Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/7120 E. 2012/26654 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/7120
- Karar No
- 2012/26654
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalıya ait iş yerinde 25.10.2005-02.04.2009 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini, hak kazandığı yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık haklı sebebine dayalı sonlandırıldığını, davacının hak kazandığı yıllık izinlerinin kullandırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu, davacının hak kazandığı yıllık izinlerinin kullandırıldığının işveren tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı taraf temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir . 2- İş sözleşmesinin, işçinin devamsızlıkta bulunması sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendinde, “işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” halinde, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu kurala bağlanmıştır. Somut olayda, davacı işçinin 02.03.2009 tarihli şikayet dilekçesi üzerine düzenlenen Bölge Çalışma Müdürlüğü raporunda, feshe ilişkin olarak davalı işverenin devamsızlık tutanakları ibraz ettiği belirtilmiştir. Her ne kadar davalı tarafça bilirkişi raporu düzenlendikten sonra delil listesi ibraz edilmiş ise de öncesinde davalıya delillerin bildirmesi hususunda kesin süre tanınmamıştır. Bu durumda, iş sözleşmesinin devamsızlık haklı sebebine dayalı olarak feshedilip edilmediğinin belirlenmesi açısından davalı delilleri ve devamsızlık tutanakları değerlendirilmeli, gerekirse tutanak tanıklarının beyanları da tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeye dayalı karar verilmesi isabetsizdir. 3-Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık ise işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır 4857 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Somut olayda, davalı işveren davacının 15.07.2008-30.07.2008 tarihleri arasında yıllık izin talep ettiğini ve bu talebe onay verildiğini gösterir yıllık izin formu ibraz etmiştir. Davacı bu belgeye istinaden yıllık izin kullanmadığını ileri sürmemiş sadece süresinde ibraz edilmemesi sebebi ile delil olarak kabul edilmeyeceğini savunmuştur. Yukarıda belirtildiği üzere, davalı tarafa delil bildirilmesi hususunda kesin süre tanınmadığından davacının yıllık izin formuna ilişkin bu savunması geçerli bir savunma olarak kabul edilemez. Bu durumda belirtilen bu yıllık izin formunun bir değerlendirmeye tabii tutulmaması hatalı olup, bu husus ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir. 4-Yargılama giderlerinden sayılan ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323 üncü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 169. ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1. maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin, davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davacı davada kendisini vekille temsil ettirmediği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.