Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/5172 E. 2024/3946 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5172
Karar No
2024/3946
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/309 E., 2023/2497 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 44. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/262 E., 2022/67 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalıların murisi ... arasında 23.12.1993 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, yapılan bu sözleşmeye göre davalılar murisinin sahibi olduğu dava konusu taşınmazlar üzerine müvekkili yüklenici tarafından yapılacak inşaat karşılığında, taşınmazın 1/2 payını devredeceğinin kararlaştırıldığını, 28.07.1994 tarihli ruhsatla müvekkilinin bina yapımına başladığını ancak sonrasında belediye yetkililerince yapılan kontrolde, inşaat ruhsatına göre binada aykırılıklar bulunduğu saptanarak 22.06.1995 tarihli Yapı Tatil Tutanağının düzenlendiğini, inşaatın bu şekilde mühürlenerek durdurulduğunu, sonrasında ise 20.07.1995 tarihli Belediye Encümen Kararı ile kaçak kısımların yıkımına karar verildiğini, bu karara rağmen inşaatın büyük ölçüde tamamlandığını ancak yıkılmadığını, belediye tarafından alınan yıkım kararı ve paylaşımda ortaya çıkan anlaşmazlık üzerine davalıların murisi tarafından açılan dava sonucu müvekkiline devredilen tapuların iptal edildiğini, bu kararın Yargıtay denetiminden geçip kesinleştiğini, ayrıca muris ... tarafından açılan el atmanın önlenmesi davasının da müvekkili aleyhine sonuçlandığını, sonuç olarak müvekkilinin 03.11.2008 tarihinden itibaren yapıdan el çektirildiğini, bu tarihten itibaren yıkılması gereken yapının tamamının davalılar tarafından kullanılmaya başlandığını, davalılar ve murislerinin, müvekkilince inşa edilen yapıyı 13 yıldır kullanıp oturduklarını, ticari alanı ve diğer bağımsız bölümleri ise kiraya vererek gelir elde ettiklerini, geçersiz hale gelen bir sözleşmeye dayalı olarak inşa edilmiş bir yapıyı bedel ödemeden kullanmakta olan davalıların denkleştirici adalet kuralı gereğince sözleşmenin tasfiye payını, yapıyı inşa eden müvekkiline ödemek zorunda olduklarını, bu nedenle başlatılan takibe davalıların itiraz ettiklerini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkillerin murisi ... ile davacı arasında 23.12.1993 tarihli Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme gereğince davacı müteahhidin müvekkillerinin maliki olduğu taşınmazlar üzerine 1 bodrum, 1 zemin, 1. kat ve 2. kat olmak üzere çift daireli ve her kata ait kömürlük bulunacak şekilde 4 katlı inşaat yapma edimini üstlendiğini, bu inşaatın betonarme ve karkas yapılacağı, binanın 3. sınıf inşaat olacağı, gerek davacıya ve gerekse müvekkillerine verilecek olan dükkan ve dairelerin aynı işçilikte yapılacağı, tüm katların kaloriferli olacağı ve binaya belediye tarafından verilen ruhsattan sonra başlanacağı, müvekkilleri ve davacının bu binaya yapılacak dükkanları ve daireleri her kat için ayrı ayrı 1/2 oranında paylaşacakları, davacı tarafından çıkılacak her fazla katın da yine 1/2 oranında davacı ve müvekkilleri arasında paylaşılacağının kararlaştırıldığını, davacı ile müvekkillerinin murisi arasında bu sözleşme akdedildikten sonra inşaata başlandığını, inşaat devam ederken sözleşme gereği sözleşme konusu her iki parselin de 1/2 hissesinin müvekkillerinin murisi ... tarafından 05.01.1994 tarihinde tapuda davacı müteahhide devredildiğini ve gereken vekaletnamelerin de kendisine verildiğini, bu devir işlemi sonucunda davacı müteahhidin Belediyeden aldığı 28.07.1994 tarihli ruhsatla binanın yapımına başladığını, ancak davacı müteahhidin sözleşmenin yapıldığı 23.12.1993 tarihten 7 yıl geçmesine rağmen inşaatı bitirmediğini ve müvekkillerinin murisine vermesi gereken daire ve dükkanları vermemesi nedeniyle 10.04.2000 tarihinde delil tespiti yaptırıldığını, tespit dosyasında alınan raporla davacı müteahhidin normal koşullarda Temmuz 1996’da tamamlaması gereken inşaatı tespit edilen makul sürede tamamlamadığı gibi hazır hale gelen daire ve dükkanları da kiralamak suretiyle kira geliri elde ettiğinin ve bizzat kullandığının belirlendiğini, bu sebeple müvekkilleri tarafından el atmanın önlenmesi davası açıldığını ve Mahkemenin 23.10.2007 tarihli kararı ile davacının haksız müdahalesinin men'ine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay denetiminden geçip 12.03.2008 tarihinde kesinleştiğini, ilamın icraya konu edildiğini, 21.08.2008 tarihinde icra