Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/7260 E. 2016/385 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2014/7260
- Karar No
- 2016/385
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Davacı tarafından açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -Davacı vekili, müvekkili şirketin bir kısım alacaklarını tahsil edememesi nedeniyle borca batık hale geldiğini, iyileştirme projesi uyarınca alınacak önlemler sonucu mali durumunu düzeltip, borca batıklıktan kurtulma ümitleri bulunduğunu ileri sürerek, müvekkili şirketin iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı şirketin borca batık olmaması nedeniyle iflas erteleme şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, iflasın ertelenmesi istemine ilişkindir. İflas davalarında yetki kamu düzeni ile ilgili olduğundan mahkeme tarafından re'sen dikkate alınmalıdır. İİK'nın 154/son maddesi " Şu kadar ki, iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır." hükmünü içermektedir. Bu madde hükmü, iflas ertelenmesi isteminin dayanağı olan 179. madde ile aynı fasılda yer aldığından ve İİK'nın 181. maddesi kapsamında kaldığından, işbu davada uygulanması gerekmektedir. Somut olayda, dosyada bulunan ... Memurluğu'nun 07.03.2012 tarihli yazısına göre davacı şirketin muamele merkezi Antalya'da iken 22.11.2010 tarihinde Yeşilova olarak değiştirilmesine ilişkin yönetim kurulu kararı alındığı, bu kararın aynı tarihte ticaret siciline tescil edildiği ve 24.11.2010 dava tarihinden sonra 01.12.2010 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 300/1-2. maddesinde(6102 sy. TTK'nın 354/1-b md.), şirketin unvanı ve merkezinin, merkezin bulunduğu yer ticaret sicil gazetesinde ilan olunacağı düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 390. maddesi(6102 sy. TTK'nın 455. md), "Esas mukavelenin değiştirilmesine müteallik umumi heyetçe verilen karar; idare meclisi tarafından şirket merkezinin ve şubelerinin bulunduğu yerin ticaret siciline tescil ve eğer ilana tabi olan hususlar varsa onlar da ilan ettirilir. Değiştirme kararı tescilden önce hüküm ifade etmez." hükmünü içermektedir. Aynı şekilde anılan Kanun'un 38/1-1. cümlesi(6102 sy. TTK'nın 36/1-1. cümlesi) "Ticaret sicili kayıtları, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü şahıslar hakkında, kaydın gazete ile ilan edildiği; ilanın tamamı aynı nüshada yayınlanmamış ise, son kısmının yayınlandığı günü takibeden iş gününden itibaren hüküm ifade eder." hükmünü içermektedir. HMK'nın 115/1. maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar, dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." hükmünü içermektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.12.2013 tarih ve 4-2247 E., 1667 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, taraf teşkili yapılmadan, tensip ile birlikte dava şartı noksanlığından, davanın usulden reddedilmesinde HMK'nın 30. maddesine göre de bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiştir. Dairemizin 26.05.2015 tarih ve 2014/7272 E., 2015/3936 K. sayılı ilamında da, HMK'nın 30. ve 115/1. madde hükmü uyarınca, davanın her aşamasında, somut olayda henüz taraf teşkili yapılmadan da tensip aşamasında HMK'nın 114 ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacı şirketin muamele merkezi değişikliğinin dava tarihinden sonra ilan edildiği, 3. kişiler açısından ilandan önce bu değişikliğin hüküm ifade etmeyeceği, dava tarihi itibariyle davacı şirketin muamele merkezinin... bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin kesin yetkisine ilişkin dava şartı yokluğundan 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ç ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. 2- Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. 3- Kabule göre; İİK'nın dava tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6103 sayılı Kanun ile değişik 179/a maddesinin 1. ve 2. fıkraları, "Mahkeme, iflâsın ertelenmesi isteminde bulunulması üzerine, envanter düzenlenmesi ve yönetim kurulunun yerine geçmesi ya da yönetim kurulu kararlarının onaylanması için derhal bir kayyım atar; ayrıca şirketin ve kooperatifin malvarlığının korunması için gerekli diğer önlemleri alır. Kayyımın atanmasına ilişkin karar, kayyımın mahkemece belirlenmiş görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırları ve iflâsın ertelenmesine ilişkin talep 166. maddenin ikinci fıkrasındaki usul ile mahkeme tarafından ilân ve ticaret siciline tescil ettirilir. Mahkeme bu arada erteleme talebini karara bağlar." hükmünü içermektedir. Anılan hüküm iflas erteleme yargılamasına ilişkin usul hükmü olup, derhal uygulanması gerekmektedir. Mahkemece, iflas erteleme talebi ile ilgili ilanlar yapılmış ve kayyım atanmış ise de, anılan hüküm uyarınca kayyım atanmasına ilişkin karar ile kayyımın mahkemece belirlenmiş görevi ve yetkilerinin ve bunların sınırlarının ilanı ve ticaret siciline tescili ile erteleme talebinin ticaret siciline tescili gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin karar verilmesi, İİK'nın 179/a maddesi hükmüne aykırı olmuştur. Öte yandan, yargılama aşamasında müdahale talep eden... ... ve .... Şti.'nin gerekçeli karar başlığında gösterilmemeleri ve adı geçenlere gerekçeli karar ve temyiz dilekçesinin tebliği edilmemesi de doğru olmamıştır. SONUÇ :Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.