Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2009/23181 E. 2010/4446 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2009/23181
Karar No
2010/4446
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair, Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü: Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,ancak; 1- 5252 sayılı kanunun 9/3 maddesinde öngörüldüğü üzere “olaya uygulanmak ve ortaya çıkan sonuçları birbiriyle karşılaştırmak” biçiminde ve denetlenebilir açıklıkta her iki yasaya göre uygulama yapılarak sonuçları gerekçeleriyle birlikte hükümde gösterilmek ve lehe yasanın hangisi olduğu tespit olunduktan sonra hüküm fıkrasında ilgili yasa tüm hükümleriyle birlikte olaya uygulanmak suretiyle hüküm tesisi gerekirken 5237 sayılı yasaya dair uygulama gösterilmeden karar verilmesi, 2- Adli Tıp Kurumu Kartal Şube müdürlüğünün 26.12.2005 tarih 4442 sayılı raporuna göre mağdurun ateşli silahla yaralanması sonucu tibia ve fibula kemiğinde kırık meydana geldiği, bu nedenle yaşamının tehlikeye maruz kalmayıp kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin 5 ağır derecede olduğunun belirtilmesi karşısında, yargılama tarihinde yürürlükte bulunan 19.12.2006 tarih ve 5560 sayılı yasa değişikliğinden önceki düzenleniş şekline uygun olarak 5237 sayılı yasanın 87/3 maddesinin uygulamasının sanığın lehine olup olmadığının hükmün gerekçesinden değerlendirilmemesi, 3- Yargıtay CGK ‘nun Dairemizce de benimsenen 11.07.2006 tarih ve 2006/182-182 sayılı kararında belirttiği üzere, kesinleşmiş hükümler yönünden sınırlı bir yargılama olan uyarlama yargılaması sonunda verilen hükümler yönünden kazanılmış hak söz konusu olamayacağından, sanığın kavga sırasında korkutmak amacıyla silah boşaltmak olarak tarif olunan ve kesinleşen hükümde bu nedenle mahkumiyetine karar verilen eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 106. maddesindeki tehdit suçunu ya da 170/1-c maddesinde düzenlenen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunu oluşturup oluşturmayacağının karar yerinde tartışılması gerekirken, sanığın fiilinden dolayı değerlendirme yapılmaksızın suç vasfından dolayı beraat kararı verilmesi, Hükümden sonra 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, CMK.nın 231/5,14 madde ve fıkralarında öngörülen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında ceza sınırının 2 yıla çıkartılması ile soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suç olma şartının kaldırılması kuralları gereğince bu hususların mahalli mahkemece birlikte değerlendirilmesi lüzumu, Bozmayı gerektirmiş sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 17.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2009/23181, K. 2010/4446, T. 17.03.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2009-23181-e-2010-4446-k-34d8080306de