Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1592 E. 2025/4984 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1592
- Karar No
- 2025/4984
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/303 E., 2024/430 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl davada; taraflar arasında yapı denetim ve hizmet sözleşmesinin yapıldığını, sözleşme uyarınca .. İlçesi Bağlıca Mahallesinde bulunan imarın 467 71... parselini teşkil eden taşınmazın denetlenmesi karşılığında ödeme yapılması hususunda anlaşmaya varıldığını, sözleşmeden doğan edimlerini noksansız yerine getirdiğini, ancak davalılar tarafından ödenmesi gereken alacağın ödenmediğinden davalılar hakkında icra takibine girişildiğini, borçluların takibe itiraz ettiklerini beyanla itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına ve %40 tan az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen davada; asıl davada ileri sürülen nedenlerle muris ... mirasçılarına karşı alacağın tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; zamanaşımı itirazında bulunarak taraflar arasında imzalanan bir sözleşme olmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmenin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere yapı denetim hizmet sözleşmesinin kooperatif ile davacı arasında 24.08.2005 tarihinde imzalandığını, 28.09.2000 tarihli .. Noterliğinden düzenleme şeklinde sunulan vekaletnamedeki vekalet verenlerden ...'ın vefat ettiğini, davacının denetim yapmadığını, denetim yapılmadığı için ruhsatsız imalatları da görmediğini, gördü ise durdurmadığını, ceza uygulamasından da proje dışı imalat yapılmasından da yapı denetim firmasının sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.04.2016 tarihli kararıyla; 467 71... parsel üzerinde inşa edilecek olan yapının denetimi için 24.08.2005 tarihli sözleşmenin imzalandığı, oysa .. ilçesi .. Mahallesinde bulunan 46773/1, 46769/1, 46770/1, 46771, 46788, ... no.lu parsellerinin birleştirildiği ve ... nolu parsel haline geldiği, ortada 46 77... nolu parselin fiilen bulunmadığı, parsellerinin birleştirildiği, yüklenici kooperatif ile davacı arasındaki sözleşmenin kurallara, usul ve yasaya uygun yapılmadığı, davacının eser sözleşmesine dayalı olarak imzalanan yapı denetim sözleşmesinde mali yükümlülükleri yüklenici - kooperatifin üstlendiğini bildiği, kaldı ki hizmetin süresinin 24.08.2005 tarihinde yapı kullanma izninin alındığı tarihe kadar olduğu, yapı ruhsatı alındıktan sonra iki yıl içinde inşaata başlanmadığı veya başlanıldığı halde 5 yılda bitirilemediği durumlarda bu sözleşmenin herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın sona ereceğinin yazılı olduğu, Sincan 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/299 E. sayılı dosyasında .. Belediyesi Encümeninin idari para cezasını içerir kararında yapı müteahidinin .. Yapı Kooperatifi olduğunun yazılı olduğu, taşınmaz üzerindeki binanın .. .. Yapı Kooperatifi tarafından yapıldığının anlaşıldığı, davalıların sadece taşınmazın hisseli sahipleri olduğu, bir kişinin taşınmaz üzerinde hissedar olmasının taşınmaz üzerinde yapılan ruhsatsız binayı inşaa ettiği ve imar kirliliği suçunu işlediği manasına gelmeyeceği, suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle arsa sahiplerinin beraatlerine karar verildiği, davalılar tarafından Ankara 3. İdare Mahkemesine Etimesgut Belediye Encümeninin 02.11.2010 tarihli ve 866 sayılı kararının iptali istemi ile ikame olunan davanın da imarın 467 70... parselinde ruhsatsız olarak yapılan yapının, bina şantiye inşaatına ilişkin olmaması nedeniyle yapı sahibi olan davacıların 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesi uyarınca 82.516,10 TL para cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, davalının arsa sahiplerinin inşaat alanındaki yapı denetime konu parsellerinin inşaat öncesi tevhid ile ... nolu parsel haline geldiği, davacı tarafın inşaatın yapıldığı ... nolu parselle ilgili taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme de yapılmadığı, tevhit yapıldığından eserin inşaatın yapıldığı parsellerin biri olan ... nolu parselin fiilen mevcut olmadığı, dolayısıyla yapı denetim sözleşmesinin usul ve yasaya uygun yapılmadığı, davaya konu edilen sözleşmedeki ada ve parsel numarası ile yapının inşa edildiği ada ve parsel numarasının farklı olduğu, davacı yapı denetim firmasının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, kaldı ki firmanın büyük ortağı ..'