Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1455 E. 2025/5273 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1455
Karar No
2025/5273
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1734 E., 2025/55 K.

DAVA TARİHİ : 18.09.2013 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/363 E., 2021/904 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; avukat olan müvekkilinin 01.01.2009 tarihinde iştirakleri arasında davalı şirketin de yer aldığı ... Holding A.Ş. ile hukuk müşavirliği ücret sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin Holding'in ve davalı şirketin çok sayıda dava ve icra dosyalarını vekil olarak takip ettiğini, 31.03.2011 tarihinde anılan sözleşmenin müşavirlik hizmetini kapsayan bölümlerinin sözleşmeden çıkarılmasına karar verilip, devam eden davalar ve takipler ile sonuçlandırılan davalar ve takipler açısından avukat müvekkil ilişkisinin devam edeceği, 01.01.2009 tarihli sözleşmenin 1, 2, 3/3 ve 6/2 hariç tüm maddelerinin yürürlükte olduğunun kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinin “T.C. sınırları içindeki tüm dava takipleri, icra takipleri ile vekaletname ile yürütülecek tüm iş ve işlemler bu ücretin (müşavirlik ücreti) dışında olduğunu, böyle bir durumda para ile ölçülebilir işlerde bedelin % 15'i ve + KDV’si avukata peşin olarak ödenecektir. Para ile ölçülemeyen işlerde o tarihteki İstanbul Barosunun en az ücret çizelgesinde belirtilen ücret ödenecektir." şeklinde olduğunu, vekalet ilişkisi devam ederken İstanbul .... Noterliğinin 27.04.2012 tarih ve 5174 yevmiye sayılı azilnamesi ile müvekkilinin haksız olarak vekaletten azledildiğini ve vekalet ücretlerinin ödenmediğini, müvekkili tarafından vekaleten başlatılan Pendik 2. İcra Müdürlüğünün 2005/9883 E. sayılı alacaklısı davalı şirket olan 1.500.000 USD icra takibinin devam ettiğini, müvekkili tarafından yapılan bütün işlemlerden davalı şirketin haberdar olduğunu, bunun ... Holding A.Ş. icra komitesi üyesi dava dışı ........tarafından müvekkiline gönderilen 04.10.2011 tarihli e-postanın incelenmesiyle de görüleceğini, sözleşme uyarınca müvekkiline dava değerinin % 15'i ve KDV dahil vekalet ücreti ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla, İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2012/20608 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, haksız azil nedeniyle müvekkiline ödenmesi gereken 276.472,79 USD ve 74.687,51 TL'den ibaret avukatlık ücretinin takip talebinde belirtilen faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davaya konu icra takibinin başlatıldığı 2005 yılında taraflar arasında vekalete dair herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacının alacağına dayanak olarak gösterdiği sözleşmenin 2009 yılında akdedildiğini, 2009 yılında imza olunan bir sözleşme hükmüne dayanarak 2005 yılında yapılan bir iş için vekalet ücreti talep edilemeyeceğini, davacının azil sebeplerinden birinin özensiz ve ihmalkar davranışları nedeniyle şirketlerin hak kaybına uğramaları olduğunu, davacının ... Holding A.Ş.'ye bağlı şirketlerden dava dışı .... Denizcilik Gemi A.Ş.'den hizmet ücreti ve masraflar haricinde, 20.10.2006 tarihli davacının kendi el yazısı ile yazdığı ve imzaladığı "..." ibaresinin bulunduğu makbuzla 15.500,00 TL tahsil ettiğini, bu miktarın açıklaması sorulduğunda ise şirket yetkililerine "Hakimin odasını dekore ettim." şeklinde açıklamada bulunduğunu, bunun üzerine davacı avukat hakkında İstanbul ... şikayette bulunulduğunu, davacının muhtelif dava ve icra dosyalarına ilişkin olarak çeşitli tarihlerde aldığı 54.020,85 TL'yi şirkete iade etmediği gibi bu miktara ilişin herhangi bir makbuz, fatura veya dekont sunmadığını, davacının ... Holding A.