Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2023/732 E. 2026/5240 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/732
- Karar No
- 2026/5240
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2020/930 E., 2021/911 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/226 E., 2020/119 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nın 221/4-son, 221/5, 62/1, 53/1-2-3, 58/9 ve 63/1. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım Syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt Syf. 28, Özgenç Genel Hükümler Syf. 280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan .../PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, Sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri, savunması ve sair deliller nazara alındığında; dosya kapsamında sanığın savunmasının aksini ortaya koyan, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile bağlandığı, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk kapsamında değerlendirilebilecek faaliyetlerde bulunduğu yönünde, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil mevcut olmadığı gözetilmeksizin, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraati yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkûmiyet karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluğun sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri, savunması ve sair deliller nazara alındığında; dosya kapsamında sanığın savunmasının aksini ortaya koyan, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile bağlandığı, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk kapsamında değerlendirilebilecek faaliyetlerde bulunduğu yönünde, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil mevcut olmadığı gözetilmeksizin, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraati yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkûmiyet karar verilmesi,” şeklindeki bozma gerekçesine tarafımdan iştirak edilmemiştir. İncelenen dosya kapsamından; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.20 19... .04.2019 tarihli ve 2019/94 93... /19139 esas sayılı iddianameleriyle sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve 2019/226 esas, 2020/119 karar sayılı ilamıyla sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, bu karara karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin 01.07.2021 tarihli ve 2020/930 esas, 2021/911 sayılı kararıyla “istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine” dair karar verildiği, sanık müdafiinin yasal süresi içerisinde anılan kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlığı oluşturan tartışmanın konusu; “sanık hakkında yapılan yargılama neticesinde verilen mahkûmiyet kararında isabetsizlik bulunup bulunmadığına" ilişkindir. .../PDY silahlı terör örgütünün yıllar önce kurulduğu, devletin kılcal damarlarına kadar sızarak devleti ele geçirmeye çalıştığı, darbe planını yapıp darbeye teşebbüs ettiği ve çok sayıda vatandaşımızın şehit olmasına neden olan silahlı bir terör örgütü olduğu, Gerek terör örgütü ve gerekse silahlı örgüt kurma suçları ile çıkar amaçlı suç örgütü kurma suçunun unsurlarının belirlenmesi bakımından esas alınan TCK'nın suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunu düzenleyen 220. maddesi hükümlerine göre; örgüt faaliyeti kapsamında suç işlenmesinin veya suça teşebbüs edilmesinin, örgüt kurma ve örgüte üye olma suçlarının unsuru olarak aranmadığı, kanun koyucunun "örgüt" kavramı altında ayrı suç ve ceza tanımlamaları yapma yoluna gittiği, bu kapsamda da kurulan bir illegal yapılanmanın henüz faaliyet ve amaç suçu işlemese de hatta buna teşebbüs etmese de sırf örgüt kurma, yönetme ve hiyerarşik yapı içerisinde yer almak suretiyle üye olma fiillerinden dolayı failler cezalandırılmaktadır. Yani örgüt kurma, yönetme ve üye olma suçu zarar suçu değil, soyut tehlike suçudur. Bundan dolayı örgüt kuran, yöneten veya üye olanın bir suç işlemesi şartı yoktur. Hiyerarşik yapıya dahil olarak suç işlemeye hazır olması yeterlidir. Örgütün faaliyeti kapsamında bir suç işlerse hem örgüt yöneticiliği, kuruculuğu veya üyeliğinden hem de işlediği suç/suçlar yönünden ayrı ayrı cezalandırılacaktır. Yani kanunun suç olarak düzenlediği, bir amacı gerçekleştirmek için kurulmuş suç örgütünün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dahil olma, bu durumu sürdürme, örgütsel faaliyetlere katılma, hiçbir görev verilmese bile verilen görevi yerine getirmeye hazır bulunma fiilleri, gerçekleştirilen bu faaliyetler ayrıca suç oluşturmasa dahi, üye olma suçunun diğer unsurlarının da gerçekleşmesi halinde suç örgütüne üye olma suçu oluşacaktır. Sanığın soruşturma aşamasında örgütle olan irtibatını, hiç bir şekilde kabul etmediği, sabit ya da ankesörlü telefon hatlarından aranmasının örgütsel değil, banka, staj başvurusu, iş