ın kooperatife müracaatı ile 24.04.2005 tarihinde üyeliğe kaydedildiği, yapı denetim şirketinin alacağı hizmet bedelinin ortaklığa aktarılarak üyeliğe kabul edildiği, 190.000,00 TL bedelin ..'ın ortaklık hesabına aktarıldığı, davacının taleplerini imzalanan sözleşmenin 8. maddesine göre ancak yasal süre içinde .. Konut Yapı Kooperatifine yöneltebileceği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Karar tarihine göre 15.04.2016 tarihli duruşmada tefhim olunan kısa kararda Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf dilekçesi sunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine gönderildiği yapılan istinaf incelemesi neticesinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 31.10.2018 tarihli ve 2017/2516 E. 2018/2068 K. sayılı ilamı ile Mahkemenin 15.04.2016 tarihli kararının kaldırılmasına dair karar verildiği bunun üzerine Mahkemenin 31.10.2019 tarihli kararıyla; evvelce verilen 2012/230 E., 2016/108 K. sayılı ilamın karar tarihinin 15.04.2016 tarihi olduğu, verilen karar üzerine temyiz kanun yoluna gitmesi gereken dosyanın istinaf dilekçesi verilmesi üzerine, istinaf dairesine gönderildiği, 6723 sayılı Kanun uyarınca karar tarihi 20.07.2016 tarihinden sonra olan kararların istinaf kanun yoluna tabii olduğu, bu tarihten önce verilen kararların tefhim ve tebliğ olunan karardaki gibi temyiz kanun yoluna tabi olduğu, Mahkemece evvelce verilen 15.04.2016 tarihli ve 2012/230 E., 2016/108 K. sayılı kararının temyiz kanun yoluna tabi olduğu anlaşıldığından, usulü eksikliğin tamamlanması yönünden esasın bu şekilde kapatılmasına, temyiz işlemleri yönünden eksikliğin giderilmesine, karar verilmiş ve Dairece verilen 12.10.2021 tarihli ilamla; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 31.10.2018 tarihli ve 2017/2516 E., 2018/2068 K. sayılı kararı ile Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.10.2019 tarihli ve 2018/723 E., 2019/492 K. sayılı kararlarının kaldırılması ve davacının asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davanın yapı denetim hizmet bedelinden davalı arsa sahiplerinin sorumlu olduğu gözetilerek ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri bir bütün halinde değerlendirilerek, yapılan keşif ve sonrasında alınan bilirkişi raporlarına istinaden davacının yapı denetim hizmeti verdiği açık olmakla, davalıların delil ve savunmaları, davacının ne kadar yapı denetim hizmet bedeline hak kazandığı hususunda gerektiğinde bilirkişiden yargı ve taraf denetimine elverişli yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. Dairenin 12.10.2021 tarihli bozma ilamına karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından asıl dava yönünden karar düzeltme isteminde bulunması üzerine Dairenin 19.04.2022 tarihli kararıyla; başlatılan icra takibinde ve takibe yapılan itirazın iptali için açılan asıl davada muris ... dışında diğer arsa sahipleri (mirasçılar) de borçlu-davalı sıfatıyla yer aldığından ve bu davalılar aynı zamanda alacak davasında da davalı (mirasçı) olarak yer aldığından bu davalılar ..., . ..., ... yönünden mükerrer olmamak üzere Mahkemece, itirazın iptali davası olan asıl dava ile birleşen alacak davasında, yapı denetim hizmet bedelinden davalı arsa sahiplerinin sorumlu olduğu gözetilerek ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri bir bütün halinde değerlendirilerek, yapılan keşif ve sonrasında alınan bilirkişi raporlarına istinaden davacının yapı denetim hizmeti verdiği açık olmakla, davalıların delil ve savunmaları, davacının ne kadar yapı denetim hizmet bedeline hak kazandığı hususunda gerektiğinde bilirkişiden yargı ve taraf denetimine elverişli yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; Dairenin 12.10.2021 tarihli ve 2020/10923 E., 2021/9901 K. sayılı ilamında sehven, asıl dava yönünden kararın onanmasına karar verildiği anlaşılmış olduğundan, davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairenin 12.10.2021 tarihli ve 2020/10923 E., 2021/9901 K. sayılı ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davada ...'