Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2011/14460 E. 2011/13583 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/14460
- Karar No
- 2011/13583
- Karar Tarihi
Basit yaralama suçundan sanık ...'ın; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52. maddeleri uyarınca 3000 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasınn geri bırakılmasına dair ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.02.2009 tarihli ve 2008/714 Esas-2009/73 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanunun 231/11. maddesi uyarınca sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 86/2, 86/3-a, 62/1, 52. maddeleri uyarınca 3000 Türk Lirası adli para cezaıs ile cezalandırılmasına ilişkin aynı mahkemenin 19.08.2010 tarihli ve 2008/714 esas, 2009/73 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 22.09.2011 tarih ve 2011/11689-47995 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Başsavcılığı'nın 29.09.2011 tarih ve 2011/288978 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelenndi; ... 2. Sulh Ceza Mahkemesince dosya üzerinden inceleme yapılarak sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 19.09.2008 tarihli ve 2008/12198 esas, 2008/9890 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 231/11. fıkrasında yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimlii serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ye de koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece duruşma açılarak, sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkını kısıtlayacak biçimde, duruşma açılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.08.2010 tarihli ve 2008/714 esas, 2009/73 sayılı ek kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, sonraki işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.