Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2901 E. 2025/3082 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2901
- Karar No
- 2025/3082
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/132 E., 2024/525 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 4. Asliye (Tüketici) Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/187 E., 2020/325 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, tüm davalılar vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davalı ... Otel İşl. Tur. İnş. Paz. A.Ş. vekili Avukat ..., Avukat ..., Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, birlikte hareket eden davalılar tarafından hediye tatil kazandığından bahisle aldatılarak götürüldüğü tesiste saldırgan satış yöntemleri sonucunda 19.03.2017 tarihli, adi yazılı “Hisseli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi”ni imzaladığını, sözleşme bedelinin ödendiğini, tapu devrinin gerçekleştiğini, ancak müvekkiline devri vaat edilen taşınmazdan başka bir dairenin devredildiğinin anlaşıldığını, devredilen taşınmaz çok fazla kişiye satıldığından kullanılmasının mümkün olmadığını, davalıların sözleşmenin kurulması aşamasında mevzuat gereği müvekkiline vermesi zorunlu olan belgeleri vermediğini, cayma hakkının müvekkiline açıklanmadığını, tam tersine sözleşmeden dönerse ödemelerinin tümüyle yanacağının söylendiğini, tesisin vaat edilen özellikleri taşımadığını, sözleşmenin resmî şekilde yapılmamakla geçersiz ve Kat Mülkiyeti Kanuna da aykırı olduğunu, devre mülkün kullanıma hazır bir şekilde müvekkiline teslim edilmediğini ve muayene imkânının sağlanmadığını ileri sürerek taraflar arasındaki devre mülk sözleşmesinin iptaline, sözleşme kapsamında müvekkili tarafından ödenen toplam 10.875,00 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, sözleşmenin iptali sebebiyle taşınmazın tekrar ... A.Ş. adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Turizm İnş. Oto Kiralama ve Dan. Hizmetleri A.Ş. (... A.Ş.) vekili; müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını belirterek davanın öncelikle sıfat yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur. 2. Davalı ... Otel İşl.Turizm İnş. Tic. A.Ş. vekili; sözleşmede taraf olmayan müvekkilinin diğer şirketlerle ayrı tüzel kişiliklere sahip olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. 3. Davalı ... Otel İşl. Turizm İnş. Paz. A.Ş. (... A.Ş.) vekili; sözleşmeye bağlı kullanımın gerçekleştiğini, davacının RCI sistemine kayıtlı tesislerden birinde tatil yaptığını, sözleşmedeki edimlerin ifa edildiğini ve tapu devrinin gerçekleştiğini, bu nedenle sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin iyiniyetle bağdaşmayacağını savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında tapuya kayıtlı bir taşınmazdaki hissenin satışı yönünde yapılan harici sözleşmenin resmi şekli haiz olmamakla geçerli sayılamayacağı, sonradan resmi senetle tapu devri yapılmış olmasının bu durumu ortadan kaldırmadığı, sözleşmenin davacıya bir hafta konaklama imkânı veren bir devre mülk sözleşmesi niteliği taşıdığı, oysa 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 50 nci, Devre Tatil Ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 8 inci maddesi gereği on beş günden az bir süre için imzalanan devre mülk sözleşmesinin resmî senede eklenip tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmekle kurulacağı, taraflar arasındaki sözleşmenin bu hususları sağlamadığı için esasen kurulamadığı, kullanım hakkının gerçekleşmesinin sözleşmeyi geçerli hâle getirmeyeceği, davalıların emsal içtihatlara göre müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, geçersiz sözleşme nedeniyle tarafların verdiklerini iade yükü altında bulundukları gerekçesiyle davanın kabulüne, sözleşmenin geçersiz olduğunun tespitine, 10.875,00 TL sözleşme bedelinin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine, dava konusu hisseli tapu kaydının iptali ile davalı ... A.Ş. adına tesciline karar verilmiş, karara karşı tüm davalıların vekillerinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli kararıyla; davalı tarafça sunulan konaklama belgelerinden davacının 22.07.2019-28.07.2019 tarihleri arasında anlaşmalı tatil köyünde devre mülk hakkını kullandığının anlaşıldığı, buna göre davalının teslim edimini yerine getirdiğinin açık olduğu, cayma hakkının süresinde kullanılmadığı, davacının davalılara ait tesiste konakladıktan sonra sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı iddiasıyla feshetmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle, davalı vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi 11.10.2021 tarihli ek kararla, miktar yönünden kesinlik sınırı altında kaldığından temyiz dilekçesinin reddine hükmetmiş, ek karara karşı asıl karara dair temyiz itirazlarıyla birlikte süresi içerisinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Dairenin 14.03.2022 tarihli ilamıyla; davacı vekilinin dava dilekçesinde sözleşmenin iptali, bedel iadesi talep ettiği anlaşıldığından, dava dilekçesinde taleplere göre kararın kesin olduğu kabul edilemeyeceğinden usul ve yasaya uygun bulunmayan 11.10.2021 tarihli temyiz talebinin reddine dair ek karar kaldırılarak, davacı vekilinin temyiz talebinin esasa yönelik olarak incelendiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tapuda pay devrini içeren bir devre mülk sözleşmesi olduğu, bu sözleşmenin devre tatil sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği, dosyada yer alan