ın icra takibinden önce vefatı sebebiyle onun yönünden davanın reddi gerektiği ve bozma ilamında arsa sahipleri arasında bir ayrım yapılmaması gözetilerek ve her iki davada davacının ... mirasçıları aleyhine aynı borca ilişkin talepte bulunduğu gerekçesiyle itirazın iptaline ilişkin asıl davanın ... yönünden reddine; ..., ... ve ... mirasçıları (..) yönünden kabulüne, Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2011/17926 E. sayılı dosyasında icra takibinin taleple bağlı kalınarak 104.897,00 TL üzerinden devamına, 104.897,00 TL üzerinden %20 oranında davalıların icra inkar tazminatına hükmedilmesine, birleşen davanın kabulüne, her iki davada talep aynı olmakla tahsilde mükerrer olmamak üzere 104.897,00 TL'nin davalılardan birleşen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 24.05.2005 tarihli tapudaki hisse oranlarında (... mirasçıları 1/5 oranında müştereken ve müteselsilen, ... 1/5, ... 1/5, ... 1/5, ... 1/5) tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili; davacı şirketin tek ortağının 2019 yılında vefat ettiğini, şirketin devam edip etmediğinin araştırılmadığını, kooperatif üyeleri de arsa sahibi sıfatını kazandığından malik sayısının arttığını, hizmeti yerine getirmediğini, mimari projeye aykırı yapı yapıldığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yapı denetim sözleşmesi gereğince ödenmeyen ücretin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali ve alacak istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle Dairemizin 19.04.2022 tarihli bozma ilamında "itirazın iptali davası olan asıl dava ile birleşen alacak davasında, yapı denetim hizmet bedelinden davalı arsa sahiplerinin sorumlu olduğu gözetilerek ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri bir bütün halinde değerlendirilerek, yapılan keşif ve sonrasında alınan bilirkişi raporlarına istinaden davacının yapı denetim hizmeti verdiği açık olmakla, davalıların delil ve savunmaları, davacının ne kadar yapı denetim hizmet bedeline hak kazandığı hususunda gerektiğinde bilirkişiden yargı ve taraf denetimine elverişli yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi.." hususu belirtilerek davacı yararına bozulduğu, bozma ilamı dışında kalarak kesinleşen hususların hukuken yeniden incelenmesine imkan bulunmadığı, bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporunun taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmakla davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesince; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını Mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez. Davacı tarafın inkar tazminatı talebinde bulunması üzerine Mahkemece, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmiş ise de, aynı zamanda Mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişi incelemesi yapılması sonucunda yapı denetim hizmetinin %85 oranından yerine getirildiği tespit edildiği anlaşılmaktadır. Diğer bir anlatımla, alacak yargılamayı gerektirmekte olup, likit olarak kabul edilemez. Bu nedenle Mahkemece; hüküm altına alınan alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici Madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde yer alan "104.897,00 TL üzerinden %20 oranında davalıların icra inkar tazminatına hükmedilmesine," ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "icra inkar tazminatı talebinin reddine" yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.