Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2013/7531 E. 2013/28419 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/7531
Karar No
2013/28419
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 15.08.1990 tarihinden itibaren en son muhasebe müdürü olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin geçerli neden olmaksızın feshedildiğini, iş sözleşmesinin feshedilmesinin asıl sebebi, işlerini aksatması değil, bilakis şirket menfaatlerini korumak maksadıyla, davalı şirkette yasal mevzuata ve/veya şirket menfaatlerine aykırı işler yapılmak istenmesi durumunda (ki bu aykırı işlerin yapılması şirketin A Grubu imza yetkilileri tarafından istenmiş olsa dahi), bu hususlarla ilgili gerek Yönetim Kurulunu bilgilendirme gerekse yapılmaması gereken şirket menfaatlerine zarar verecek ve/veya şirket içi düzenlemelere aykırı olan ödemeleri yapmama şeklinde sergilemiş olduğu tutum olduğunu, iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz bir sebeple kötüniyetli feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine karar verilmesini istemiştir. Davalı işveren vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin feshine neden olan davranışların, davacının görevinin sınırlarını aşarak tüm sözlü ve yazılı talimatlara rağmen şirket hiyerarşisini aşarak gerekmediği ve görevi olan ya da olmayan konularda kendinin üstü pozisyonunda çalışana değil hiyerarşik olarak doğrudan üstü olmayan kişilere mail göndermek ve iletişim kurmak suretiyle yetki aşımı ve bunu yapmaması söylendiği ve yazılı olarak uyarıldığı halde, bu husustaki talimatlara karşı gelerek bu davranışlarını devam ettirmesi şeklindeki davranışları nedeniyle fesih öncesi şirket içi mailleşme yoluyla savunmasının alındığı, bunun dışında yazılı savunmasının alınmadığını, yine mail yoluyla sözlü uyarıldığını, bu sebeplerle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-h. maddesi gereğince haklı olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, fesih yazısındaki dayanılan kanun maddesi ve davadaki savunmaya göre feshe dayanak gösterilen işçi davranışlarının 4857 sayılı Kanun'u 25/II-h. maddesinde sayılan haklı feshi gerekli kılan sebeplerden olmadığı, yaklaşık yirmi senelik çalışanının iş sözleşmesinin feshi yolunu seçen davalı işverenin kanuni ve hukuksal gerekçelere göre ölçülük ilkesine uygun hareket etmediğinin de açık olduğu, davacının 4857 sayılı Kanun'un 19/2 maddesinde düzenlendiği üzere usulüne uygun bir savunmasının da alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. İş sözleşmesinin, işverence haklı veya geçerli olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesi kapsamında feshedildiği anlaşılmaktadır. Haklı sebeple yapılan fesihlerde yazılı bildirim zorunluluğu olmadığı gibi, fesihten önce savunma alma zorunluluğu da bulunmamaktadır. Bu itibarla, mahkemece davacının iş sözleşmesinin feshine sebep olarak gösterilen olayların haklı sebep niteliğinde olmadığı belirtildikten sonra, savunmasının da alınmadığı gerekçesiyle feshin geçersiz olduğu sonucuna varılması doğru olmamıştır. Davalı işveren tarafından fesih sebebi yapılan olaylarla ilgili tanık listesi ibraz edilmiştir. Mahkemece, tanık dinletme isteminin reddi yönünde karar verilmesi geçerli bir gerekçeye dayanmamaktadır. Davalının savunmaya yönelik olarak dinlenmesini istediği tanıklar dinlenmeli ve bildirdiği diğer kanıtlar da toplandıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip sonuca göre karar verilmelidir. Belirtilen hususlar yerine getirilmeden eksik incelemeye dayalı hüküm kurulmuş olması hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/7531, K. 2013/28419, T. 06.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2013-7531-e-2013-28419-k-baaf0fe8c56c