Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3105 E. 2025/2763 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3105
- Karar No
- 2025/2763
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/596 E., 2017/851 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. Maddesi atfıyla uygulanmakta olup, 5219 ve 5236 sayılı Kanunlar ile değişik 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 427. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 432/4 maddesi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre; birleşen davada reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 716,48 TL olup, Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 2.270,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin asıl davaya ilişkin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl davada; davalı borçlunun ... Toptancı Hali ... numarada faaliyet gösteren işyerine 31.12.2012 tarihine kadar muhtelif tarihlerde göndermiş olduğu ürünlerin komisyoncu tarafından 358.661,54 TL bedelle satıldığını, işbu durumun adı geçenin defter ve belgelerinin incelenmesi neticesinde tespit edildiğini, borçlu adına davaya konu rüsum bedellerinin tahakkuk ettirildiğini, müvekkili Belediye tarafından davalıya komisyoncuya göndermiş olduğu ürünlerin cinsini, miktarını, alış tarihleri ve tutarlarını gösteren tabloyu doldurması, bu ürünlerin alışından dolayı davalı borçlu adına tahakkuk eden rüsumların ödeme belgelerini 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a (5957 sayılı Kanun) bağlı olarak yayınlanan, Sebze ve Meyve Ticareti Toptancı Haller Hakkındaki Yönetmeliğin 23/3 maddesine istinaden yazının tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde elden veya PTT vasıtasıyla taahhütlü olarak ibraz etmesi hususlarını içeren ihtarnamenin tebliğ edildiğini, Yönetmeliğin geçici 1/27 ile 28. maddelerinde davalı adına tahakkuk eden rüsumların üretim ve tüketim hallerine tahakkuk tarihinden itibaren 5 gün içerisinde ödenmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak davalının ihtarnameye ve ilgili kanun maddelerine rağmen dava konusu rüsum bedellerine ilişkin olarak müvekkili belediyeye herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun akabinde aleyhine Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2013/6243 Esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen davada; müvekkili sorumluluğundaki toptancı halinde faaliyet gösteren komisyonculara satılmak üzere mal gönderen davalı borçlu tüccar aleyhine 5957 sayılı Yasa’nın 8. maddesine istinaden adına tahakkuk eden rüsum bedelini ödememesi üzerine Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2013/6324 Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; davalının takibe vaki itirazının iptaline ve aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davada; sunulan makbuzlardan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin davacı alacaklının hesabına ödeme yapmış olduğunu, davacı alacaklının farklı dosyalarda aynı tarihte müvekkili adına 3 takip daha başlattığını, itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığını, davalar arasında bağlantı bulunduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı müvekkilinin ikametgahı Çarşamba olup yetkili icra müdürlüğünde takibin başlatılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı vekili birleşen davada; davanın haksız olduğunu, dilekçe ekinde sunulan makbuzlardan da anlaşılacağı üzere davacı alacaklının hesabına ödeme yapılmış olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Davanın açıldığı Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.01.2014 tarihli, kararı ile hukuki yarar yokluğundan asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19.10.2015 tarihli, ilamıyla; davaya Asliye Ticaret Mahkemesince bakılması gerekirken yazılı gerekçeyle işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyan Ankara 8.Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli kararıyla davaya bakmakla Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi ve talep üzerine dosya Asliye Ticaret Mahkemesine gelmiştir. 2. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 5957 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği toptancı halinde satılan mallardan %1, toptancı hali dışında satılan mallardan %2 oranında hal rüsumunun tahsili gerektiği, Sebze ve Meyve Ticareti ile Toptancı Halleri Hakkında Yönetmeliğin 47. maddesinin 1. fıkrasının 5. bendi ve 5957 sayılı Kanun'un 8/8-g bendi gereği hal rüsumunun cezalı olarak alınmasına yetkili personelce düzenlenen ceza tutanağına istinaden ilgili belediye encümenince karar verileceği, belediye encümenince verilen karar ile tahakkuk işleminin gerçekleşeceği, Yönetmeliğin 47/1-6 bendi gereği cezalı hal rüsum tutanaklarının tutanağın düzenlediği günü takip eden ilk belediye encümen toplantısında gündeme alınarak