Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4179 E. 2025/3191 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4179
- Karar No
- 2025/3191
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1112 E., 2024/1144 K İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/453 E., 2020/531 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacılar, davalıların murisi ... ve dava dışı ortak muris ... arasında 24.10.1997 tarihli "Protokol'dür" başlıklı adi yazılı belge düzenlendiğini, sözleşmeye göre bu protokol kapsamında kalan 4 adet taşınmazın satılarak bedelinin tarafların hisseleri oranında paylaşılacağının kararlaştırıldığını, taşınmazların 3 adedinin satılarak bedeli paylaşılmasına rağmen dava konusu taşınmazın davalılar tarafından protokole aykırı davranılarak satıldığını ve satış bedelinin davacılara hisseleri oranında ödenmediğini belirterek; taşınmazın rayiç bedelinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik her bir davacı için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; davalıların varlığından haberleri olmadığı protokolün geçerliliğinin bulunmadığını, geçerli olsa bile davalıların murisinin gerçek iradesini yansıtmadığını, iddia edildiği gibi satılan diğer taşınmazların bedellerinin davalılara ödenmediğini, dava konusu taşınmazın terekeye dahil olmayıp tüm mirasçılar tarafından da imzalanmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın dayanağı olan protokolün mirasçılardan ...'nın imzasını taşımadığı, davalıların murisi ...'ın imzasının davalılar tarafından inkar edildiği, protokoldeki taşınmazlardan ikisinin murisin ölüm tarihi itibariyle davalıların murisi ...'a ait olduğu, bu haliyle protokol miras taksim sözleşmesi olarak kabul edilse de şeklen geçersiz olduğu, ancak şeklen sakatlığı bilinmesine rağmen yine de ifa edilmiş sözleşmelerin daha sonra sırf şekil eksiklikleri nedeniyle geçersizliklerini ileri sürmenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde belirtilen dürüstlük kuralına aykırı olacağı, davacılar vekilinin protokole konu diğer üç gayrimenkulün satışından elde edilen bedellerin protokolün tarafları tarafından paylaşıldığı iddiasının davalılar tarafından inkar edildiği, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın dava konusu protokol dikkate alınarak gayrimenkul satışlarının gerçekleştiği ve payların buna uygun şekilde paylaştırıldığı hususunda yeterli ve inandırıcı delil sunamadığı, taraf imzalarının ...'a aidiyeti hususunda alınan bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu Fiziki İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 11.12.2019 tarihli raporundan protokoldeki imzaların davalıların murisi ...'a aidiyetinin sabit ve tartışılmaz olmadığının anlaşıldığı, imzanın ...'a ait çıkmasının da davanın sonucunu etkilemeyeceği, bu nedenle davacı vekilinin yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına yönelik talebinin reddedildiği gerekçesiyle, davanın redine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf yoluna başvurmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; Mahkemece uyuşmazlığın hukuki nedeninin hatalı olarak tespit edildiğini, dava konusu protokolün bir ortaklık sözleşmesi olduğunu, miras taksim sözleşmesi olmadığını, dava konusu protokolün varlığı, bağlayıcılığı, ifa edilmişliğinin açık ve tartışmasız olduğunu, ispat yükü ve kötü niyete dayalı verilen hükmün hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi yazılı satış protokolüne konu taşınmazın davalılar tarafından satıldığı ancak paylarına düşen satış bedelinin ödenmediği iddiasıyla alacak istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, 24.10.1997 tarihli "Protokol'dür" başlıklı adi yazılı belgenin davalıların murisi ... ve dava dışı tarafların ortak murisi tarafından imzalandığının davacılar tarafından iddia edilmesine, yargılama sırasında yaptırılan grafolojik incelemeler sonucunda; 01.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda; "Sözleşmede ... adına atılmış imzanın adı geçen tarafından atılmadığı" sonucuna varılmasına, 11.12.2019 tarihli Adli Tıp Raporunda ise, "... adına atılan imzanın basit tersimli ve taklidinin kolay olması nedeni ile ...'ın eli ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri bir tespite gidilemediği" hususunun belirtilmesine, sözleşmedeki imzanın davalıların murisine ait olduğunun tam olarak tespit edilememesine, dava konusu taşınmazın protokol tarihinde davalıların murisi adına kayıtlı olmasına, davalıların murislerinin ölümü üzerine dava konusu taşınmazı kendi adlarına intikal ettirdiği ve sonrasında dava dışı 3. kişiye sattıkları anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.