Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/26764 E. 2013/23605 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/26764
Karar No
2013/23605
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :... Mahkemesi DAVA : Davacı, sigorta primi, ihbar, kıdem tazminatı, ücret alacağı, hafta tatili, ücret alacağı ve yıllık izin ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı ... avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının davalı ... tarafından Kazakistan-Astana'da yaptırılmakta olan Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçilik binasının yapım işini üstelenen diğer davalı ... Uluslararası İnş. ve Dış Tic. A.Ş işçisi olarak çalıştığını, ücretlerin düzenli ödenmediği gibi, fazla mesai, hafta tatili ile bayram tatili ücretlerinin ödenmediğini, ihbarda bulunulmadan ... sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini, davalılar arasındaki sözleşmede işçilerin alacaklarının hak edişten kesilerek öncelikle ödeneceği belirtilmesine rağmen ödenmediğini, sigorta primlerinin yatırılmadığını belirterek, alacaklarının davalı işverenlerden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; inşaat işinin tamamını ihale mevzuatı çerçevesinde yüklenici firma ... Uluslararası İnşaat ve Dış Ticaret A.Ş.'ye ihale ettiğini, davalılar arasında imzalanan Yapım İşleri Sözleşmesinin konusunun Astana Büyükelçiliği Kançılarya binasının inşaat işinin işveren sıfatına haiz yüklenici firma ... Uluslararası İnşaat ve Dış Ticaret A.Ş. tarafından yerine getirilmesi olduğunu, sözkonusu sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin tarafları arasındaki sözleşmesi ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisini doğurmadığını, bu nedenle işçi işveren ilişkisinin hukuksal statüsünden kaynaklanan alacaklardan asıl işveren sıfatına taşımayan bakanlığın sorumlu tutulamayacağını, işçilerin ücretlerinin ödenip ödenmediğini kontrol görevinin ... denetim işini ihale suretiyle A.N. ... Mimarlar Ltd. Şti.'ne verdiklerini, diğer davalı ... Uluslararası İnşaat ve Dış Ticaret A.Ş.'nin kesin hesaplarını ... kontrol firması A.N. ... Mimarlar Ltd. Şti. tarafından yerine getirildiğini, herhangi bir işçi ücretinin ödenmediği iddiasıyla başvuruda bulunulmadığını, bakanlığın Yapım İşleri Sözleşmesi'nin 27'inci maddesi uyarınca sorumluluğunun ancak 4857 sayılı ... Kanunu'nun 36. maddesinde gösterilen 3 aylık ücretle sınırlı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan hesap raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı bakanlık vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine göre; "1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, ... görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." Halen yürürlükte olan 5521 sayılı ... Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesine göre, ... mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliğ tarihinden itibaren sekiz gündür. Taraflar hükmün tefhiminin 6100 sayılı Kanun'un 297/2 maddesinde sayılan unsurları taşımaması halinde hak ve borçlarını bilemeyeceklerinden temyiz süresini kaçırmamak, hak kaybına uğramamak için kararı gereksiz yere temyiz etmek zorunda kaldıkları bir gerçektir. Bu sebeplerle hükmün tefhimi sırasında 6100 sayılı Kanun'un 297/2 maddesinde belirtildiği üzere "taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." Basit yargılama usulüne tabi yargılamalara ilişkin olarak 6100 Kanun'un “Hüküm” başlıklı 321. maddesinde ise aynen; “(1) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez. (2) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.” hükmü düzenlenmiştir. Anılan 321. maddedeki “hükme ilişkin tüm hususlar”dan kastedilen aynı Kanun'un 297. maddesindeki unsurlardır. Madde gerekçesinde tefhimin hüküm özetinin yazdırılması olduğu açıklanmıştır. Basit yargılamada da tefhim edilecek hüküm, 6100 sayılı Kanun'un 297/2. maddesindeki unsurları taşımakla birlikte, aynı Kanun'un 321. maddesi uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Ancak mahkemelerin ... yoğunluğu ve buna bağlı olarak duruşma dosyalarının çokluğundan sebebi ile gerekçenin duruşmada yazdırılamaması halinde gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir. Bu kanuni şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek, kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. Somut olayda, mahkemece yapılan yargılama sonunda, duruşmanın 15.05.2012 tarihli son celsesinde, hüküm sonucu "Davanın kısmen kabulüne, ilişkin karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda tefhim tarihinden itibaren 8 günlük süre içinde temyizi kabil olmak üzere açıkça okunup anlatıldı." şeklinde açıklanmıştır. Açıklanan hüküm sonucunda, talebe konu alacak kalemlerinin hangi miktarlarda kabul edildiği, alacaklara ne şekilde faiz uygulanmasına karar verildiği, yargılama giderlerinin (masraf ve vekalet ücretleri) ne şekilde hüküm altına alındığı açıkça belirtilmemiştir. Bu şekilde kurulan ve açıklanan hükümde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmediği ortadadır. Bu sebeplerle, 6100 sayılı Kanun'un 297. ve 321. maddelerinde belirtilen zorunlu unsurları taşımadığı anlaşılan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 07.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/26764, K. 2013/23605, T. 07.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2012-26764-e-2013-23605-k-350be3c3e304