Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/4028 E. 2024/2262 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4028
- Karar No
- 2024/2262
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2015/201 E., 2023/192 K. Taraflar arasında ayıplı taşınmaz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davalının inşa ettiği “İstanbul Evleri“ projesinden 2006 tarihinde, A blok 31 numaralı daireyi satın aldığını, satış öncesi daire ilgili düzenlenen broşür ve kataloglarda daire net alanının 132,78 m2,ortak hacimler, kapalı otopark yeri ve daire net alanının da 157 m2 olarak belirtildiğini, daire teslimi sırasında verilen 15.12.2009 tarihli faturada 140,91 m2 olarak yaptığı ölçümlerde ise daire net alanının 109 m2 olduğunu, makbuz ve faturada bu alanların net mi brüt mü olduğunun belirtilmediğini, bu konuda yanıltıldığını, dairede eksik teslim edilen m2 nedeniyle değer kaybı oluştuğunu, taşınmazın tanıtım materyellerinde belirtilenden eksik şekilde teslim edildiğini, katolog mahal listesinde her daireye bir kapalı otopark ile gerekli sayıda sığınak yapılacağının vaat edildiğini, dış izolasyon kaplamasının taahüt edilen malzeme dışındaki bir malzeme ile kaplandığını, dairenin çatıdan su almaya başladığını, dairenin süresinde teslim edilmemesi halinde aylık 500 TL ceza ödeneceğinin taahüt edildiğini, çatı tamirinden sonra 16.06.2010 tarihinde daireyi teslim aldığını, sözleşmede alıcının aidatı daire tesliminden itibaren ödemekle yükümlü olduğunu, daire tesliminden önce site yönetimine fazladan aidat ödediğini, sözleşmeyle vaad edilen sosyal tesislerin yapılamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dairenin 23,78 m2 eksik teslim edildiğinden, bedelinin iadesine, 3000,00 TL manevi tazminata,eksik brüt 16,09 m2 bedelinin ödenmesine tapu eklentisi olarak verilmeyen kapalı otopark yeri için 5.000,00 TL nin iadesine ve tapuya eklenmesine, verilmeyen sığınak bedeli için 5000,00 TL'nin iadesine, dış cephe mantolamadan dolayı 5000 TL zararının tahsiline, geç teslim nedeni ile 2.250,00 TL gecikme cezası ödenmesine, fazladan ödediği 490 TL aidatın iadesine teslim edilmeyen okul, kreş ve diğer sosyal alanlar için 12.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili, taşınmazın tanıtımına ilişkin belgelerde net m2'nin belirtilmediğini, brüt m2 ye kapalı otopark ve ortak hacimlerin dahil olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.06.2013 tarih ve 2011/676 E- 2013/657K. sayılı kararı ile; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının satın aldığı konutun vaad ve taahüt edilenden az olması nedeniyle oluşan değer kaybı ile dava konusu taşınmaza ait kapalı otopark taahütünün de yerine getirilmemesi sonucu oluşan değer kaybı ile fazladan ödediği aidat miktarı tespit edilerek davanın kısmen kabulü ile 29.411,52 TL nin dava tarihinden faizi ile davalıdan tahsiline, fazla istem ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay Kapatılan 13. Hukuk Dairesinin 12.11.2014 tarih ve 2014/5627 E.- 2014/35387 K. Sayılı ilamı ile; sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verildikten sonra " Mahkemece, dava konusu taşınmazla ilgili aynı pojeden daire satın alan ve aynı gerekçelerle dava açan dava dışı taşınmaz maliklerinin açtıkları dava dosyaları Dairemizce temyiz incelemesine tabi tutulmuş ve bu dosyalarda alınan bilirkişi raporlarının incelenmesinde “net ve brüt alan tarifleri yapıldıktan sonra, brüt alan hesabı yapıldığı, dava konusu taşınmazın projesindeki net ve brüt alanlara uygun olarak yapılmış olduğu, brüt alanlara otopark ve ortak alanların dahil olduğu, bu alanlar hesaplanarak dahil edildiğinde dairenin eksik m2 olarak inşa edilmesinin söz konusu bulunmadığını, davacının eksiklik olarak gördüğü hususun brüt ve m2 hesabından kaynaklandığı açıklanmış ve bu raporlar doğrultusunda davanın reddine dair verilen kararlar dairemizce incelenerek Onanmıştır.Aynı yerle ilgili dava dosyaları içinde bulunan bilirkişi raporları incelendiğinde brüt alan ve net alan hesaplarının ayrı ayrı yapıldığı, bu dosya bilirkişi raporunda ise bu hesaplamanın yapılmadığı anlaşıldığından, raporlar arasında aynı yerde bulunan taşınmazlarla ilgili farklı bilirkişi raporlarının ortaya çıktığı anlaşıldığından mahkemece, raporlar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden rapor aldırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.” şeklinde bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma sonrası alınan bilirkişi raporları hükme esas alınarak ve özellikle metrekare hesabında Yargıtay tarafından onanan mahkeme dosyaları ve mahkememizce yapılan bilirkişi incelemelerinde net ve brüt alanın tanımına ilişkin net tanımlama yapılamadığı ancak Yargıtay denetiminden geçen dosyalardaki bilirkişi raporlarında brüt kullanım alanına ortak alanlardaki kullanım ve bodrum kat inşaat alanından bağımsız bölüme düşen metrekarenin de eklenmesi gerektiğinin anlaşıldığı gerekçesi ile davacının davasının kısmen kabulü ile; fazla ödenen aidat bedeli 429,52 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davlıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davalının taahhütlerine yerine getirmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı ve yetersiz olduğunu, ayrıca mahkemece manevi tazminat hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasına rağmen aleyhe vekalet ücretine hükmettiğini, bu hususun da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, satış esnasında sunulan katalog, proje ve tanıtımlarda belirtilen ancak bunlara uygun olarak yapılmayan, dairenin vaad edilen m2 den eksik teslim edilmesi veya eksik yapılan işler nedeni ile davacının satın aldığı dairede oluşan değer kaybının ödetilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). Değerlendirme 1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere ve özellikle Dairemizden aynı projeye ilişkin olarak geçen emsal dosyalara uygun şekilde karar verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Mahkemece, bozma ilamından önceki gerekçeli karar ile, davacı vekilinin manevi tazminat istemi reddedilmiş ve bu husus davacı vekili tarafından temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Bozma sonrası her ne kadar mahkemece manevi tazminat hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesis edilmiş ise de gerekçeli kararın 8. fıkrasında aynen “ 8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden takdir edilen 2.130,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen Geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Mahkeme gerekçeli kararının 8. hüküm fıkrasının karardan tamamen çıkartılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 saylı Kanun' Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.