Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/7934 E. 2024/18769 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2022/7934
Karar No
2024/18769
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/17 E., 2019/113 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/334 E., 2018/60 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1. Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 09.04.2018 tarihli ve 2018/125 Esas, 2018/1049 sayılı Kararında belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin birinci fıkrasında “Duruşmada, hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve kanunun zorunlu müdafiiliği kabul ettiği hallerde müdafiinin hazır bulanması şarttır.” şeklinde duruşmada hazır bulunması gerekenler gösterilirken "zorunlu müdafiiyi" mahkeme heyetinden saymıştır. 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bendlerinde, kanuna kesin aykırılık halleri içinde “mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması ile Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması” gösterilmiştir. Temyiz denetiminde bu madde kapsamındaki hukuka aykırılıklar temyiz kapsamında gösterilmiş olmasa da re’sen incelenecektir (5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası). Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda; silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan sanığın, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun’un 156 ncı maddesi gereğince re’sen müdafi görevlendirilmeyerek bulunduğu hal nedeniyle, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çelişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesinin ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36 ncı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ncı maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılama yapılıp, sorgusu tespit edilmek ve hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanarak, yukarıda izah edilen mevzuat ile 5271 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin birinci fıkrası ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bendlerine muhalefet edilmesi, 2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının roster kayıtlarında ismi geçen şahısların kimlik bilgilerinin tespitine çalışılarak, aynı suçtan haklarında ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunup bulunmadığı belirlenip sanık ile ilgili beyanlarda bulunup bulunmadıklarının araştırılması varsa dosyalarının celp edilip incelenmesi, gerekirse tanık olarak dinlenilmeleri; yine UYAP’ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başkaca bir beyan yahut delil bulunup bulunmadığının araştırılarak tespit edilmesi halinde bu şahısların da usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenilmelerine müteakip elde edilen tüm bilgi ve belgelerin hükümden sonra gelen Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2023 tarihli ve 2023/14062 soruşturma numaralı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve ekleri ile birlikte 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine duruşmada okunarak diyecekleri sorulduktan sonra tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, 3. Kabul ve uygulamaya göre de; Suç tarihinin temadinin kesildiği yakalanma tarihi olan “15.02.2017” tarihi yerine İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlıklarında “02.02.2017” olarak gösterilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304 üncü maddesi uyarınca Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/7934, K. 2024/18769, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2022-7934-e-2024-18769-k-8c2edd2d84a6