Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2011/17435 E. 2012/576 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/17435
- Karar No
- 2012/576
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ... numaralı 2926 sayılı Kanun'a tabi Tarım ... hizmetlerinin ... numaralı 1479 sayılı Kanun'a tabi hizmetleri ile birleştirilmesinin zorunlu olmadığının tespitine, 1479 sayılı Kanun'a tabi hizmetlerinin 1479 sayılı Kanun'un Ek 19.maddesi gereğince tescil tarihinden itibaren durdurulması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R 1-Dava, davacının 01/03/1986 tarihinden itibaren başlayan 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalılığının 1479 sayılı Kanun'a tabi hizmetleri ile birleştirilmesinin zorunlu olmadığının tespiti ile 1479 sayılı Kanun'un Ek 19. maddesi gereğince 1479 sayılı Kanun'a tabi hizmetlerin tescil tarihinden itibaren durdurulması istemine ilişkindir. 2-Mahkemece davanın kabulü ile 2926 sayılı Kanun'a tabi Tarım ... sigortalılığının 1479 sayılı Kanun'a tabi hizmetlerinin birleştirilmesinin zorunlu olmadığının tespitine, davacının 5 yılı aşkın prim borcu bulunduğundan 1479 sayılı Kanun'a göre hizmetinin 1479 sayılı Kanun'un Ek 19. maddesi gereğince tescil tarihinden itibaren durdurulmasına karar verilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 01/03/1986 tarihinden itibaren, resen Tarım ... sigortalısı olarak kayıt ve tescil edildiği, 03/09/1998 tarihininde ziraat odasına kaydı bulunduğu, 22/03/2001 tarihinde kadastrodan 1400m², 21/10/2010 tarihinde intikalen (tam hisseli) 6 parça bahçesi bulunduğu, zabıta ve muhtarlık yazılarında 75 dönüm arazisinin 6.- 7 büyükbaş hayvanı ve traktörünün bulunduğu 2011 yılında ...Bankasından DGD Kredisi aldığı, bakkal olarak 01/01/1978-11/05/1982, 01/07/1990-31/12/2000 ve 06/01/2005 devam şeklinde vergi kaydı, 09/01/1981-01/08/2008 tarihleri arasında Esnaf oda kaydının olduğu, davalı Kurumca 1479 sayılı Kanun'a tabi olarak 04/10/2010 tarihinde zorunlu ... sigortalısı olarak kayıt ve tescil edilerek 04/10/2000-31/12/2000 ve 06/01/2005 devamı şeklinde 6 yıl 10 ay 22 gün zorunlu Esnaf ... sigortalısı sayılarak prim borcu çıkartıldığı, Kurumca 01/03/1986-03/10/2000 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun'a tabi Tarım ... sigortalısı sayıldığı, dosyada 1479 sayılı Kanun'a ne de 2926 sayılı Kanun'a göre prim ödeme ekstrelerinin olmadığı görülmektedir. 30/04/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un Geçici 17. maddesinde; “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibariyle beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin kurumca çıkarılacak genel tebliğ yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80. maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.” Anılan Tebliğ 14/01/2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Öte yandan, 6111 sayılı Kanun'un 16. maddesinde kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan mülga 02/09/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatlarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ve mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa göre tescilleri yapıldığı halde prim borçları nedeniyle ilgili kanunları uyarınca sigortalılık süreleri durdurulmuş ve bu sigortalılık süreleri bu Kanunun yayımlandığı tarih itibariyle ihya edilmemiş olanların kendileri ve hak sahipleri bu sigortalılık sürelerinin ihyası amacıyla 5510 sayılı Kanunun Geçici 17. maddesinin ikinci fıkrasına istinaden bu Kanunun yayımladığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar yapacakları yazılı müracaatlarında, durdurulan bu sigortalılık süreleri için ödeyecekleri prim tutarının, sigortalılık süreleri durdurulmamış gibi değerlendirilerek bu Kanunun 12. maddesinin birinci fıkrasına göre hesaplanmasını talep edebilecekleri, bu şekilde hesaplanan prim borç tutarının tamamı bu Kanunun yayımladığı tarihi izleyen beşinci ayın sonuna kadar ödendikleri takdirde, bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği, bu maddede belirtilen süre içinde hesaplanan borç tutarının tamamının ödenmemesi halinde ihya işleminin geçerli sayılmayacağı ve bu madde kapsamında ödenmiş olan tutarların ilgilinin bu madde kapsamı haricinde başkaca prim borcunun bulunmaması kaydıyla faizsiz olarak iade edileceği, hükmü getirilmiş ve son başvuru tarihi 31/05/2011 tarihine kadar uzatılmıştır. Davacının 1479 sayılı Kanun'a göre sigortalılığının davalı Kurumca 04/10/2000-31/12/2000 ve 06/01/2005 ile 5510 sayılı Kanununun Geçici 17. maddesinin yürürlüğe girdiği 30/04/2008 tarihleri arası sigortalılık süresi olarak değerlendirilerek 5 yıl ve daha fazla prim ödemesi olmadığından mahkemece Geçici 17. madde dikkate alınarak prim ekstreleri getirilerek değerlendirme sonucu karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30/01/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.