başvurusu, reklam, tanıtım vs. gibi yerlerden aranmış olabileceğini beyan etmesine rağmen kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma amacıyla beyanda bulunduğu, ancak bu etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için verdiği beyanlarının samimiyetten uzak, örgüt tarafından "öğretilmiş" yani hala örgüt tarafından yönlendirilerek verilen beyanlar olduğu, 17/25 Aralık 2013 eylemlerinden sonraki eylemlerini gizlemeye çalıştığı, sabit hatlardan arandığını, fakat 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra gitmemeye karar aldıklarını söylese de, sabit hatlardan 09.02.2014-23.02.20 14... .03.2014 tarihlerinde ardışık değil, 13'er gün aralıklarla "periyodik" olarak arandığı, bu periyodik aramalar sonrasında da sabit hatlardan yapılan aramaların olduğu, aranmalar sonrası yapılan sohbet adı altındaki örgütsel toplantılarının içeriğini gizlediği, 17/25 Aralık 2013 tarihi sonrası eylem yapmadığını gizlemek şeklinde örgüt tarafından "öğretilmiş" sakilde ifadelerine devam ettiği gibi sohbet adı altındaki örgütsel toplantıların içeriğini ve muhatap olduğu kişileri halen savunmaya devam ettiği, sanığın mahrem .... tarafından arandıktan sonra 15.06.2020 tarihli Emniyet Müdürlüğü şahıs tespit tutanağında da görüleceği üzere ....kod adlı ... isimli mahremle irtibata geçerek Ankara içerisinde örgüte ait çeşitli evlerde, sanığın kendisinin 17/25 Aralık 2013'ten sonra katılmadığını beyan etse de bu tarihten sonra da örgüt mahremleri organizesinde sohbet adı altındaki örgütsel toplantılara katılmaya devam ettiği, bu şekilde sanığın bilerek ve isteyerek örgütün hiyerarşik yapısına girdiği ve bu hiyerarşi doğrultusunda örgüt tarafından verilen/verilecek her türlü talimatı yerine getirmeye hazır olduğu, hala örgütün ve mahremlerinin yönlendirmesi sonucu tam bir etkin pişmanlıkta bulunmayıp herşeyi anlatmadığı, 17/25 Aralık 2013 tarihi sonrası örgütten koptuğunu belirtmişse de bu tarihten sonra da mahremlerce ardışık değil "periyodik" aranarak örgütsel eylemlerine devam ettiği, bu kapsamda sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararında bir isabetizlik bulunmadığı anlaşıldığından kararın onaması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun "sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesi" şeklindeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. KARŞI OY
Sayın çoğunluğun sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri, savunması ve sair deliller nazara alındığında; dosya kapsamında sanığın savunmasının aksini ortaya koyan, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile bağlandığı, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk kapsamında değerdirilebilecek faaliyetlerde bulunduğu yönünde, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil mevcut olmadığı gözetilmeksizin, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraati yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkûmiyet karar verilmesi,” şeklindeki bozma gerekçesine tarafımdan iştirak edilmemiştir. İncelenen dosya kapsamından; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.20 19... .04.2019 tarihli ve 2019/94 93... /19139 esas sayılı iddianameleriyle sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve 2019/226 esas, 2020/119 karar sayılı ilamıyla sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, bu karara karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin 01.07.2021 tarihli ve 2020/930 esas, 2021/911 sayılı kararıyla “istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine” dair karar verildiği, sanık müdafiinin yasal süresi içerisinde anılan kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlığı oluşturan tartışmanın konusu; “sanık hakkında yapılan yargılama neticesinde mahkûmiyet kararının eksik inceleme sonucunda verilip verilmediğine" ilişkindir. Sanığın yargılama aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla verdiği beyanlarda örgütle ne zaman tanıştığını, Polis Akademisinde okurken devreleri ile birlikte sohbetlere gittiğini, operasyonel anlamda örgütün görünen yüzü ortaya çıktıktan sonra irtibatlarını kestiklerini beyan ettiği ve söylediklerinin ardışık olarak aranan şahısların kendi yargılamalarında verdikleri beyanlar ile doğrulandığı, ancak dosyaya gelen sabit hat aramalarına ilişkin rapor incelendiğinde, sanığın 2014 yılı içerisinde de arandığı, bu bağlamda UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasından sanık hakkında beyan bulunup bulunmadığı, var ise aşama beyanlarının getirtilerek incelenmesi, mümkün olması halinde tüm beyan sahiplerinin sanık ve müdafiine soru sorma hakkı da tanınarak duruşmada dinlendikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun "sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesi" şeklindeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.