Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2025/8667 E. 2026/3503 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2025/8667
Karar No
2026/3503
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/302 E., 2022/633 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/379 E., 2021/83 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 221/4-son, 221/5, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun reddi ve esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma kararının kaldırılması İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 30.09.2025 tarihli ve 2022/30610 esas, 2025/24170 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2025 tarihli ve 3 - 2022/75724 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ 2010 yılı KPSS sorularının kendisine örgüt tarafından verildiğini, örgüt evlerinde kaldığını, örgütsel sohbet toplantılarına katıldığını, lise öğrencileri ile bir dönem ilgilendiğini ve örgüte müzahir ... kullanıcısı olduğunu kabul eden sanığın .../PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu ve suçun sübutu konusunda Yargıtay 3. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında bir uyuşmazlık bulunmadığına, sanığın bu şekilde vuku bulan ve örgütsel faaliyet olarak kabul edilen eylemlerinin örgüt hiyerarşisine organik bağ ile dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk içerdiğine, üzerine atılı .../PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluştuğuna, ancak silahlı terör örgütüne üye olduğu ve TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamına ve delillere göre kovuşturma aşamasında duruşmaya davet edilmesi üzerine gelerek örgütte kaldığı süre ve konum itibariyle örgütün yapısı, örgütsel faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdiği bilgilerin yeterli kabul edilmesi gerektiğine, bu bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama da gözetilerek TCK'nın 314. maddesinin 2. fıkrası ile 3713 sayılı TMK'nın 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca verilen cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesi gereğince 2/3 oranında indirim yapılmasına dair ilk derece mahkemesi hükmünde herhangi bir isabetsizlik görülmediğine, ancak, Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından "sanığın dosya içerisinde yer alan bilgilere göre tebligat çıkarılması üzerine duruşmaya kendiliğinden gelerek etkin pişmanlık kapsamında örgüt ve mensupları hakkında örgütte kaldığı süre, örgüt içindeki konum ve faaliyetlerine uygun bilgiler verdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK'nın 221. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi" gerektiği gerekçe gösterilerek ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verildiğine, fakat iddianamenin düzenlenmesi suretiyle kovuşturma aşamasına geçildikten sonra sanığın kendiliğinden duruşmaya geldiği kabul edilerek TCK md. 221/4-1.cümlesi kapsamında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin olanaklı kabul edilmemesi gerektiğine ve sanık yönünden soruşturma aşamasında ifadesinin alınamamış olmasının da sonucu değiştirmeyeceğine, etkin pişmanlık hükümlerinin getirilme amacı dikkate alındığında TCK md. 221/4-1.cümlesinin yalnızca hakkında iddianame düzenlenmeden soruşturma aşamasında kendiliğinden gelen şüpheliler yönünden uygulanması gerektiğine, aksinin kabulü halinde, senelerdir yakalama kararıyla aranan örgüt liderleri ve üyelerinin soruşturma aşamasında ifadeleri alınmadan iddianamelerinin düzenlenmesi nedeniyle bu kişilerin kovuşturma aşamasında mahkemeye gelerek etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma talebinde bulunmaları üzerine cezasız kalmalarının yolunun açılacağına ve bunun hukuk düzeni tarafından izin verilmesinin kabul edilemeyeceğine, bu nedenlerle, TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine dair hükmün onanması düşünüldüğünden, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bozma kararına karşı CMK'nın 308. maddesi uyarınca sanık aleyhine olağanüstü itiraz yasa yoluna başvurularak bozma ilamının kaldırılmasına ve talebin kabulü ile hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE 5237 sayılı TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 1. cümlesinin "Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz." şeklinde olduğu, ilgili kanun maddesinin uygulanabilmesi için gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesinin yeterli olduğu, iddianamenin düzenlenmiş olmasının, soruşturma ya da kovuşturma aşamasında sanığın kendiliğinden teslim olmasının bir öneminin bulunmadığı, dosya kapsamında yapılan incelemede de sanık müdafiinin ilk duruşma tarihinden önce 12.12.2018 tarihinde UYAP sistemi üzerinden sunmuş olduğu dilekçesinde sanığın etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu beyanlarının bulunduğunun görüldüğü, sonrasında 13.12.2018 tarihli duruşma gününde de sanığın duruşmaya kendiliğinden gelerek müdafii aracılığıyla sunduğu savunmasını yani etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu beyanları tekrar ederek etkin pişmanlık halinin devam ettiğinin görüldüğü, ayrıca 5237 sayılı TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinde "Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır." hükmünün yer aldığı ve yakalanma hususundan bahsedildiği, sanığın hakkında iddianame düzenlenmiş olsa bile kaçma şansının bulunduğu, ancak dosyamız sanığının kaçma eylemini düşünmeyerek yakalanmaksızın kendiliğinden duruşmaya gelmiş olduğu ve hakkında yakalama kararı bulunmayan ve aranmayan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinin uygulanmasının uygun olmayacağı anlaşıldığından, bu sebeple de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı oyçokluğuyla İTİRAZININ REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 30.09.2025 tarihli ve 2022/30610 esas, 2025/24170 sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2026 tarihinde oy çokluğu ile üye ...'nın muhalefeti ile karar verildi.

KARŞI OY

Sayın çokluğun "sanık hakkında 5327 sayılı Kanunun 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi" yönündeki bozma gerekçesine iştirak edilmemiştir. İncelenen dosya kapsamında sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf " sanığın gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yeterli bilgi verip vermediği" hususundadır. 5237 sayılı TCK'nın 221/4 üncü fıkrası örgüt suçlarında etkin pişmanlığın en geniş şekilde uygulama alanı bulduğu düzenlemedir. Söz konusu fıkrada iki tür pişmanlık hükmüne yer verilerek, failin gönüllü teslim olduktan sonra bilgi vermesi cezayı ortadan kaldıran, yakalandıktan sonra bilgi vermesi ise cezayı azaltan sebep olarak kabul edilmiştir. a) Örgüt kurma, yönetme, üye olma, örgüt adına suç işleme veya örgüte yardım etme suçunun faili olmalıdır. b) Kişi gönüllü olarak teslim olmalıdır. Teslim olma iradi olmalıdır dış etkenlerin zorlamasıyla olmamalıdır. c) Failin örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verilmesi gerekir. Örgüt mensuplarının işlediği suçlar hakkında bilgi verilmelidir. Sadece örgüt üyelerinin isimlerini söylemesi yeterli değildir. Genel olarak örgütün yapısı, kurucusu, yöneticisi, örgütün büyüklüğü, amaçları, faaliyetleri, gelir kaynakları, varsa silahları gibi hususlarda bilgiler verilmelidir. Örgütün genişliği ve gizliliği nedeniyle bilgileri sınırlı ise verdiği bilgilerin samimiyeti çerçevesinde etkin pişmanlıktan yararlanabilir. Bu açıklamalar kapsamında olay değerlendirildiğinde, sanığın kod adı kullandığı, kod adının Tarık olduğu, Şükrü Balcı Polis Meslek Yüksek Okulu'nda eğitim gören öğrencilerle ilgili örgüt içi görevinin devre abisi olduğu teşhise dayalı kolluk ifadelerinden anlaşılmaktadır. Sanık etkin pişmanlık beyanında kod adından hiç bahsetmemiş, kod adının verilmesine ilişkin bilgileri saklamış ve yine polis meslek yüksek okulundaki öğrencilerden sorumlu "devre abisi" görevinden de bahsetmemiştir. Açıklanan nedenlerle mahkemenin temel cezanın belirlenmesi ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekçesinde bir isabetsizlik görülmediğinden sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine ve mahkumiyet hükmünün bozulmasına dair düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2025/8667, K. 2026/3503, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2025-8667-e-2026-3503-k-a832bf2a0cd4