Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/2579 E. 2026/3129 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2022/2579
Karar No
2026/3129
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1766 E., 2019/1289 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/13 E., 2018/125 K. SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : Sanıklar ..., ..., ...hakkında TCK'nın 220/7. maddesi delaletiyle 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53, 63. maddeleri uyarınca verilen; Sanık ... hakkında TCK'nın 314/2, 3713 sayılıKanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarıncaverilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1.Sanık ...'tan ele geçen tablette ... programının kurulduğu ve daha sonra kaldırılmış olduğunun kabul edilmiş olması karşısında, ilgili birimlerle yeniden yazışma yapılarak sanığın kendisi veya başkası adına kayıtlı bir GSM hattı üzerinden ... kullanıcısı olup olmadığının araştırlması ve buna ilişkin evrakların denetime elverişli olacak şekilde dosya içerisine alınması; ... kullanıcısı olduğunun tespit edilmesi halinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ... iletişim sisteminin .../PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ... kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın, örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından; sanığın ... programına bağlanılırken kullanıldığı kabul edilen GSM hattına ait HTS kayıtlarının, ... programının ilk kullanım tarihinden itibaren ilgili kurumdan getirtilerek, savunma ve beyanların denetlenmesi bakımından, ... tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişilerden açık kimlik bilgilerine ulaşılanların bu dönemde kullanımlarında bulunan GSM numaraları üzerinden sanık ile HTS irtibatlarının bulunup bulunmadığının, yine aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadığının belirlenebilmesi amacıyla uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak rapor alınması, ... tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve ekli kişilerin mahkeme huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak ifadelerine başvurulmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2.Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK'nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yerverilmişir. "Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak" cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır." şeklinde açıklanmış, fıkra içeriğinden ve gerekçeden de anlaşılacağı üzere örgüte yardım suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir.

Yardım fiilini işleyen failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK'nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması ve yapılan yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri, örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım faaliyeti bir kez gerçekleşebileceği gibi birden fazla da gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise, sanığın hukuki durumunun, örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir.

Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan .../PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, nihai amacını gerçekleştirecek güce ulaşana kadar bu amacını bir kısım mensuplarından ve toplumdan gizlemesi bu amaçla da kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği de nazara alınarak sanığın kastı değerlendirilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Dört sanığın ayrı ayrı şahsi ... hesaplarının ve ayrıca sanıklar ..., ... ve ... tarafından işletilen ... Oto isimli iş yerinin ... Katılım Bankası A.Ş’de bulunan tüm hesap hareketlerinin ilgili yerlerden dosya arasında getirtilerek örgüt liderinin talimatı doğrultusunda bankaya para yatırıp yatırmadıklarının, ayrı hesap açıp açmadıklarının tespiti için uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alınması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,

3.Temyiz aşamasında dosyaya beyanları gönderilen ve sanık ... hakkında beyanlarda bulunan ... A., sanık ... hakkında beyanlarda bulunan ... A. ve sanıklar hakkında ihbarda bulunan .... isimli kişiler hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığının araştırılması, var ise soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki ifadelerinin onaylı örneklerinin dosya arasına getirtilmesi ve doğrudan aleni duruşmada sanıkların huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmemiş olması,

4.Kolluğun tanık dinleme yetkisinin bulunmaması ve tanığın duruşmada alınan beyanlarında hazırlık aşamasındaki beyanlarından dönmüş olması karşısında, ihbarcı ... A.'nın kollukta bilgi alma tutanağı şeklinde alınan beyanını hükme esas alınamayacağının gözetilmemesi,

5.UYAP veri havuzundan araştırma yapılarak sanıklar hakkında başkaca bir tanık veya itirafçı beyanı olup olmadığı belirlenerek, bulunması halinde bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin dosya içerisine getirilip 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunması, gerekmesi hâlinde ilgili şahısların yukarıda belirtilen usule riayet edilmek suretiyle tanık olarak dinlenmelerinin sağlanmasından ve tüm bu delillerin değerlendirilmesinden sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması;

Kanuna aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, sanık ... hakkında mevcut delil durumu, yasadışı yollardan yurtdışına kaçma hazırlığındayken yakalanmış olması ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alındığında 5271 sayılı CMK'nın 104/3. maddesi uyarınca tahliye talebinin REDDİNE, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/2579, K. 2026/3129, T. 17.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2022-2579-e-2026-3129-k-4cbd2982a978