Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2009/22756 E. 2010/705 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/22756
- Karar No
- 2010/705
- Karar Tarihi
6831 sayılı Orman Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanık ...'nın, anılan Kanun'un 5728 sayılı Kanun ile değişik 91/5, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 50/3, 52. maddelire uyarınca 500 Türk Lirası adli para cezası ve 500 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Erbaa Sulh Ceza Mahkemesinin 18.02.2009 tarihli ve 2008/327 esas, 2009/92 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 05.10.2009 tarih ve 2009/11692-55658 sayılı yazısıyla, kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.09.2009 tarih ve 2009/238083 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur tebliğnamede; 5728 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 91/5. maddesine aykırılık suçu için öngörülen hapis ve adli para cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 75. maddesi kapsamında ön ödemeye tabi bulunduğu buna göre, sanığa usulüne uygun ön ödeme ihtaratı yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığından bahisle 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi greğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.06.2009 tarih ve 2009/46-154 sayılı kararı ve buna uyum gösteren Ceza Daireleri kararlarına göre, 5237 sayılı yasada zoralım bir güvenlik tedbiri olarak düzenlendiğinden bu yasanın 54. maddesine göre verilen zoralım kararları eşyanın değeri ne olursa olsun temyize tabi olup bağlantılı asıl hüküm, kesinlik sınırında olsa bile bu hükme temyiz edilebilirlik niteliğini kazandırır. Somut olayda sanık hakkında toplam 1000 TL adli para cezası ve 5237 sayılı TCK'nun 54. maddesine göre yediemine alınan orman emvalinin zoralımına karar verilmiş olmakla, adli para cezası kesinlik sınırı içinde kaldığı halde, zoralıma da karar verilmesi nedeniyle temyize tabi olacaktır. Karar temyize tabi olduğu halde, mahkeme kararı "cezanın miktarı itibariyle yasa yolu kapalı olarak" tefhim edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.04.2009 tarih ve 2008/214 esas, 2009/98 sayılı kararına ve T.C. Anayasının 40/2. maddesine göre, mahkeme, taraflara hangi kanun yolları ve mercilere başvurulacağını ve sürelerini açıkça belirtmek zorunda olup, hüküm usulüne uygun olarak tefhim edilmemiştir. Kararda, "yasa yolu kapalı" ibaresi tarafları, yasa yoluna başvurma yönünden yanıltıcı nitelikte olup, sanık ve müdahil idare yönünden temyiz süresi başlamamıştır. 5271 sayılı CMK'nun 309/1 maddesine göre, kesinleşmemiş kararlar aleyhine kanunun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, Dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 01.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.