Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1449 E. 2025/4556 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1449
Karar No
2025/4556
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1594 E., 2024/1776 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/706 E., 2024/392 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkili ...'nın, 10.06.2014 tarihinde yüksek tansiyon, yorgunluk ve kusma şikayetleri ile davalı hastanede davalı doktora başvurduğunu, hastaneye yatışının yapıldığını, uygulanan tedaviye rağmen müvekkili ...'nın durumunun düzelmemesi üzerine başka bir hastaneye başvurduğunu, yapılan tetkiklerde müvekkili ...'ya hızlı sodyum yüklemesine bağlı "santral pontin miyelinozis" tanısı konulduğunu, ilerleyen süreçte davacının genel durumunun daha da kötüye gittiğini, konuşma ve yutkunma güçlüğünün artarak yaşam işlevlerinin çok zayıfladığını ve derin bir patalojik uyku durumuna geçtiğini, bilincini tamamen kaybetmesi üzerine uzun süre yoğun bakım servisinde kaldığını ve bu durum sebebiyle başka bir hastanede ampute rehabilitasyon servisinde tedavi görmekte olduğunu, tüm bunların sebebinin davalı hastanede davalı doktor tarafından hızlı ve fazla miktarda sodyum yüklemesi yapılıp, yapılan işlemin takip edilememesi suretiyle davalıların hatalı tedavi ve özensiz davranışlarından kaynaklandığını, müvekkili ...'nın kısmi felç ve akabinde bir dizi ameliyattan sonra bakım ve yardıma muhtaç hale geldiğini belirterek, müvekkili ... için şimdilik 1.000,00 TL refakatçi gideri, 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 6.714,00 TL tedavi gideri ile 300.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkilleri ... ve ... yönünden ise ayrı ayrı olmak üzere 100.000,00 TL manevi tazminatın 14.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili; 21.12.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini bakıcı gideri yönünden 1.108,80 TL, tedavi gideri yönünden 10.822,20 TL ve sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 404.892,88 TL'ye yükseltmiştir. Davacı vekili; 16.05.2024 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin taleplerinden sürekli iş göremezlik tazminatını 2.039.195,48 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar vekili, davacı ...'ya uygulanan tedavinin tıbbın gereklerine uygun olduğunu, tedavide müvekkillerinin herhangi bir hata ve kusurlarının olmadığını, davacı tarafın iddialarının hiçbir bilimsel dayanağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. İhbar olunan .. Sigorta A.Ş vekili, müvekkili Şirket hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.02.2022 tarihli kararıyla; 02.07.2018 tarihli ATK raporunda; kişide tespit edilen hiponatremi (sodyum düşüklüğü) tablosuna yönelik tedavi seçiminin uygun olduğu, ancak uygulanan tedavinin verilme hızının uygun olmadığı, dolayısıyla davalı doktorun uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığının bildirildiği, 13.03.2019 tarihli ATK raporunda; davacı ...'nın hatalı tedavi işlemlerine bağlı %61 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği, iyileşme süresi içerisinde 1 ay süreyle başka birinin yardımına ihtiyaç duyabileceğinin bildirildiği, aktüerya konusunda uzman bilirkişinin 23.11.2021 tarihli raporunun hükme esas alındığı, davacıda meydana gelen maluliyet derecesi ve davacının eski sağlıklı hayatına dönemeyeceği, bundan sonraki hayatını bakıma muhtaç halde idame ettirecek olması, hatalı olduğu tespit gören uygulanan tedavi neticesindeki süreçte manevi bütünlüğünün ağır şekilde ihlal edildiği gerekçeleriyle, 404.892,88 TL maluliyet alacağının,10.822,20 TL tedavi giderinin, 1.108,80 TL bakıcı giderinin ve 18.06.2014 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacı ...'ya ödenmesine,, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulüyle; davacı ... için 150.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 27.000,00 TL manevi tazminatın 18.06.2014 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacılara ödenmesine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri süresi içinde istinaf isteminde bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2023 tarihli kararıyla; Mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda, hesaplamaya esas alınan asgari ücretin Mahkemece verilen karar tarihinden önce olmak üzere değiştiği gözetilmek sureti ile değişen asgari ücret miktarı esas alınarak sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanması gerektiği, bilirkişi raporunun yetersiz olduğu gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine iadesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında belirtilen hususlar doğrultusunda, aktüerya bilirkişi heyetine tevdi edilerek değişen asgari ücret miktarı esas alınarak yeniden hesaplama yaptırılarak davacı ... için 2.039.195,48 TL maluliyet alacağının, 10.822,20 TL tedavi giderinin, 1.108,80 TL bakıcı giderinin ve 150.