Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3903 E. 2025/3326 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3903
Karar No
2025/3326
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/300 E., 2024/177 K. DAVA TARİHİ : 01.10.2014 İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Kadıköy 2. Noterliğinin 21.07.1992 tarihli ve 33941 yevmiye no.lu hisse devir senedi ile dava dışı ...’dan, (...) ... Köyleri A.Ş.’ye ait devre tatili, 719 no.lu nama yazılı ilmuhaber ile 14-28 Ağustos tarihleri arasındaki kullanma hakkını bütün hakları ve vecibeleri ile birlikte gayrıkabili rücu olarak olarak devraldığını, söz konusu devrin 26.01.1993 tarihinde devir işlemleri tablosuna işlendiğini, 2005 yılına kadar hakkını düzenli olarak kullandığını, ancak 2005 yılından sonra sağlığının ciddi şekilde bozulması nedeniyle kullanma hakkından faydalanamadığını, şirket tarafından bu tarihten 2011 yılına kadar kendisi ile temas kurulmadığını belirterek ne genel kurullar, ne de borcu hakkında bilgilendirilmemiş olduğundan devre tatil hakkının bundan sonra kullandırılmasını ve bugüne kadar kullandırılmamasından kaynaklanan maddi kayıpların tazminine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; genel kurul kararının kendisine tebliğ edildiğini, iki yıl üst üste iştirak bedeli ödenmediğinden süresiz olarak kullanım hakkının sonlandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.04.2018 tarihli kararıyla; bilirkişi tarafından hazırlanan rapor ve dosyaya sunulan deliller dikkate alınarak ödenmeyen konaklama ve zorunlu bedellere ilişkin yönetim kurulu kararı ile getirilen şartlara uyulmadığı sebebi ile kullanım hakkının iptaline dair kararın uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Dairece verilen 23.03.2022 tarihli ilamla; hesaplanacak devre servis bedelinin, davacı tarafından hissesi oranında oranlama yapılarak ödenmesi şartıyla, devre tatil hakkından faydalanması gerektiğinden, Mahkemece bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılmadan yanlış ve eksik değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğu ve yine davacıya katkı payı ödemesi ile ilgili olarak usulüne uygun yapılmış bildirim bulunmadığından, devre tatil hakkını kullanamadığı döneme ilişkin maddi zararının karşılanması gerektiği, kullandırılmayan yıllar için her yıl bazında emsal teşkil eden işletmelerde (davacının kendi dönemi, tatil yeri, süresi, tatilden faydalanacak kişi sayısı dikkate alınarak) devre tatil sistemi ile geçireceği tatil bedelinin tespiti ile taleple bağlı kalınarak hüküm kurulması gereken Mahkemece bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; devre servis bedelinin, davacı tarafından hissesi oranında oranlama yapılarak ödenmesi şartıyla, devre tatil hakkından faydalanması gerektiği, davacı vekilinin 14.03.2024 tarihli ve 25.04.2024 tarihli celselerinde tatil haklarının kullandırılmamasından kaynaklı olarak talep ettikleri maddi tazminat hakkından vazgeçtiklerini bildirdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalı firma ile davacı arasında akdedilen Kadıköy 2. Noterliğinin 21.07.1992 tarihli ve 33941 yevmiye no.lu hisse senedi ile düzenlenen tatil hakkının davalı şirket tarafından davacıya kullandırılmasına, davacının maddi tazminat talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının devre servis bedellerinin ödendiğine ve maddi zarara ilişkin belge ibraz etmediğini, herhangi bir belge ibraz edilmemesine rağmen bilirkişi tarafından hatalı bir rapor düzenlendiğini, İlk Derece Mahkemesince de hatalı rapora istinaden kullanım hakkı yönünden bozmaya aykırı ve hatalı bir karar verildiğini, maddi tazminat yönünden verilen kararın yerinde olduğunu, davacının üzerine düşen edimi yerine getirmediğini, davacının kötü niyetli olduğunu, İzmir 1. Tüketici Mahkemesinin 2010/291 E. sayılı dosyasında red kararı verildiğini, davanın kısmen kabul, kısmen reddi yönünde karar verilmesine rağmen reddedilen kısım için vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, devre tatil hakkının kullandırılması ve devre tatil hakkının kullandırılmamasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir. 1. İleri sürülen temyiz sebepleri ile yapılan sınırlı inceleme neticesinde; kural olarak bozma kararına uyulmakla bozma kararında belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel Mahkeme için zorunluluk doğar. Belirtilmelidir ki; bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtayca re'sen dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz. Temyize konu kararda, Mahkemece; bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, bozmaya uygun karar verilmemiştir. Hükmüne uyulan bozma ilamıyla, "...hesaplanacak devre servis bedelinin, davacı tarafından hissesi oranında oranlama yapılarak ödenmesi şartıyla, devre tatil hakkından faydalanması gerektiğinden, Mahkemece, bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılmadan yanlış ve eksik değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi..." usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmesine rağmen bu hususta inceleme ve araştırma yapılmaksızın davalı firma ile davacı arasında akdedilen Kadıköy 2. Noterliğinin 21.07.1992 tarihli ve 33941 yevmiye no.lu hisse senedi ile düzenlenen tatil hakkının davalı şirket tarafından davacıya kullandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece; bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılarak davalı tarafa devre servis bedelleri konusunda delillerini sunması için kesin süre verilmesi, kesin süre içinde bildirdiği delilleri doğrultusunda bozma ilamında belirtilen ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi, kesin süre içinde devre servis bedelleri konusunda belgelerin sunulmaması halinde mevcut kararın verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, 2. Bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3903, K. 2025/3326, T. 16.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-3903-e-2025-3326-k-6d0e1ea3fa5d