deliller birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin feshine ilişkin haklı sebep olmamakla birlikte; 14.01.2015 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 15/3. maddesi gereğince kat mülkiyetine konu taşınmazın tüketici adına tescili veya kat irtifakına konu taşınmazın tüketici adına tapu siciline tescil edilmesiyle birlikte taşınmazın zilyetliğinin devri ile teslim veya devir gerçekleşmiş kabul edilmekte ve davacının dava konusu taşınmaz haricinde başka bir tesiste, başka bir dönemde 22.07.2019-28.07.2019 tarihlerini kapsayan konaklamasının zilyetliğin devri anlamını taşımadığı, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince, 6502 sayılı Kanun’un 50/9. maddesi ve Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 15/3. maddesi değerlendirilip davalı tarafından sunulan konaklama belgesinin dava konusu yapılan devremülke konu taşınmazın zilyetliğinin devri anlamını taşımadığı da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli kararıyla; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnilmesine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2023 tarihli ilamıyla; sözleşmeye konu taşınmazın zilyetliğin devredildiğinden bahsedilebilmesi için sözleşmede kararlaştırılan kullanım hakkına uygun şekilde ve fiilen kullanıma hazır hâlde taşınmazın tüketiciye teslim edildiğinin ispat edilmesi gerektiği, ne var ki davalı tarafça bizatihi sözleşmeye konu yerin davalının kullanımına teslim edildiğine dair hiçbir delil sunulmadığı, cevap dilekçesinde davacının RCI sistemi kapsamında bir başka tesisten istifade etmiş olmasının teslim şartının gerçekleştiğini gösterdiğini savunarak bu ilişkin olarak konaklama belgesini sunduğu, oysa bir başka tesiste gerçekleşen konaklamanın, sunulan evrakta da açıkça yazılı olduğu üzere sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra, sözleşmeye bağlı bir hediye tatil hakkı olarak sunulduğu, davalının bir anlamda tüketiciyi sözleşme yapmaya ikna etmek için kullandığı bu yöntemin davalıyı teslim borcundan kurtarmayacağı ve zilyetliğin devri anlamını taşımadığı, bozma kararına uymak gerekirken yazılı gerekçeyle direnme kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığına tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararındaki ön ödemeli devre mülk satışına dair sözleşmelerde taşınmazın devir ve teslimi anına kadar tüketicinin herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeden dönme hakkının var olduğu, ...’nda bulunan bir başka tesiste gerçekleşen konaklamanın sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra, sözleşmeye bağlı bir hediye tatil hakkı olarak sunulduğu, davalının bir anlamda tüketiciyi sözleşme yapmaya ikna etmek için kullandığı bu yöntemin kendisini teslim borcundan kurtarmayacağı yönündeki açıklamalar doğrultusunda davacının sözleşmeden dönme hakkını kullandığının kabulü gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, taraflar arasında düzenlenen ...-... sözleşme numaralı sözleşmenin iptaline, 10.875,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müşterekene ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Yalova İli ... İlçesi ... Köyü 424 ada 27 Parsel 8 numaralı bağımsız bölümde davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı ... A.Ş adına tesciline, karar verilmiş, karara karşı davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. vekilleri ayrı ayrı verdikleri dilekçelerinde; dava sözleşmelerin davacı ile diğer davalı şirket arasında imzalandığı, müvekkili şirketin veya şirket yetkilisinin sözleşmelerde herhangi bir imzasının veya kaşesinin bulunmadığını, bozmadan önce verilen kararın kesin olduğunu, dava konusu sözleşmelerin niteliği ve konaklama hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun isabetli olmayan değerlendirmelerinin bulunduğunu, dava konusu sözleşmelerin tamamlanmış bir tesise ilişkin hisseli gayrimenkul satış sözleşmeleri olduğunu, ön ödemeli devre tatil sözleşmeleri niteliğinde olmadığını, davacı tarafından yapılan konaklamanın hediye tatil niteliğinde olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili; daha önce müvekkil şirket lehine verilen 31.5.2022 tarihli kararın kesin nitelikte olup, dava konusu sözleşmelerin tamamlanmış bir tesise ilişkin hisseli gayrimenkul satış sözleşmeleri olduğunu, davacı tarafından yapılan konaklamanın hediye tatil niteliğinde olmadığını, davacının RCI sistemi dahilindeki tesislerden olan ... Clup'ta konaklayarak sözleşmeye bağlı kullanımın gerçekleştiğini, sözleşmenin devre mülk sözleşmesi olmayıp ayni hak tanıyan bir sözleşme olduğunu ve nisbi hükümler içerdiğini, davada tapu devri işleminin gerçekleştiğini ve sözleşmenin geçerlilik kazandığını, davacı tarafından müvekkiline yapıldığı iddia edilen ödemelere de itiraz ettiğini, avans faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, devre mülk sözleşmesinin iptali, ödenen bedelin ve tapunun iadesi istemine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, Daire bozma ilamı ve Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere davaya konu sözleşmenin hisseli pay satışına ilişkin devre mülk sözleşmesi olduğu, davacının dava konusu taşınmaz haricinde başka bir tesiste başka bir dönemde yaptığı konaklamasının zilyetliğin devri anlamını taşımadığı, emsal kararlarda belirtildiği üzere davalılar arasında organik bağ bulunduğu ve husumetin düştüğü, davalılar tacir olduğundan avans faize hükmedilmesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.