Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2236 E. 2025/1776 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2236
- Karar No
- 2025/1776
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2176 E., 2024/368 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/297 E., 2022/189 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ... Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olduğunu, davalı Kurumun 22.11.2007 tarihli yazısıyla müvekkilinin 2005 yılı İlaç Teminine ilişkin Eczane Protokolü'nde belirtilen; karne sahibinin tedavisine dayanmayan reçetelerin Kuruma ibraz edilmesi ve sahte reçete veya sağlık kurulu raporu tanzim edilerek Kuruma ibraz edilmesi eylemlerini gerçekleştirdiği gerekçesiyle sözleşmesinin üç yıl süreyle feshedildiğini bildirdiğini, iddialar doğru olmadığı gibi, Kurumca yapılan soruşturmada hasta beyanlarının değiştirilerek alındığını, eczacıların reçete tanzim etmek gibi bir yetkisi olmadığını ve doktorların yazdığı reçete muhteviyatı ilaçların alımı sırasında imzanın hastaya ait olup olmadığını bilemeyeceklerini, bu durumun tamamen karne sahibi hasta ile doktor arasındaki bir husus olduğunu, reçetede yazan ilaçları hastaya vermek zorunda olduklarını, soruşturma sırasında müvekkilinden savunma dahi istenmediğini, tek taraflı fesih nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi kayıplara uğradığını ileri sürerek; fesih işleminin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurumca Bağ-Kur sigortalısı ve hak sahiplerinin beyanları doğrultusunda yapılan soruşturma neticesinde, davacının 9 numaralı sağlık ocağında görev yapan bazı doktorlarla iş birliği içinde hareket ederek, kalfaları vasıtasıyla sağlık karnelerine usulsüz reçeteler tanzim ettirdiğinin tespit edildiğini, Kuruma fatura edilen bazı reçetelerde de hak sahiplerinin muayene olmadan ilaç almak için sağlık karnelerini kullandırdıklarının anlaşıldığını, bu şekilde düzenlenen reçetelerin fatura edilerek Kurumun zarara uğratıldığını, davacı ve çalışanları hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, taraflar arasında imzalanan 2016 yılı Eczane Protokolü'nün (5.3.10.) maddesi uyarınca yapılan değerlendirmede; olayın oluş şekline göre hukuki sorumluluğun reçete düzenleme yetkisi olmayan eczacılara değil muayene etmeden reçete ve rapor düzenleyen doktorlara ait olabileceği, davacı hakkında uygulanan Protokol hükmünde "karne sahibinin tedavisine dayanmayan" ifadesinin bulunduğu ve şeklen bakıldığında bu durumun eczacı tarafından tespitinin ve bu noktadaki yetki ve sorumluluğunun ancak kendisine ibraz edilen reçetede yazılı bilgiler üzerinden mümkün olduğu, dava konusu işlemin dayanağı olan müfettiş raporunda da belirtildiği üzere, davacının hak sahibini hekim gibi muayene eder tarzda ve şikayetlerini sorgulayarak, gerçekte karne sahibinin hastalığı ve ilaç tedavisi arasındaki ilişkiyi tespit etmek gibi bir yetkisi ve sorumluluğunun bulunmadığı, eczaneye usulüne uygun olarak tanzim edilen reçeteyle başvurulduğu ve bu reçetelerdeki bilgilerin şeklen uygun olduğunun tespit edildiği, reçetelerin düzenlendiği merkezdeki resmi kayıtlar, reçeteleri düzenleyen hekimin reçeteleri kendisinin düzenlediğine dair ifadesi, eczanenin ilaçları hastalara teslim etmiş olması ve kişiye özel belge niteliğindeki karnelerin hastanın/hak sahibi sigortalının bilgisi dışında kullanılmasının mümkün olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, ilaçların hasta/hasta yakınları tarafından teslim alındığının kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle sadece hasta beyanları esas alınarak tanzim edilen müfettiş raporuna istinaden sahte/tedaviye dayanmayan reçete hükmüne varılmasının ve buna göre davacı hakkında üç yıl fesih işlemi uygulanmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünün 22.11.2017 tarihli sözleşmenin feshi işleminin iptaline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı eczacının reçete tanzim işleminin şeklen uygun olmamasında bir sorumluluğunun bulunmadığı, 2016 yılı Eczane Protokolü uyarınca davacının yaptığı iddia edilen eylemin tekraren yapıldığına dair sözleşmenin feshini gerektirecek bir eyleminin de mevcut olmadığı, öte yandan davacı ve dava dışı doktorlar hakkında resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçlarından açılan ceza davası sonucunda beraatlerine dair verilen kararın temyiz incelemesi sonucu 14.01.2016 tarihinde onanarak kesinleştiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; bilirkişi raporlarının dosya kapsamına aykırı olduğunu, söz konusu eylemlerin şekli olarak gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, davacının sahteliği ve usulsüzlüğü bilmediğini ve Kurumu zarara uğratmak kastının bulunmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağını, hukuk hakiminin ceza mahkemesinin beraat kararıyla bağlı olmadığını, Sağlık Uygulama Tebliğine (SUT) göre bir hastanın muayenesi için Medula sisteminden provizyon alınması gerektiğini ve bunun için hastanın T.C. kimlik numarasının bilinmesinin yeterli olduğunu, eczane çalışanlarında bu bilgilerin mevcut olduğunu, eczacının reçetenin eczaneye geliş şeklinden ilacın teslimine kadarki sürece kadar sorumluluğunun bulunduğunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 78, 59 ve 103. maddeleri gereğince davacının sözleşmesinin feshine ilişkin Kurum işleminin hukuka uygun olduğundan davanın reddinin gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı Kurum tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine ilişkin 2005 yılı Protokolü'nün (5.1.) maddesi uyarınca davacı hakkında uygulanan sözleşmenin feshi işleminin iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, davacı ile dava dışı doktorlar hakkında resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçlarından açılan ceza davası sonucunda beraatlerine dair verilen kararın derecattan geçerek 14.01.2016 tarihinde kesinleşmesine, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacı hakkında uygulanan Protokol hükmünde; "karne sahibinin tedavisine dayanmayan" ifadesine dayalı olarak cezai işlem uygulanmış ise de, söz konusu sağlık karnelerine dayalı olarak düzenlenen reçete içeriğindeki bilgilerin şeklen uygun olduğunun tespit edildiği, eczacı ve çalışanlarının gerçekte karne sahibinin hastalığı ile ilaç tedavisi arasındaki ilişkiyi tespit etmek gibi bir yetkisi ve sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle sadece hasta beyanları esas alınarak tanzim edilen müfettiş raporuna istinaden sahte/tedaviye dayanmayan reçete hükmüne varılmasının ve buna göre davacı hakkında üç yıl fesih işlemi uygulanmasının yerinde olmadığının bildirildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.