Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2025/8676 E. 2026/2245 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/8676
- Karar No
- 2026/2245
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/425 E., 2020/804 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/145 E. 2019/4 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : TCK’nın 314/3 ve 220/7. maddeleri delaletiyle TCK’nın 314/2,220/7, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53... . maddeleriuyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararınailişkin istinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 12.09.2025 tarihli ve 2025/1448 esas, 2025/23672 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.12.2025 tarihli ve KD-2020/118554 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ Mezkur ilama ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının anılan itiraz yazısı ile; “Örgüte müzahir Aktif Eğitim Sendikasına üye olan sanığın Bank Asyada 20 11... yıllarında hesap hareketi olarak sadece kredi kart borcu ödeme şeklinde işlemleri varken, önceki hesap hareketlerine göre olağan dışı bir şekilde örgütün ilk çağrısından sonra 27.01.2014 tarihinde 34.250,00 TL ve 30.01.2014 tarihinde 2.750,00 TL katılım hesapları açtırdığı, örgütün 2. çağrısından sonra 05.09.2014 tarihinde 5.000,00 TL ve 26.09.2014 tarihinde 10.000,00 TL katılım hesapları açtırdığı, örgütün 3. çağrısından sonra 17.02.2015 tarihinde 9.000,00 TL katılım hesabı açtırdığı anlaşılmakla, sanığın bu şekilde örgütün 3 çağrısına birden uyumlu olarak Bank Asyaya para yatırması nedeniyle ortada herhangi bir şüphe söz konusu olmadığı için silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetine dair hükmün onanması gerektiği düşünüldüğünden, Yüksek Dairenin bozma kararına karşı CMK'nın 308. maddesi uyarınca ikinci kez olağanüstü itiraz yasa yoluna başvurmak gerekmiştir. Ayrıca bu kapsamda, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak Yargıtay 3. Ceza Dairesince bozma kararı verilmesi üzerine bu ilama karşı suçun sübut bulması nedeniyle onama kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından CMK'nın 308. maddesi uyarınca yapılan itiraz üzerine itiraz olağanüstü kanun yolunun etkisiz hale getirilmesine yol açacak şekilde değişik gerekçeyle bozma kararı verildiği anlaşılmıştır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık suçun sübut bulup bulmadığına ilişkindir. Dolayısıyla, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 25.11.2024 tarihli ve 2022/203 60... /15319 sayılı kararı kapsamında sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği şeklindeki bozma kararına karşı suçun sübut bulması nedeniyle sanık hakkındaki mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak onama kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından CMK'nın 308. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna gidilmiştir. Bu itiraz sonrasında ise, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 12.09.2025 tarihli ve 2025/14 48... /23672 sayılı kararı kapsamında silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun sübut bulmadığının kabul edilmesi suretiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızın CMK'nın 308. maddesi uyarınca başvurduğu itiraz kanun yolunun etkisiz hale getirilmesine neden olacak şekilde eksik araştırma gerekçesiyle bozma kararı verildiği görülmüştür. Sanığın mahkumiyet hükmü hakkında onama kararı verilmesi gerektiğine dair Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızın itirazına ilişkin olarak Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından bu şekilde itiraz kanun yolunun etkisiz hale getirilmesine yol açacak biçimde yeniden ve değişik gerekçeyle bir bozma kararı verilmesi olanaklı görülmediğinden, CMK'nın 308. maddesi uyarınca yapılan itiraz üzerine itirazın kabulüne ya da itiraz reddedilirse dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir. Kaldı ki bu ön sorunun değerlendirilmesinin ardından Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından bu şekilde bir karar verilebileceği kabul edilse dahi yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere birinci ve ikinci itirazlarımızda öngörülen gerekçeler kapsamında sanığın sübut bulan eylemlerinin .../PDY silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturması ve dosya kapsamındaki deliller kapsamında sanığın eylemleri konusunda bilirkişi raporu aldırılmasını gerektiren bir durum olmaması nedeniyle ikinci kez yaptığımız itirazın kabul edilerek Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından eksik araştırma gerekçesiyle verilen bozma kararının kaldırılması suretiyle ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak onama kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” şeklinde belirtilmiştir. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına Yargıtay ceza dairelerince verilen kararlara karşı itiraz yetkisi tanınmış, itirazın incelenme usulü düzenlenmiş; ancak itiraz üzerine yapılacak incelemede Yargıtay ceza dairesinin karar verme yetkisini sınırlayan veya itiraz konusu dışında kalan hukuka aykırılıkları değerlendirmesini yasaklayan herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Anılan maddede, Yargıtay ceza dairesinin itiraz üzerine yalnızca onama kararı verebileceği ya da farklı bir bozma gerekçesi oluşturamayacağı yönünde açık veya örtülü bir düzenleme bulunmamaktadır. Ceza muhakemesinde kanun yollarına ilişkin yetkiler kanunilik ilkesine tabidir. Bu ilke gereğince, bir merciin yetkisinin sınırlandırılabilmesi için açık bir kanuni düzenlemenin varlığı zorunludur. CMK’nın 308. maddesinde Yargıtay ceza dairesinin