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın 18.06.2014 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve kanun yolu denetimine elverişli olduğu, ancak davaya konu olayda; olayın oluş biçimi, meydana gelen zararın sonucu ve önemi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde, davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat tutarlarının "hakkaniyet" ilkesine göre az olduğu gerekçesiyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile; 2.039.195,48 TL maluliyet alacağı, 10.822,20 TL tedavi gideri, 1.108,80 TL bakıcı giderinin ve 200.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 75.000,00 TL ve davacı ... için 75.000,00 TL manevi tazminatın 18.06.2014 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili; müvekkili ...'ya hatalı tedavi uygulandığının ve bu hatalı tedavi nedeniyle müvekkilinin ömür boyu sakat ve bakıma muhtaç kaldığını, ATK raporunda müvekkili ...'nın sadece bir ay başkasının bakımına muhtaç olacağı, sürekli bakım ihtiyacının olmadığı yönündeki tespitin hasta dosyası içeriğine, resmi raporlara, kayıtlara ve gerçeklere aykırı olduğunu, bu konudaki itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, takdir edilen manevi tazminatın düşük kaldığını, manevi tazminat yönünden davalı vekiline lehine takdir edilen avukatlık ücretinde hata yapıldığını, dava dilekçelerinde toplam 500.000,00 TL manevi tazminat talep ettiklerini, müvekkilleri lehine lehine toplam 350.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, reddedilen manevi tazminat tutarının 150.000,00 TL olduğunu, bu tutar üzerinden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 3. Davalılar vekili; kusur tespitinin ve maluliyet oranının hatalı olduğunu, bu hatalı tespite dayanılarak yapılan aktüerya hesaplamasının da hatalı olduğunu, davacının mevcut hastalıkları dikkate alındığında hesaplanan maluliyetin tamamının müvekkili hastane ve müvekkili hekime isnat edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ATK raporunu hazırlayan heyette, hastaya uygulanan tedaviye ilişkin uzmanlığı olan bilirkişi bulunmadığını, nefroloji uzmanı olan bir hekimden rapor alınması itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının müvekkil hastaneye başvurduğu tarihteki sağlık durumu dikkate alındığında maluliyet ile müvekkil hastanede sunulan sağlık hizmeti arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, davacının müvekkili hastaneye yatışı yapılmadan ve tedaviye başlanılmadan önceki tarihlerde yapılan muayeneleri sırasında yüzünde felç ve genel durum bozukluğu olduğunu, tazminat miktarının asgari ücrete göre düzenli olarak güncellenerek bu miktara olay tarihinden itibaren ayrıca faiz işletmenin mükerrer ödemeye neden olduğunu, tazminat hesaplaması yapılırken olay tarihi itibariyle geçerli olan asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili hastaneye başvurmadan önce birçok ciddi rahatsızlığı bulunan davacının yaşam süresinin yaklaşık 80 yıl olacağına ve bu süre içerisinde sağlıklı bir yaşam varsayımına göre hesaplama yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve davalı doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklı özen borcuna aykırı davranıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle alınan ATK raporları dikkate alınarak, davacıda tespit edilen hiponatremi yani sodyum düşüklüğü tablosuna yönelik tedavi seçiminin uygun olduğu, ancak uygulanan tedavinin verilme hızının ve uygulamalar sırasında Na (sodyum) değerinin takibinin yapılması sıklığının, dolayısıyla davalı doktorun uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, davacının hatalı tedavi işlemlerine bağlı % 61 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği, iyileşme süresi içerisinde 1 ay süreyle başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği, değişen asgari ücret miktarı esas alınarak sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmasının isabetli olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince olayın oluş biçimi, meydana gelen zararın sonucu ve önemi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet ilkesi gözetilerek arttırılan tazminat miktarlarının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, davalılar vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Davacı vekilince müvekkili ... için 300.000,00 TL, müvekkili ... için 100.000,00 TL ve müvekkili ... için 100.000,00 TL olmak üzere toplamda 500.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ... için 200.000,00 TL, davacı ... için 75.000,00 TL, davacı ... için 75.000,00 TL olmak üzere toplamda 350.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, reddedilen manevi tazminat tutarının 150.000,00 olduğu, bu tutar üzerinden davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 10/3 maddesi gereğince vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, AAÜT aykırı olarak 54.500,00 TL davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 9 numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine; ''Davalılar kendisini vekil marifetiyle temsil ettirmiş olduğundan reddedilen manevi tazminat istemi yönünden yürürlükte bulunan AAÜT üzerinden hesaplanan 24.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalılara ödenmesine'' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1449, K. 2025/4556, T. 06.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1449-e-2025-4556-k-59a362f06d15