Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2718 E. 2025/1991 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2718
- Karar No
- 2025/1991
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/347 E., 2024/59 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; dava dışı takip borçlusu Y.Ö.'nün evinde 06.08.2012 tarihinde haczedilen eşyaların muhafaza altına alınmasına yönelik kararın infazı için 29.09.2012 tarihinde dava dışı icra memuru S.Ö.'ye görev ve yetki verildiğini, kararın icrası sırasında icra memuru tarafından haciz mahalline ücreti karşılığı eşya taşımak üzere çağrılan ve uzun yıllardır hamallık yapan davacılar desteğinin haczedilen malların muhafaza görevinin icrası sırasında icra memurunun emir ve talimatı dahilinde görevini ifa ederken takip borçlusu tarafından öldürüldüğünü, haciz mahalline gidilirken önlem alınmadığı gibi haciz devam ederken borçlunun saldırgan davranışlarının artmasına rağmen emniyet güçlerinden yardım istenilmediğini, icra memurunun gerekli özen ve davranışı göstermeyerek kusurlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 401.000,00 TL maddi ve davacılardan ... için 100.000,00 TL, çocuklar için 75.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 25.01.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini toplam 665.033,42 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, desteğin idari personel olmadığını, olayda müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davacıların olayda sorumlu olan takip borçlusu aleyhinde dava açması gerektiğini, icra memuru tarafından gerekli özenin gösterildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.12.2019 tarihli kararıyla; idarenin sürekli bir personeli olmayan davacılar desteğinin kamu hizmetinin yürütülmesine geçici olarak katıldığı ve bu katılmanın icra memurunun talebi, emir ve direktifleri uyarınca gerçekleştiği, somut olayda borçlu Y.Ö.'nün evinde gerçekleşen ilk haciz işlemleri sırasında da olaylar çıktığının ceza dosyası kapsamından anlaşıldığı, buna rağmen muhafaza için haciz mahalline gidilirken güvenlik amacıyla tedbir almamak, kolluk güçlerinden yardım talep etmemek suretiyle ortaya çıkan idari ihmal ve kusur sonucu olayda hiçbir kusuru ve faile yönelik tahrik edici bir eylemi olmayan desteğin hayatını kaybettiği, idari faaliyeti riskli hale getiren ve bu nedenle güvenlik tedbirlerini gerekli kılanın bizatihi yaşanan saldırılar olması nedeniyle, dava dışı fail Y.Ö'nün eyleminin, idari faaliyet ile ... zarar arasındaki illiyet bağını kesen bir ... olarak kabul edilmediği, burada borçlu Y.Ö.'nün idari faaliyet bakımından üçüncü kişi konumunda olmayıp tam tersine bizatihi muhafaza altına alınmak istenen eşyaların sahibi olarak idari faaliyetin konusu ile ilişkili kişi olduğu, failin keser ile gerçekleştirdiği ilk saldırıdan sonra dahi icra işlemi durdurulup polis çağrılmadığı ve böyle bir ortamda icra işlemine devam edilmesinin idarenin hizmet kusurunun yoğunluğunu artırdığı, öldürme eyleminin idarece yürütülen faaliyet konusu kapsamında ve bu tür işlerde alınması gereken güvenlik önlemlerinin alınmaması şeklinde beliren hizmet kusurundan kaynaklı olarak gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2022 tarihli kararıyla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen 07.11.2022 tarihli ilamla; davalının sair temyiz itirazları reddedilerek, desteğin gelirinden anne ve babaya destek payı ayrılmadan yapılan hesaplamanın eksik ve hatalı olduğu, Dairenin yerleşik uygulaması ile belirlenen ve ifade olunan destek payları esas alınarak, desteğin anne ve babasının payı gözetilmek ve güncel nüfus kayıt bilgileri temin edilerek halen sağ olup olmadıkları da açıklığa kavuşturulmak suretiyle, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların desteklerinin asgari ücret üzerinde gelir elde ettiğini ispat ettikleri için ilgili kurumlardan yapılan ortalama gelir durumuna göre hesaplanan bilirkişi raporundaki hesaplamanın hükme esas alındığı, ceza dosyası kapsamında ihbar olunan Y.Ö hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanmadığından tazminat miktarlarından haksız tahrik indirimi yapılmasının uygun görülmediği gerekçesiyle; bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda önceki rapora göre daha yüksek tazminat hesaplandığından taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak, davanın kısmen kabulüne, davacılardan ... için 461.088,64 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi, Yigitcan için 54.279,41 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi ve Nehir için 122.316,74 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, hatalı ve fahiş değerlendirmeler içeren bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, tazminat hesabında gerekli indirimlerin yapılmadığını, desteğin devamlı bir işi olmadığından gelirinin asgari ücret olarak kabulü ile bunun üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, olayın meydana gelmesinde icra memuruna atfedilecek bir kusur bulunmadığını, bilirkişilerin hukuki değerlendirme yapamayacaklarını, bu nedenle illiyet bağı hususunda rapor alınmasının hukuka aykırı olduğunu, olayı gerçekleştiren kişiye karşı dava açılması gerektiğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu, faiz ile türü, faizin başlangıç tarihleri, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden de Mahkeme kararının aleyhe hükümlerinin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca icra memurunun kusurundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, taleple bağlılık ilkesi uyarınca karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi