Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4293 E. 2025/5206 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4293
Karar No
2025/5206
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1433 E., 2024/1461 K. DAVA TARİHİ : 20.09.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/340 E., 2021/595 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dışı Avukat .... ile müvekkilinin, davalı ile avukatlık hizmet sözleşmesi imzaladığını, işbu sözleşme ile müvekkili tarafından vekil olarak ikame edilen İstanbul 17. Aile Mahkemesinin 2013/140 Esas sayılı dosyasıyla yürütülen soybağının reddi ve babalık davası neticesinde davalının edineceği kazanımların sonucu olarak hakedilen vekalet ücretinin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, vekillerin görevinin yalnızca bu davayı takip etmek değil bundan sonra davalı yanın talepleri doğrultusunda miras kalan yerlerde izaleyi şuyuu, tenkis, muris muvazaasına dayalı tapu iptal, sebepsiz zenginleşme vb. davaları da açmak olduğunu, sözleşmenin 7.maddesine göre davalının verilen hizmetin gereği olarak 5.000 TL + KDV avukatlık ücreti ve davanın lehe sonuçlanmasını müteakip açılacak davalar ve/veya sulh sonucu miras payı veya tazminat ya da her nam ve işim altında olursa olsun ... terekesi veya mirasçılarından elde edeceği tazminatın ( miras payının ) yüzde yirmibeşini ( %25) avukata ödemekle yükümlü olduğunun düzenlendiğini, davalının bugüne kadar hiçbir ücret ödemediğini, müvekkili ile Avukat ...'ın tüm duruşmaları takip ettiğini, soy bağının kurulmasıyla sonuçlanan dava neticesinde davalı ..., muris ...'nın nüfusuna kaydolmakla birlikte önemli bir miras payının da sahip olduğunu, İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/248 E. 2015/182 K. sayılı 03.07.2015 sayılı kararı ile davalı adına tapu tescilinin sağlandığını, 12.04.2017 tarihinde tapunun satışının gerçekleştirildiğini ve davalının 3.640.000,00 TL tahsil ettiğini, yine aynı gün 12.04.2017 tarihinde Av. ... ve müvekkilinin azledildiğini, 17.04.2017 tarihinde Av. ...'a 360.000,00 TL ödenerek ibralaşıldığını, bu durumun da sözleşmenin kabul edildiğini gösterdiğini, sözleşme gereği satış bedelinin %25'i olan 910.000,00 TL vekelat ücretinin tahakkuk ettiğini, bu ücretin yarısının müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; 455.000,00 TL'nin ihtarname tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının dava dışı Av. ... ile aynı ofiste birlikte çalıştığını ve bu şekilde işe müdahil olduğunu, avukatlara ayrı ayrı vekalet verilmediğini, aynı büroda çalışan avukatlara ortak vekalet verildiğini, müvekkilinin ücret konusundaki muhatabının da dava dışı avukat olduğunu ve bunun gereği olarak vekalet ücretini Av. ...'a ödediğinden müvekkilinden mükerrer şekilde vekalet ücreti talep edilmesinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/248 Esas sayılı dava dosyasında, davacı avukatın dava dilekçesinde adının bulunmadığı, dilekçenin avukat ... tarafından imzalandığı, dilekçe ekindeki vekaletnamede davacının adının bulunduğu, davacı tarafından bu dosya için herhangi bir işlem yapılmadığı, davacının dava dışı Av. ... yanında SGK'lı çalıştığı, avukatlık sözleşmesinin bu tarihte imzalandığı, davacının 14.08.2014 tarihi itibariyle Av. ... arasındaki iş ilişkisinin sona erdiği, 01.09.2014 tarihi itibariyle davacının kendi bürosunda çalışmaya başladığı, İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/248 Esas sayılı dava dosyasının ise 27.05.2015 tarihinde açıldığı, İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/248 Esas sayılı dava dosyasında davacının avukat olarak davalıya sunmuş olduğu bir hizmet veya hukuki yardımın bulunmadığı, dosyada vekil sıfatıyla kaydının dahi bulunmadığı, bu şartlar altında davacının sunmuş olmadığı bir hizmet için vekalet ücreti talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı; davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sözleşmede davacı ile birlikte dava dışı