Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/6661 E. 2012/26438 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/6661
- Karar No
- 2012/26438
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA :Davacı, icra-takibine yapılan itirazın iptali, icra-inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyeri aleyhine açtığı işe iade davasında mahkemenin işe iade kararının onanarak kesinleştiğini, 31.08.2009 tarihinde müvekkilinin işyerine başvurduğunu, davalı işyerinin 01.10.2009 tarihinde davacının işe başlamasını istediğini, davacının işyerine başvurduğu aynı gün rahatsızlığı sebebiyle vizite kağıdı istediğini, vizite kağıdında davalı işyerinin müvekkilini ... Metal Ambalaj Makine ve Servis Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti isimli şirkette işbaşı yaptırdığını öğrendiğini, müvekkilinin mahkeme ilamındaki işyerinde işe başlatılmadığını, bunun üzerine müvekkilinin 02.10.2010 tarihli ihtarname ile işverene başvurduğunu ancak sonuç alamadığını, bunun üzerine icra takibine başladıklarını, davalı yanın icra dairesinin yetkisine borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, yetki itirazının kanuni olmadığını, ilamdan kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı farkı, boşta geçen süre alacağı, işe başlatmama tazminatı, işlemiş faiz alacağı ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkili işyerine davacının işbaşı yapmak üzere başvurduğunu, müvekkili şirketin kanuni süresi içinde davacıya işbaşı yapması için bildirimde bulunduğunu, davacının işbaşı yapmak için geldiğini, aynı gün hasta olduğu için vizite kağıdı istediğini, 01.10.2009 tarihinde işyerinden ayrılan davacının bir daha işe gelmediğini, 02.10.2009 tarihinden itibaren işyerine gelmeyen davacıya ihtarname tebliğ edildiğini, buna rağmen işe gelmeyen davacının 20.10.2009 tarihinde iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini, ilamsız takibe konu olacak likit ve kesinleşmiş bir alacak bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece,davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-İşçilik alacaklarıyla ilgili olarak yapılmış olan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında icra inkar tazminatına karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının kanunda gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. ve 28. maddelerinin işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmolunmaz. Borçlu belirli bir alacak için yapılan icra takibinde borcun bir kısmına itiraz etmek istediğinde, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorundadır. Borçlu buna uymaz ve borcun tamamına itiraz ederse, itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu miktar bakımından icra inkar tazminatı ödemekle yükümlüdür. Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından sözkonusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir. Somut olayda; davacının icra takibinde bulunduğu alacağın hak edilip edilmediği yönünden davalı tarafından itirazda bulunulmuştur. Başka bir anlatımla hakkın özüne itiraz söz konusu olup uyuşmazlık yargılamayı gerektirmektedir. Olayda icra takibine geçildiğinde henüz mahkeme kararı kesinleşmediğinden alacağın likit olduğundan söz edilemez. Bu sebeple mahkemece icra inkar tazminatı isteğinin reddi gerekirken kabulü hatalı olmuştur. 3-İcra takibinde işlemiş faiz için de takip tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olması durumunda, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi, faize faiz yürütülmesi anlamına gelir ki, Borçlar Kanunu'nun 104/son ve 3095 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca faize faiz yürütülmesi mümkün olmaz. Bu halde, asıl alacak bakımından takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmek suretiyle, faize faiz yürütülmeyecek şekilde hüküm kurulmalıdır. Bu gerekçelerle icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. ve 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın hüküm fıkrasından “Hüküm altına alınan miktar üzerinden % 40 oranın icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” bendinin çıkarılması ile hüküm fıkrasında bulunan “İşlemiş faiz olarak; 371,31 TL yönünden takibin devamına. Fazlaya ilişkin 297,31 TL işlemiş faiz yönünden takibin iptaline” bendine 297,31 TL işlemiş faiz ibaresinden sonra gelmek üzere “ile işlemiş faize takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesi” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 26.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.