Ş. bünyesinde bulunan tüm şirketlerin vekillik görevini üstlendiğinden, şirketlerden herhangi biri yönünden yaratılan güvensizliğin tüm şirketlerde güvensizlik yaratılmasına neden olduğunu, davaya konu icra takibinin müvekkil şirketin bilgisi dışında başlatıldığını ve henüz sonuçlanmadığını, davacıya duyulan güvenin sarsıldığını ve müvekkil şirketin davacıyı haklı nedenlerle azlettiğini, davacının herhangi bir vekalet ücretine hak kazanmadığını savunarak; davanın reddini, icra takibinin iptalini, davacı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 27.04.2012 tarihli azilnamedeki azil sebeplerinden birinin davacı avukatın davalı şirketin kardeş şirketinin hesabından çektiği 15.500,00 TL'yi neyin karşılığı olarak çektiğini açıklayamaması olduğu, davacının bu parayı bürodaki odasını dekore ettirmek için ödül olarak aldığını ve dekorasyon işini ... isimli firmaya yaptırdığı için para makbuzuna "..." yazdırdığını ancak muhasebe servisine veya dosyaya bu harcama ile ilgili fatura ibraz edemediği, tek başına bu olayın bile davalı şirketin davacıyı azletmesinin haklı olduğunu gösterdiği, dosya içerisinde bulunan İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/588 E., 2014/151 K. sayılı ve ....04.2014 tarihli kararında da davacı avukatın başka bir şirket tarafından azledilmesinin tartışıldığı ve azlin haklı olduğunun kabul edildiği bu ilamın Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 2015/620 E., 2016/1447 K. sayılı ve 26.01.2016 tarihli ilamı ile onandığını, İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/1304 E., 2019/443 K. sayılı dosyasında da davacı avukatın başka bir şirket tarafından azledilmesinin tartışıldığı ve azlin haklı olduğunun kabul edildiği ve bu ilamın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi 2020/997 E., 2021/875 K. sayılı ilamı ile onandığı, anılan kararlarda her ne kadar davalı taraf farklı olsa da azil aynı hukuki sebebe dayalı olarak aynı davacı yönünden gerçekleştiği, kesinleşen bu mahkeme kararlarındaki hüküm dikkate alındığında davacı avukatın haklı nedenle azledildiğinin taraflar yönünden kesin delil haline geldiği, azlin haklı azil olduğunun kabulü ile azil tarihi olan 27.04.2012 tarihine kadar kesinleşen dava ve işler için davacının avukatlık ücretini talep edebileceği, davacının dayandığı Pendik 2. İcra Müdürlüğü takip dosyasında azil tarihi itibariyle kesinleşip sonuçlanmaması nedeniyle davacıya herhangi bir ücret ödenmesine gerek olmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bir davada verilen kesin hükmün, bu davanın taraflarından biri tarafından üçüncü kişiye karşı açılan ve konusu ile dava sebebi aynı olan ikinci bir davada kesin delil teşkil etmeyeceği, ancak güçlü bir takdiri delil teşkil edeceği, davalı şirket tarafından azil sebebi yapılan ve İlk Derece Mahkemesince de haklı azile gerekçe olarak gösterilen 15.500,00 TL'nin davacı avukat tarafından 2006 yılı sonlarına doğru alınmasından davalı şirket yetkilileri haberdar olmasına rağmen, taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin sonlandırılmadığı, vekalet ilişkisinin 27.04.2012 tarihli azilnameye kadar yaklaşık 6 yıl daha devam ettiği, ayrıca bu süre içerisinde davacı avukat ile 01.01.2009 tarihinde iştirakleri arasında davalı şirketin de yer aldığı ... Holding A.Ş. ile hukuk müşavirliği ücret sözleşmesi akdedildiği, bu durumun vekâletin temeli olan güven ilişkisinin davalı vekil eden tarafından da benimsenerek devam ettirildiği sonucunu doğuracağı ve haklı azil nedeni olarak kabul edilemeyeceği, ispat külfeti kendisinde olan davalı vekil edenin, iş bu iddialarını ispata elverişli delil sunamadığı ve dolayısıyla davacı avukatın azlinin haksız olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 174. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, avukatın kusur ve ihmaline dayalı olmaksızın yapılan haksız azil sonucunda, hangi aşamada olursa olsun avukatın vekalet ücretinin tamamının, dava lehe sonuçlanıp kesinleşmiş gibi, muaccel hâle geldiği ve vekalet ücretinin akdi ve yasal (karşı taraf) vekâlet ücretinin toplamından oluştuğu, tarafları arasında akdedilen 01.01.2009 tarihli sözleşmenin 3. maddesi uyarınca vekalet ücreti hesabında %15'lik oran ve KDV'nin uygulanması gerektiği, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli 24.04.