yoluyla tahliye için gidildiğinde taşınmazların tahliye edilmesi için 05.09.2008 tarihine kadar 15 günlük süre verildiğini, sonrasında ise 03.11.2008 tarihinde yeniden icra kanalı ile gidilerek taşınmazların bir kısmının boşaltılmış olduğu görülerek teslim alındığını, bir kısmının da tahliye edilerek boşaltıldığını, bir kısmına ise tahliye için yeniden süre verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalıların murisi ... arasında 23.12.1993 tarihli Düzenlenme Şeklindeki Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat sözleşmesi düzenlendiği, düzenlenen bu sözleşmenin ise 21.12.2004 tarihli karar ile feshine karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek 28.04.2005 tarihinde kesinleştiği, davacının aynı konuyla ilgili olarak açtığı davanın takip edilmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, verilen kararın gerekçesinin taraflara tebliğ edildiği ancak kesinleşme şerhinin düzenlenmediği, sebepsiz zenginleşmeye dayalı davada 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin uygulanması gerektiği, davacının sebepsiz zenginleşmeye dayalı geri isteme sebebini daha önce açılıp takipsiz bırakılması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına verilen dava tarihi olan 06.05.2019 tarihinde öğrendiği kabul edilse dahi eldeki davada zamanaşımı süresinin dolduğu, kaldı ki; sebepsiz zenginleşmeye dayalı talep hakkının her halde 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı değerlendirildiğinde ise tapu iptal tescil davasının kesinleşme tarihi olan 28.04.2005 tarihinden itibaren de zamanaşımı süresinin her halükarda dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili; davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı değil kullanma yararı tazminat talebine ilişkin olduğunu, takip talebinde "Müvekkilin inşa ettiği binanın yıkılmaması nedeniyle kullanma yararı tazminatı olarak 1.418.959,74 TL" istendiğinin yazıldığını, davalıların davacı tarafından inşa edilmiş yapıdan karşılıksız şekilde yararlandıklarını, davacı tarafından imal edilen yapıyı kullandıklarını, binanın bazı bölümlerinde bizzat oturduklarını, bazı bölümlerini ise yüksek bedellerle kiraya vererek gelir elde ettiklerini, bu durumun kullanma yararı tazminatı gerektirdiğini, böyle bir davada davalıların yararlanması devam ettiği için zamanaşımının oluşmadığını, davalılar İmar Barışından yararlanarak davacı tarafından inşa edilen yapı için Yapı Kayıt Belgesi aldıklarından, kaçak yapı artık yıkılamayacağından ve yapıdan yararlanma yasal hale geldiğinden, davalıların kullandıkları yapıdan elde ettikleri geliri davacının bu yapıyı yapmış olmalarına borçlu olduklarını, davacıya hakkaniyet gereği pay vermek zorunda olduklarını, zamanaşımı süresinin dolmadığını ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalılar vekili; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi kararı nedeniyle davalılar lehine maktu yerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararının gerekçesinde de açıklandığı üzere davacının geri isteme hakkının ilk davanın açıldığı tarih olan 24.04.2013 tarihinde öğrenildiği ve açılmamış sayılan davanın zamanaşımını kesmesi söz konusu olmayacağından, bu davanın öğrenme tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı geçtikten sonra açılmış olduğu, Mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı, davalıların vekalet ücreti yönündeki taleplerinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle, başvuruların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf sebeplerini tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, imara aykırı olarak inşa edilen binanın kullanıldığı iddiasıyla oluşan kullanma yararının sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 77 ila 82 ve 146 ncı maddeleri 3. Değerlendirme Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, davalıların murisince açılan tapu iptal tescil davası sonucunda sözleşmenin feshi ile tapunun iptali ile davalıların murisi adına tesciline karar verilmesine, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek 28.04.2005 tarihinde kesinleşmesine, davacının geri istem hakkını açılmamış sayılmasına karar verilen ve takipsiz bıraktığı dava ile öğrenmesine, açılmamış sayılmasına karar verilen dava ile bu davanın açıldığı tarih arasında zamanaşımı süresinin dolmuş olmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/5172, K. 2024/3946, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2023-5172-e-2024-3946-k-96c55b850e4b