Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1858 E. 2025/5384 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1858
- Karar No
- 2025/5384
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2148 E., 2025/686 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/11 E., 2024/357 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacıların babası ... 2013 yılında vefat ettiğini, muris ... 30.07.1998 tarihinde ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, 135 parselde yerde yer alan 16.100 m²'lik arsanın 1.000 m²'sini o günkü para ile 1.250.000.000,00 TL ye satın aldığını, murisin tamamen iyi niyetle satın aldığı, bu boş arsaya 2 normal katlı ve bodrum katlı teraslı villa yaptığını, davacıların eniştesi olan davalının ise arsa üzerindeki bu binanın davacı tarafça yapılmasına rağmen Çevre Şehircilik Müdürlüğüne başvurduğunu, aftan yararlanarak yapı kayıt belgesini kendi üzerine aldığını, uzun yıllardır çeşitli bahanelerle tapuyu devretmediğini, sonuçta belirtilen yerin davalı tarafından başkasına satıldığını, müvekkillerinin bu durumdan 05.01.2022 tarihinde haberdar olduklarını ileri sürerek; davacılara ait 1.000 m²'lik arsa ile bu arsa üzerine davacıların babası tarafından yapılan villanın güncel değerinin tespiti ile fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalması kaydıyla, denkleştirici adalet ilkesi dikkate alınarak şimdilik 1.000.000,00 TL'nin yasal faizi ile davalıdan tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların talebini açık ve net olmadığını, resmi şekil şartının yerine getirilmediğini, bu sebeple ilgili sözleşmenin geçersiz olduğunu, müvekkilini hiçbir şekilde bağlamadığını, davacıların babalarının davalıya karşı herhangi bir dava ikame etmediğini, tapunun adlarına tescili hususunda herhangi bir girişimde bulunmadığını, bu durumun da taraflar arasında bir husumet bulunmadığını ortaya koyduğunu, davacıların sırf arada akrabalık ilişkisi olması nedeniyle taşınmazın devrinin yapılmadığına dair iddialarının da doğru olmadığını, taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde parselin toplulaştırma sahası içinde olduğunu ve 3083 sayılı yasanın 6. maddesi gereğince kısıtlıdır şerhinin bulunduğunun anlaşılacağını, bu şerhin parselin satışına engel olduğunu, davacıların taşınmaza yapılan masraf kalemlerini müvekkilinden kötüniyetli olarak talep ettiklerini, davacıların bahsettikleri ağaçların müvekkili tarafından dikildiğini, sebepsiz zenginleşmeden bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin bedelin tamamını kendisi ödeyerek tapusu olmayan taşınmaza ilişkin yapı kayıt belgesi aldığını ve davacıların kendilerine ait olduğunu ileri sürdüğü yapının resmiyet kazanmasının dahi müvekkilinin iyiniyetli olarak masraf ve harcama yapması ile mümkün olduğunu, müvekkili kötüniyetli olarak hareket etseydi masraf yaparak yapı kayıt belgesi almayacağını, davalının yaptığı masraflara ilişkin hakkını saklı tuttuklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların murisi ... ile davalı ... arasında, 1000 m²lik taşınmaz alım satımına dair adi yazılı sözleşme yapıldığı, satın alan ... tarafından bu kısma ev yapılarak etrafının ağaçlandırıldığı, tapuda devrin yapılmadığı, buna göre dahili davalıların sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne; 143.375,35 TL yapı bedeli, 29.246,64 TL ağaç bedeli, denkleştirici adalet ilkesi gereği dava tarihindeki değeri olan 164.212,94 TL olmak üzere toplam 336.834,93 TL alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber dahili davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın bilirkişi raporuna itiraz ve istinaf dilekçesinde, ilgili kurumlara yatırılan harç ve bedellerin de davalılardan tahsilinin gerektiğini ileri sürmüş ise de, dava dilekçesinde arsanın rayiç bedeline ve taşınmaz için ödenen harç vs ödemelere ilişkin bir talebin ileri sürülmediği, diğer yandan 29.364,72 TL değerindeki bir kısım ağaçların dava konusu olmayan başka bir taşınmazda kaldığı, davacı tarafın davasını 1.000.000,00 TL dava değeri üzerinden açtığı, neticede Mahkemece taleple bağlılık ilkesi gereğince dava tarihi itibariyle, arsa için yapılan ödemenin denkleştirici adelet ilkesi gereğince dava tarihi itibariyle ulaştığı rakam 164.212,92 TL + 143.375,35 TL yapı bedeli + 29.246,64 TL ağaç bedelinden ibaret 336.834,93 TL itibariyle kısmen kabul hükmü kurulduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; taşınmazın müvekkillerine düşen kısmının mütemmim cüzlerle birlikte toplamda 651.986,71 TL olarak hesaplandığını, taşınmazın rayiç bedelinin ve ... Belediye Başkanlığına imar barışı için ödenen ve dosyada mevcut tahsilat makbuzlarından anlaşılan tutarların da davalılardan tahsiline karar verilmesinin gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, geçersiz taşınmaz satışı sözleşmesi gereğince ödenilen bedel ile taşınmaz üzerinde yapılan yapı ve dikilen ağaçların bedellerinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmasına, taraflar arasındaki tapuya kayıtlı taşınmazın haricen satışına ilişkin sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle taşınmazın rayiç bedeli yerine sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödenen paranın denkleştirici adalet ilkesi gereğince ulaştığı miktara hükmedilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.