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile belirlenen miktarların dosya kapsamına uygun olduğu, takip konusu alacağın da belirlenebilir ve likit olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalının İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2012/20608 E. sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan 114.435,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme esas alınan 18.11.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda da azlin haklı olduğu kanaatine varıldığını, davacının aynı hukuki sebebe dayalı olarak, müvekkili şirketler tarafından yapılan azil işlemini ilgi tutarak iş bu dava dışında 3 ayrı tazminat davası daha açtığını, bunlardan ilkinin; İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/222 E., 2021/664 K. sayılı kararıyla davacı tarafından davalıdan alınan 15.500,00 TL'nin sarfına yönelik izahat yapılmadığı, hesap verme yükümlülüğüne aykırı hareket edildiği, aradaki güven ilişkisinin zedelendiği gerekçesiyle azlinin haklı olduğuna dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 2022/747 E., ve 2022/1259 K. sayılı ilamı ile İstanbul Anadolu 23.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/588 E., 2014/151 K. sayılı kararında azlin haklı olduğunun kabul edildiği bu ilamın Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 2015/620 E., 2016/1447 K. sayılı ilamı ile onandığı, kesinleşen bu mahkeme kararındaki avukatın haklı nedenle azledildiği hükmünün taraflar yönünden kesin delil haline geldiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusu esastan reddine kesin olarak karar verildiği, ikinci davada; İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/1304 E. 2019/443 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 2020/997 E., 2021/875 K. sayılı kararıyla müvekkil şirket tarafından yapılan ilk kararla aynı gerekçe ile azlin haklı olduğuna kesin olarak karar verildiği, üçüncü davada ise; İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/557 E. 2024/263 K. sayılı kararında da ilk iki kararda bahsi geçen Yargıtay kararına ve bu Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına atıf yapılarak azlin haklı olduğuna karar verildiği, temyiz edilen kararda kesinleşmiş bu kararların dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız azil iddiasıyla vekalet ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Vekil, 6098 sayılı Kanun'un 505. ve devamı maddeleri uyarınca sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. Yine 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 34. maddesine göre avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır. 2. 1136 sayılı Kanun'un 174. maddesi uyarınca avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir ancak avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir. Ancak azil haksız ise avukat, takip ettiği işler nedeniyle sonuçlanmış gibi ücrete hak kazanacaktır. 3. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirketin davacı avukatı azleden 25.04.2012 tarihli azilnamedeki azil sebeplerinden biri davacı avukatın davalı şirketin hesabından çektiği 15.500,00 TL'yi neyin karşılığı olarak çektiğini açıklayamamasıdır. Davacı avukat, söz konusu parayı bürodaki odasını dekore ettirmek için ödül olarak aldığını ve dekorasyon işini ... isimli firmaya yaptırdığı için makbuza "..." yazdırdığını beyan etmiş ise de dosyaya bu harcama ile ilgili fatura veya herhangi bir belge ibraz edememiştir. Bunun yanı sıra; İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/588 E., 2014/151 K. sayılı kararında da davacı avukatın azledilmesinin tartışıldığı ve azlin haklı olduğunun kabul edildiği, bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 2015/620 E., 2016/1447 K. sayılı ilamı ile onandığı görülmüştür. 4. Bu itibarla, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen anılan mahkeme kararındaki davacı avukatın haklı nedenle azledildiğine dair hüküm, işbu dava açısında da azlin haklı olduğu yönünde güçlü delil teşkil ettiğinden İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde, kanun ve somut olaya uygun olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1455, K. 2025/5273, T. 05.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1455-e-2025-5273-k-12b7268c07e8