görüşüleceği ve karara bağlanacağı, ceza kesilmemesine ilişkin belediye encümeni kararının gerekçeli olarak alınacağı, 7. bentte ise cezalı hal rüsumundan malları taşıyan nakliyeciler ya da depolayanların mal sahibi ile birlikte müteselsilen sorumlu oldukları ifade edildiği alacağa dayanak Yönetmeliğin 47. ve 5957 sayılı Kanun'un 8. maddesinde öngörülen belediye encümenince alınmış bir karar olmadığı'' gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Mahkemenin davaya konu takiplerin dayanağını hatalı olarak değerlendirdiğini, takipleri cezalı hal rüsumunun tahsili için başlatılmadığını, icra takiplerine konu borçun Sebze ve Meyve Ticareti Toptancı Haller Hakkında Yönetmeliğin "Cezalar" başlıklı 8. bölümünde geçen 47. fıkrada düzenlenen cezalı hal rüsumu değil; 5957 sayılı Kanun'un md. 8/1 fıkrası ve Sebze ve Meyve Ticareti Toptancı Haller Hakkında Yönetmeliğin Geçici Madde 1/27 ve 28. fıkralarında düzenlenen usul ve esaslar uyarınca hesaplanan hal rüsum borcu olduğunu ve encümen kararına bağlanmasına gerek olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davada ödenmeyen rüsum bedelinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemlerine ilişkindir. 5795 sayılı Kanun'un ''Hal Rüsumu'' başlıklı 8. maddesinin 1.bendi; ''(1) Toptancı halinde satılan mallardan yüzde bir, toptancı hali dışında satılan mallardan yüzde iki oranında hal rüsumu tahsil edilir. Ancak, Cumhurbaşkanınca aksi kararlaştırılmadıkça, üretici örgütlerince toptancı halinde satılan mallar ile toptancı haline bildirimde bulunmak şartıyla 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (ç), (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilen mallardan hal rüsumu alınmaz. Cumhurbaşkanı, hal rüsumu oranlarını, değişen piyasa şartlarına göre, genel olarak veya mal bazında uygulanmak üzere yüzde doksanına kadar azaltmaya veya artırmaya yetkilidir.'' şeklindedir. Aynı Kanun'un 8/8 maddesi ise; "Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak; a) Toptancı haline bildirilmeden toptancı hali dışında toptan alınıp satılan ya da toptancı halinde satılmak üzere bildirimde bulunulup toptancı hali dışında toptan satılan, b) Sınaî üretimde kullanılmak veya ihraç edilmek üzere satın alınıp bu maddenin ikinci fıkrasına aykırı olarak iç piyasada satışa sunulan, c) Toptancı halinden satın alınmadan veya toptancı haline bildirilmeden perakende satılan, ç) Miktarına, değerine, üretim şekline veya künyesinde belirtilen diğer hususlara ilişkin gerçeğe aykırı beyanda bulunulan, mallar için hal rüsumu, tespitin yapıldığı yerdeki toptancı halinde bir önceki gün o mallar için oluşan birim fiyatların en yükseği esas alınarak belirlenen toptan satış bedelinin yüzde yirmi beşi oranında cezalı olarak alınır. Hal rüsumunun cezalı olarak alınmasına belediye encümenince karar verilir. Cezalı hal rüsumu tahsil edilen mallar için önceden ödenen hal rüsumu varsa cezalı tahsil edilecek hal rüsumundan mahsup edilir.'' şeklindedir. Yönetmeliğin Hal rüsumunun paylaşımı başlıklı 45. maddesi ise; ''Hal rüsumu, bu maddeye göre Bakanlıkça belirlenen banka nezdinde malın üretildiği yerdeki toptancı halinin bağlı olduğu belediye veya işletmecisi adına açılan hesaba yatırılır. Bu hesapta toplanan tutarın yüzde yirmi beşi, adına hesap açılan belediye veya işletmeci tarafından bildirilen banka hesabına ertesi iş günü sonuna kadar, yüzde yetmiş beşi ise malın tüketime sunulduğu yerdeki toptancı halinin bağlı olduğu belediye veya işletmecisi tarafından bildirilen banka hesabına izleyen ayın beşinci gününde ilgili banka tarafından aktarılır.'' düzenlemesini içermektedir. Davacının asıl davaya konu icra takip dosyasındaki talebinin incelenmesinde; davalı tarafından komisyoncuya teslim edilen ve 358.661,54 TL bedelle satımı yapılan ürünlere ilişkin olarak, bedelin %2'si oranında hal rüsumunu hesapladığı, bunun 7.173,23 TL'ye tekabül ettiği ve 7.173,23 TL üzerinden de Yönetmeliğin 45. maddesi gereği %75'inin belediye hesabına yatırılacağı belirtildiğinden davacı adına 5.379,92 TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı anlaşılmaktadır. Somut olayın incelenmesinde; asıl davada dava konusu uyuşmazlığın 5797 sayılı Kanun'un 8/1 maddesi gereği tahakkuk ettirilen hal rüsum bedeline ilişkin olduğu, aynı maddenin 8. bendinde belirtilen cezalı hal rüsumuna ilişkin olmaması nedeniyle belediye encümenince karar alınmasına gerek olmadığı, bu nedenle davacının talebi doğrultusunda işin esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle talebin cezalı hal rüsumu olarak değerlendirilmesi ve davanın reddine karar verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup bozulmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazının miktardan REDDİNE, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının asıl dava yönünden 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.