhsatı ve yurt binasında bulunan menkullerin değerlerinin 350.000,00 TL olarak kabul edildiği, kalan 240.000,00 TL'ye karşılık toplam 225.000,00 TL'lik iki adet senet verileceğinin ve senet bedellerinin vadesinde ödenmesi şartı ile bakiye 15.000,00 TL'den feragat edileceğinin kabul edildiği, 350.000,00 TL değer belirlenen yurt işletme ruhsatı ve yurdun içinde bulunan menkullerin dava tarihi itibariyle davalı kiraya verene devredildiğini yahut davalı tarafın yurt açma izin belgesini almaktan kaçınarak temerrüde düştüğünü gösteren bir belge sunulmadığı, protokol ekinde sayılan menkullerin davalıya teslim edildiğine ilişkin bir teslim tesellüm tutanağının da bulunmadığı, buna göre 350.000,00 TL değer biçilen yurt işletme ruhsatının ve menkullerin devredilmemiş olması nedeniyle davalıya 350.000,00 TL ödeme yapılmış sayılmasının mümkün olmadığı, protokol ile kabul edilen 590.000,00 TL'lik borca karşılık 225.000,00 TL ödendiğinin davalı yanın da kabulünde olduğu, 590.000,00 TL olarak belirlenen tutarın içinde huzurdaki davaya konu icra takip dosyasından talep edilen 400.000,00 TL'lik senetten kaynaklanan borcun da dahil olduğunun davalı vekili tarafından kabul edildiği, 590.000,00 TL'lik borca karşılık yapılan 225.000,00 TL'lik ödemenin icra dosyası borcuna karşılık mı yoksa icra dosyası dışında kalan ve taraflarca tespit edilen diğer borçlara karşılık mı yapıldığı hususunda davacı borçlunun bir beyanı bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 102. maddesi uyarınca muaccel borçlara karşılık olarak yapılmış 225.000,00 TL kısmi ödemenin mevzuat uyarınca öncelikle ilk olarak takip edilen borç için yapılmış sayılması gerektiği, davalı vekilinin icra dosyasına beyan ettiği 35.000,00 TL'lik ödemenin 225.000,00 TL'lik ödemenin içinde olan bir ödeme olması sebebiyle ayrıca borçtan mahsubu yapılmayacağı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalar neticesinde dava tarihi itibariyle davacının toplamda 297.594,74 TL bakiye borcunun bulunduğu, icra dosyasında 120.941,14 TL borçlu olmadığı, yapılan protokole rağmen akdi yükümlülüklerini yerine getirmeyen alacaklıyı zor durumda bırakan borçlu aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davacının takip dosyasında 120.941.14 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, reddedilen asıl alacak olan 259.451.24 TL’nin %20’si oranındaki kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş; karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 21.12.2022 tarihli kararıyla; davacı tarafın takipten dolayı 259.451,24 TL borç bakiyesinin bulunduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairenin 22.11.2023 tarihli ilamıyla; davacı vekilinin temyiz itirazları reddedildikten sonra, taraflar arasındaki 17.12.2018 tarihli "protokol" başlıklı belgede; 31.12.2018 tarihi itibarı ile bakiye kira borcun toplam 590.000,00 TL olduğunun, davacı kiracının yurdun işletme ruhsatını 17.12.2018 tarihi itibarı ile 350.000,00 TL bedel karşılığında, mevcut eşyaları ve demirbaşları ile birlikte davalıya noterde yapılan 17.12.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı işletme devri sözleşmesi ile harcının düşük ödenmesi amacı ile 2.000,00 TL değer gösterilerek devredildiğinin, esasen ruhsat ve menkullerin değerinin 350.000,00 TL olduğunun, yurdun 15.01.2019 tarihine kadar davacının işletmesinde olacağı ve bu tarihe kadar doğacak her türlü hukuki ve cezai sorumluluğun davacıya ait olacağının, bu tarihte işletme ve taşınmazın demirbaşları ile birlikte davalıya teslim edileceğinin, bakiye 240.000,00 TL kira alacağına karşılık 15.01.2019 vade tarihli 200.000,00 TL değerli bir senet ve 15.03.2019 vade tarihli 25.000,00 TL değerli senedin davalıya verileceğinin, bu senetlerin gününde ödenmesi halinde davalının bakiye 15.000,00 TL alacağından feragat edeceğinin, senetlerin ödenmesi ve taşınmaz ile menkul malların teslim edilmesi halinde davalının icra takibinden feragat harcı davacıya ait olmak üzere başkaca hiçbir hak ve talepte bulunmaksızın feragat edeceğinin, kira borçlarıyla ilgili olarak tarafların bu hükümlere göre sulh olduklarının düzenlendiği; 17.12.2018 tarihli devir sözleşmesi ile yurt açma izin belgesinin davalıya devredildiği, 16.01.2019 tarihinde taraflarca imzalanan fesihnamede 17.12.2018 tarihli işletmenin devri sözleşmesinin feshedildiğinin ve herhangi bir hak ve alacaklarının kalmaması sebebiyle tarafların birbirlerini karşılıklı olarak ibra ettiklerinin belirtildiği; bu kapsamda taraflar arasında imzalanan protokolde davacı kiracının yurdu işletme ruhsatı ve menkulleriyle birlikte devrinin 350.000,00 TL değerinde olduğu konusunda tarafların iradelerinin uyuştuğu, davacının protokolden kaynaklanan bu edimini ifa ettiğini ispatlayamadığı, takip konusu senet bedeli 400.000,00 TL olup 350.000,00 TL değerindeki edim yerine getirilmediği gibi protokol ile davacının bakiye 50.000,00 TL'den daha fazla borcu olduğunu kabul ettiği, hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; takip konusu borcun ödendiği ispat edilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle, İlk Derece Mahkemesi kararı davalı yararına bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyulan bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; teminat senedinin üzerinde oynama yapılarak takibe konduğunu, yurt açma izin belgesinin devredildiğini ve toplam 250.000,00 TL bedelli senetlerin imzalanarak ödendiğini, davalının kötüniyetli hareket ettiğini, davalının resmi işlemleri başlatamadığından izin belgesini daha sonra almak üzere tekrar davacıya devrettiği, sonrasında davalı tarafından böyle bir girişimde bulunulmadığını, protokolün feshine dair işlem yapılmadığını, davacı üzerine düşen edimleri yerine getirdiği için davalının icra dosyasında hacizleri kaldırarak 23.09.2019 tarihine kadar hiçbir işlem yapmadığını, davanın haksız olduğunu, davacının borcu bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, icra takibine konu borç dolayısıyla menfi tespit istemine ilişkindir. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının yeniden incelenemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1945, K. 2025/3949, T. 10.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1945-e-2025-3949-k-11070eba9e4b