Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3287 E. 2025/2420 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3287
- Karar No
- 2025/2420
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3754 E., 2024/1021 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/132 E., 2022/44 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı idare arasında 20.04.2018 tarihli Silah Mevzi Modüler Beton Baskı Sistemi Montajlı Mal Alımına ilişkin sözleşmenin imzalandığını, sözleşmeye istinaden 26.07.2018 tarihli faturadan kaynaklanan KDV alacağının tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; icra takibine itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı şirket ile imzalanan Silah Mevzi Modüler Beton Baskı Sistemi Montajlı Mal Alımına Ait Tip Sözleşmesinde, yapılacak olan tesisin çalışır durumda teslim edilmesine müteakip ödemenin tek seferde 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 13/f maddesi gereği Katma Değer Vergisinden muaf olarak yapılacağının ve maliyetinin de 2.250.000,00 TL olacağının kararlaştırıldığını, davacı tarafından 26.07.2018 tarihli 2.500.000,00 TL bedelli fatura tanzim edildiğini, 31.07.2018 tarihinde davacının banka hesabına 2.500.000,00 TL yatırıldığını, akabinde 22.03.2019 tarihili yazı ile sözleşme konusu işte KDV muafiyetinin olmadığının anlaşıldığı ifade edilerek 450.000,00 TL KDV bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, 28.03.2019 tarihinde Ankara Vergi Dairesi Başkanlığına müracaat edilerek söz konusu işin niteliği açıklanarak bu bedelin KDV istisnası kapsamında değerlendirilmesinin istendiğini, Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının cevabî yazıları ile söz konusu işin KDV istisnası kapsamına girmediğinin belirtildiğini, 03.04.2020 tarihinde yüklenici firmanın banka hesabına 450.000,00 TL yatırdığını, KDV muafiyeti olmadığının sonradan anlaşılması nedeniyle buna ilişkin alacağın likit olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.11.2019 tarihli görevsizlik kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinde KDV'den muafiyete ilişkin belgenin davalı kurum tarafından düzenleneceğinin öngörüldüğü, bu haliyle davacının KDV alacağına ilişkin talebinin yerinde olduğu, davaya konu icra takibinin başlatılmasının akabinde davalı kurum tarafından yapılan itirazın ve iş bu davanın ikamesinin sonrasında davalı tarafça 450.000,00 TL'lik meblağın davacı hesabına havale edilmesinin de anılan durumu tevsik edici mahiyette olduğu, davalının tacir olmaması sebebiyle talep edilebilecek faiz türünün yasal faiz olması gerektiği kanaatiyle işlemiş faizin alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 5.547,95 TL olacağı, dava konusu alacağın likit olmaması sebebiyle davacının icra inkar tazminatına yönelik talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle: davanın kısmen kabulüne, Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2019/9755 sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın 450.000,00 TL asıl alacak ve yasal faiz esas olmak üzere 5.547,95 TL işlemiş faiz yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davalı tarafça yapılan 450.000,00 TL'lik ödemenin icra dosyasında tahsilat olarak dikkate alınmasına, icra inkar tazminatı ve fazlaya ilişkin taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirketin tacir olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi gereğince taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin Kanun'da aksine hüküm bulunmadıkça diğer taraf için de ticari iş sayıldığı, bu nedenle davacının alacağına avans faizi uygulanmasını talep edebileceği, bununla birlikte somut olayda faturaya dayalı KDV alacağının takip konusu yapıldığı, borç miktarının muayyen ve likit olduğu anlaşıldığından Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, ayrıca 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca davalı harçtan muaf olmasına rağmen davalının harçtan sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden kısmen kabul kısmen kabulüne, Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2019/9755 Esas sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın 450.000,00 TL asıl alacak ve avans faizi esas olmak üzere 12.020,55 TL işlemiş faiz yönünden iptali ile takibin bu meblağ üzerinden devamına, davalı tarafça yapılan 450.000,00 TL'lik ödemenin icra dosyasında tahsilat olarak dikkate alınmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkili aleyhine avans faizi uygulanamayacağını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız olduğunu, müvekkili aleyhine ve lehine hükmedilen vekelat ücretlerinin ve yargılama giderlerinin yanlış hesaplandığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Silah Mevzi Modüler Beton Baskı Sistemi Montajlı Mal Alımı Sözleşmesine dayalı KDV alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, ticari iş niteliğindeki uyuşmazlıkta temerrüt tarihinden itibaren avans faizi istenebilecek olmasına, hüküm altına alınan miktara göre belirlenen yargılama gideri ve vekalet ücretlerinde de bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.