başka bir vekilin daha bulunduğu, İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/248 Esas sayılı dosyasında tüm avukatların isminin bulunduğu vekaletname ile davanın 27.05.2015 tarihinde açıldığı, ancak dava dilekçesinde davacı vekilin isminin bulunmadığı, bu kez temsilin vekalet sözleşmesinde imzası bulunan dava dışı Av. ... tarafından yapıldığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince; davacının dava konusu yaptığı İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/148 Esas sayılı dosyasında sarfettiği emek ve mesaisi bulunmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiş ise de; davalının süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesinde böyle bir savunmasının ve iddiasının bulunmadığı, bu hususun sadece bilirkişi tarafından yapılan incelemede dile getirildiği, davalının sonrasında buna ilişkin yaptığı savunmaların; savunmanın ve iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında görülmesi ve Mahkemece itibar edilmemesi gerektiği, davalının vekalet sözleşmesi ile her bir vekili ayrı olarak vekil tayin ettiği, diğer vekile yapılan ödeme dikkate alındığında; ifa edilen sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği, vekaletnamede ayrı ayrı vekillik verilen ve ücret sözleşmesini ayrı ayrı imzalayan vekillerden birinin kendi payı hakkındaki kısmi ibra beyanının diğer vekili bağlamayacağı, bu nedenle davanın reddi şeklinde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne, 455.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının talebinin müvekkilinin sattığı taşınmaz üzerinden vekalet ücreti olduğu halde Bölge Adliye Mahkemesinin talep dışına çıkarak İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/248 Esas sayılı dosyasına ilişkin vekalet ücreti talep edilmiş gibi değerlendirme yaparak karar verdiğini, dava değeri yerine taşınmazın iki sene sonraki satış bedelinin dikkate alınarak karar verildiğini, davaya cevap verilmemesi veya dava dilekçesindeki bir iddiaya cevap verilmemesinin inkar niteliğinde olduğunu, davacının hiçbir şekilde delil sunmadığı iddiasına karşı ispat külfetinin tarafına yüklenip delil sunmadığına dair kabulün hatalı olduğunu, müvekkilinin ayrıca davacının söz konusu dosyada emek ve mesaisinin bulunmadığını ispat etme yükümlülüğünün olmadığını, davacının sözleşmenin imzalandığı dönemde ihbar olunanın çalışanı olması nedeniyle işe dahil edildiğini, davacı ile bir ücret görüşmesi olmadığını, işi alanın diğer avukat olduğunu, tanıkların dinlenmediğini, davacının taşınmaz dosyasında avukatlık hizmeti verdiğine yönelik iddialarını ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davalı ile davacı avukat ve dava dışı avukat arasında tarihsiz Avukatlık Hizmet Sözleşmesi imzalanmış, sözleşme kapsamında İstanbul 17. Aile Mahkemesinin 2013/140 Esas ve İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/248 E sayılı dosyaları açılarak takip edilmiştir. Davacının eldeki dosyada vekalet ücreti alacağına ilişkin talebi İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/248 Esas sayılı dosyasında verilen karar sonucunda davalının edindiği taşınmaza ilişkin olup, İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/248 E. sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı avukatın bu dosyada dava dilekçesinde adının bulunmadığı, dilekçenin dava dışı Av. ... tarafından imzalandığı, dilekçe ekindeki vekaletnamede davacının adının bulunduğu, davacı tarafından bu dosya için herhangi bir işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. Daha açık bir ifade ile davacı avukatın İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/248 Esas sayılı dosyasında davalının avukatı olarak sunduğu bir hizmet ya da hukuki yardım bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde, kanun ve somut olaya uygun olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/4293, K. 2025/5206, T. 03.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-4293-e-2025-5206-k-42c0b2c50039