itiraz üzerine dosyadaki hukuka aykırılıkları re’sen değerlendirmesine engel bir hüküm bulunmadığından, dairenin dosyada tespit ettiği başka bir hukuka aykırılık nedeniyle bozma kararı vermesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay ceza daireleri, önlerine gelen dosyalarda hukuka aykırılık tespit etmeleri hâlinde, bu aykırılık itiraz konusu yapılmamış olsa dahi, hukukun üstünlüğü ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ilkeleri gereğince re’sen değerlendirme yapabilmektedir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itirazın varlığının, Yargıtay ceza dairesinin dosyayı inceleyerek farklı bir hukuki nedenle bozma kararı vermesini kanunen engelleyen bir durum teşkil etmeyeceği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 12.09.2025 tarihli ve 2025/1448 esas, 2025/23672 sayılı sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.02.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine dair kararına tarafımızca iştirak edilmemiş olup itirazın yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İncelenen dosya kapsamında, sayın çoğunluk ile aramızda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itirazın varlığının, Yargıtay ceza dairesinin dosyayı inceleyerek farklı bir hukuki nedenle bozma kararı vermesini kanunen engelleyen bir durum teşkil etmeyeceği hususunda bir ihtilaf bulunmamakla birlikte aramızdaki ihtilaf “sanığın dosya kapsamına yansıyan eyleminin .../PDY Silahlı Terör Örgütüne yardım suçunu oluşturup oluşturmayacağına” ilişkindir. Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Yardım fiilini işleyen failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK'nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması ve yapılan yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri, örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. Maddedeki suçun oluşması için genel kast yeterli olup, failin iç dünyasını ilgilendiren özel bir saik aranmaz. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım faaliyeti bir kez gerçekleşebileceği gibi birden fazla da gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise, sanığın hukuki durumunun, örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir. .../PDY Silahlı Terör Örgütünün kriminalize olup gerçek yüzünün ortaya çıkmasından sonraki bir tarihte örgüte finansal destek sağladığı konusunda kuşku bulunmayan ... Katılım Bankasına BDDK tarafından el konulmasının önüne geçmek amacıyla örgüt içerisinde bankanın mali yapısının hem parasal büyüklük hem de mudi sayısının artırılması amacıyla örgüt liderinin sözde vaazlarında sıklıkla söylediği, açık kaynaklarda ve örgüt içi gizli haberleşme içeriklerinde Bank Asyaya sahip çıkılması konusunda telkinlerde bulunulmuştur. Bu kapsamda ... yazışmalarında özellikle örgüt liderinden gelen mesajları örgüt üyelerine aktaran bir mesaj içeriğinde bir “il eğitim danışmanı” nın ... grubundaki kişilere gönderdiği mesajda; “....Kırıkkale’de işçi abilerle bir salondayız. H.E. Sohbet ediyor. Sinevizyonda yeşil bir listede ...'ya ve zor zamanda hizmetlere sahip çıkanların ismi var... İşte bunlar cennetlik liste diyor.. Bir de kırmızı liste vardı, bunlar da süreçte ayrılanlar. H.E. Bunlar üzerine sohbet etti. H.E. Sohbetin sonunda sorusu olan var mı diye sordu. H.E. Gülümsedi bu soruyu bekliyordum dedi... Bu sorunun cevabını yan odada davanın sahibi var, O (S.A.V.) versin dedi. Yan odadan Efendimiz’in (S.A.V.) sesi duyuldu: “Dışarıdakiler içeridekilerle aynı seviyeye gelene kadar devam edecek” dedi... ” şeklinde söylediği, Bu kapsamda, örgütün en önemli finans kaynaklarından olan ...'ya devletin el koymasının önüne geçmek için önce Banka Asyaya para yatırılması, el koymanın önünüe geçilemeyince de 29.05.2015 günü BDDK’nın el koymasının yani devletin kontrolüne geçmesinden sonra ise iflas ettirilmesi için para çekme-hesap kapatmaya ilişkin talimatların yerine getirilmesinin öneminin vurgulandığı, bu kapsamda rutin bankacılık faaliyetleri dışında örgütten gelen talimatlara uyarak para yatırıp çeken yada mudi sayısı yönünden hesap açıp kapatan kişilerin eylemlerinin yukarıda belirtilen şekilde silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım suçunu oluşturacağının kabulü gerekir. Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanık savunması, hesap hareketleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Kahramanmaraş ilinde kamuda öğretmen olarak görev yapmaktayken ihraç edilen ve iltisaklı Aktif Eğitim Sendikasına üyeliği bulunan sanığın, örgüte müzahir ...’da 20 11... yılları arasında hesap hareketi olarak yalnızca kredi kartı borcu ödeme şeklinde işlemleri varken, örgüt liderinin talimatı sonrası önceki hesap hareketlerine nazaran olağan dışı şekilde ilk çağrı üzerine 27.01.2014 tarihinde 34.250,00 TL ve 30.01.2014 tarihinde 2.750,00 TL, 2. çağrı üzerine 05.09.2014 tarihinde 5.000,00 TL ve 26.09.2014 tarihinde 10.000,00 TL, 3. çağrı üzerine 17.02.2015 tarihinde 9.000,00 TL miktarlı katılım hesapları açtırdığı, talimat üzerine açtırmış olduğu bu katılım hesaplarını ise bankanın TMSF’ye devri sonucu devlet kontrolüne geçmesi nedeniyle örgütsel tavır sergileyerek vadesi dolmadan kapadığı anlaşılmakla; sanığın örgütün talimatları doğrultusunda amaca hizmet eden eylemleri bugüne kadar Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi ve 3. Ceza Dairesinin istikrarlı ve süreklilik gösteren kararlarından da görüleceği üzere “silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu” oluşturacağından sayın çoğunluğun “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine” karar verilmesi gerektiği düşüncesine iştirak edilmemiştir.