Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1610 E. 2025/5299 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1610
- Karar No
- 2025/5299
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2053 E., 2024/1529 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/555 E., 2022/257 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl davada; davacı şirketin, davalı OSB içinde ticari faaliyette bulunduğunu, davalı tarafından elektrik ve doğal gaz borcu nedeniyle davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ödeme emri tebliğ edilerek kesinleştiğini, davacı şirketin davalının sunmuş olduğu hizmetlerden yararlandığını ve faturalarını düzenli olarak ödediğini, davalının aleyhinde ödenmemiş fatura alacakları için asıl alacağa eklediği niteliği itibariyle faiz olan gecikme zammı ile birlikte talep ederek icra takibi başlattığını, takipten sonra yapılan ödemelerin borçtan düşülmediğini, icra takibinde %7 gecikme temerrüt faizinin hangi yasaya dayanılarak istendiğinin açıklanmadığını, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla gecikme zammı uygulanması ve takip sonrasında da sabit oran üzerinden faiz talep edilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafından elektrik ve doğal gazın kesildiğini ileri sürerek; davacı aleyhine başlatılan icra takibinde davacı şirketin davalıya 519.154,82 TL ve fer'ileri ile borçlu olmadığının tespitine ve davalı lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili; davalı şirketin Mayıs 2001- Aralık 2001 ayları arasında tüketmiş olduğu elektrik enerjisi için 14 adet faturadan dolayı davacı şirkete 225.188,35 TL borçlu olduğunu, davacının borcu OSB Müdürlüğüne temlik ettiğinin davalı şirkete bildirildiğini, temliknameye istinaden OSB tarafından icra takibi başlatıldığını, davalının takip dosyasındaki borca değil, faiz oranına şikayet yoluyla itiraz ettiğini, icra takibindeki kesinleşmiş bulunan elektrik ve doğal gaz alacaklarının ayrılmasına ilişkin talepte bulunduklarını, alacağın zamanaşımına uğramadığını ileri sürerek; davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili asıl davada; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin icra takibine itiraz etmemesi nedeniyle, takibin kesinleştiğini, borcun kesinleşmesine rağmen borçlunun daha sonra borçlu bulunmadığını ileri sürerek olumsuz tespit davası açamayacağını, davacı şirketin 2. İcra Mahkemesine 2013/654 E. sayılı şikayet davası açtığını, dava tarihi itibariyle toplam borcun 2.309.378,60 TL'sinin karar altına alındığını ve 13.02.2004 günlü kararın kesinleştiğini, kesinleşen karar doğrultusunda davacının menfi tespit davası açma hakkı olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili; davacının iddialarını kabul etmediklerini, takibe konu borcun tamamına ve tüm ferilerine yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini savunarak, davanın reddi ile davalı lehine tazminata hükmedilmesini dilemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından 2016/3945 E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 195.739,89 TL asıl alacak ve 496.663,27 TL işlemiş faiz ile takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz yönünden devamına, kabul dışı kalan talebin reddine, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan asıl alacak olan 195.739,89 TL'nin %20'si oranında 39.147,97 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı asıl dava davacısı ve birleşen dava davacısı vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme tarafından verilen kesin süre içinde, asıl davacı (birleşen dosya davalısı) vekili tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 344. maddesi gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle, asıl dava davacısının istinaf taleplerinin reddine, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kök ve ek raporun, hüküm kurmaya ve istinaf denetimine elverişli olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, hükme esas alınan bilirkişi raporları ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, Mahkemece; kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden, birleşen davacı (asıl dosya davalı) vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davacı vekilleri ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Asıl dava davacısı vekili; temyiz harçlarını süresinde yatırdıklarını, buna rağmen esasa ilişkin olarak da asıl davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, birleşen davada ise herhangi bir borçlarının bulunmaması nedeniyle kabul karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir. 2.Birleşen dosya davacısı vekili; bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, icra dosyasında alacak ve işletilen takip öncesi faiz eksik hesaplanmak sureti ile bu sonuca ulaşıldığını, işlemiş faiz hesabında KDV'nin eklenmesi gerektiğini belirterek, birleşen davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl davada menfi tespit, birleşen davada ise alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle asıl dava davacısının süresinde istinaf harçlarının yatırılmamış olması nedeniyle istinaf yoluna başvurmamış sayılmasına karar verilmesinin yerinde bulunmasına, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda karar verildiğinin anlaşılmasına göre, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının asıl davada davacı/bileşen davada davalı vekiline yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.