Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/609 E. 2025/1301 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/609
- Karar No
- 2025/1301
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2628 E., 2023/2084 K. DAVA TARİHİ : 05.05.2017 - 26.09.2014 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/354 E., 2019/271 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ...’ün sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; tarafların 30.04.2008 tarihinde 5 yıl süreli plastik kasa kiralama sözleşmesi imzadıklarını, davacının bu sözleşme uyarınca davalıya 243.976 adet kasa ve ayrıca kasa yıkama makineleri teslim ettiğini, davalının 22.07.2011 tarihinde sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı olarak feshettiğini, sözleşmenin haksız ve zamansız feshedilmesi nedeniyle kaybedilen kiralık kasaların bedelleri ile mahrum kalınan kira bedellerinin tahsili amacıyla taraflar arasında görülmekte olan davada yargılamanın devam ettiğini ancak sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespit edildiğini, davada kira sözleşmesinin (7.) maddesinden kaynaklanan hak, alacak ve kayıplarının telafisini amaçladıklarını, bu sözleşme hükmüne rağmen davalının gerek sözleşmenin feshi öncesinde, gerek sözleşmenin haksız feshinden sonra bu madde hükmüne aykırı hareket ettiğini, müvekkilinin kayba maruz kalmasına neden olduğunu ileri sürerek; 30.04.2008 tarihli sözleşmenin (7) maddesinin davalı tarafından ihlali nedeniyle tespit edilecek zarar, kayıp, hak ve alacaklarından şimdilik 3.000.000,00 TL’nin haksız feshin yapıldığı 22.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının sözleşme feshedilmeseydi alabileceği tüm bedelleri içeren dava açtığını, bu dosyanın hala derdest olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin (7.) maddesine ilişkin bir ihlali olmadığını, sözleşme sona erdikten sonra rekabet yasağından söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, sözleşme nedeniyle meydana gelen zararının İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.12.2013 tarihli ve 2011/481 E., 2013/287 K. sayılı kararıyla hüküm altına alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; taraflar arasında Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davaya ilişkin yapılan temyiz incelemesinde; Yargıtay (Kapatılan) 6.Hukuk Dairesinin 2014/4781 E., 2014/7246 K. sayılı ilamında; "Sözleşmeye konu kasaların tamamının veya tamamına yakın bir kısmının iadesi mümkün olmayacak şekilde kaybedilmesi her iki taraf yönünden sözleşmenin ifasını imkansız kılmıştır. İfa imkansızlığının söz konusu olduğu hallerde (sözleşme konusu şeyin yok olması, telef olması, kaybedilmesi vs.) kira ilişkisi kendiliğinden son bulacağından somut olayda sözleşmenin 4. madde hükmünün uygulanma imkanı da ortadan kalkacaktır. Geçerli bir borç ilişkisinin doğumundan sonra meydana gelen ve ifa imkanını kısmen veya tamamen ortadan kaldıran haller eğer borçlunun kusuru ile meydana gelmişse bu takdirde borçlu alacaklının bu yüzden maruz kaldığı zararı tazmin ile yükümlü olur. Somut olayda; kusurlu imkansızlığa davalı sebebiyet vermiş olup bu kapsamda kiraya verene tazminat ödemekle yükümlüdür. Öte yandan zarar gören de TBK’nun 52. maddesi hükmü uyarınca zararın artmaması için kendisinden beklenen tutum ve davranışları sergilemekle yükümlüdür. Bu kapsamda Mahkemece sözleşme ilişkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren davacının zararın azalması için ne yapması gerektiğinin araştırılarak mevcut koşullar çerçevesinde makul bir süre belirlenerek kalan sözleşme süresine ilişkin tazminatın bu şekilde belirlenmesi gerekir." şeklinde karar verildiği, bu şekilde taraflar arasındaki kira sözleşmesinin ifa imkansızlığı nedeniyle sona erdiği, ifa imkansızlığına davalının sebebiyet verdiği, geçerli bir borç ilişkisinin doğumundan sonra meydana gelen ve ifa imkanını kısmen veya tamamen ortadan kaldıran haller eğer borçlunun kusuru ile meydana gelmişse bu takdirde borçlu alacaklının bu yüzden maruz kaldığı zararı tazmin ile yükümlü olacağı, ancak eldeki davada ifa imkansızlığı nedeniyle uğranan zarar yerine sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin hükmüne aykırılık nedeniyle tazminat talep edildiği, sözleşmenin sona erdiği tarihten sonra "kiracının sözleşmenin konusuna giren katlanabilir kasa alanında münhasıran davacı ile işbirliği yapacağı, davalının sözleşmenin devamı süresince ihtiyacı olan katlanabilir kasaları davacı dışında başka hiçbir yerden temin edemeyeceği" şeklinde tanımlanan sözleşme hükme aykırı davranıldığından bahisle talepte bulunulamayacağı, davanın reddine dair verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davanın, taraflar arasındaki kiralık kasa sözleşmesinin (7.) maddesinin davalı tarafından ihlali sebebine dayalı bir tazminat davası olduğunu, taraflar arasında görülen İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/481 E. sayılı davanın, kasa bedelleri ve geri kalan kiralar yönünden açıldığını, bu davada davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği hususunun kesinleştiğini, davalının gerek sözleşmenin feshi öncesinde gerekse sözleşmenin haksız olarak feshinden sonra sözleşmenin (7.) madde hükmüne aykırı hareket etmesi nedeniyle, müvekkilin zarara uğramasına sebep olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözleşmenin ihlali nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen 30.04.2008 tarihli kira sözleşmesinin, davalı kiracı tarafından 22.07.2011 tarihinde feshedilmesi nedeniyle taraflar arasında İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2011/481 E. sayılı davada, kiralanan kasa bedelleri ile sözleşme süresinin sonuna kadar mahrum kalınan kira bedeli dava konusu edilmiştir. Davada, kira sözleşmesinin (7.) maddesinde yer alan “ Carrefoursa, işbu sözleşmenin konusuna giren katlanabilir kasa alanında münhasıran Odesa ile işbirliği yapacak ve doğrudan doğruya veya dolaylı rekabet sayılabilecek faaliyetlerde bulunmayacaktır. Carrefoursa işbu sözleşmenin devamı süresince ihtiyacı olan katlanabilir kasaları Odesa dışında başka hiçbir yerden temin edemeyecektir.” hükmünün ihlaline dayalı olarak tazminat talep edilmektedir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin (7.) maddesinin sözleşme süresince davalı tarafından ihlal edildiğine dair somut bir delil sunulmamasına ve sözleşmenin feshinden sonra, söz konusu hükme dayalı olarak tazminat talep edilemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.