Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2011/16405 E. 2011/13268 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/16405
- Karar No
- 2011/13268
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,2.7.2004 tarihinden itibaren ... sigortalılığının sona erdiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, 02.07.20004 tarihin1479 sayılı Yasa kapsamında ... sigortalılığının sona erdiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının babasından intikal eden 3/8 oranındaki miras hissesi nedeni ile ... Uluslararası Nakliyat Seyahat Turizm ve Ticaret Limited Şirketi ortaklığı nedeni ile 15.12.2000 tarihinden geçerli olmak üzere 1479 sayılı Yasa kapsamında ... sigortalı olarak tescilinin yapıldığı 1479 sayılı Yasanın ek 19 maddesi uyarınca 31.12.2001 tarihinden geçerli olmak üzere davacının ... sigortalılığının durdurulduğu, 5510 sayılı Yasa uyarınca davacının şirket ortaklığının devam ediyor olması nedeni ile sigortalılığının 01.05.2008 tarihinden itibaren yeniden başlatıldığı, 07.04.2011 tarihli duruşmada davacı vekili davanın konusu kalmadığını ancak dava açılmasına kurumun sebebiyet verdiğini ileri sürerek davacı yararına masraf ve avukatlık ücretine karar verilmesini istediği, davalı vekilinin ise Kurum işleminin 5510 sayılı Yasanın amir hükümlerine göre yapıldığını dava açılmasına Kurum sebebiyet vermediğinden aleyhe masraf ve ücreti vekalete hükmedilmemesi gerektiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık davacının 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesi gereği 31.12.2001 tarihinde durdurulan ... sigortalılığının 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi nedeni ile 01.05.2008 tarihinden itibaren tekrar başlatılmasının doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davanın Yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesi olup anılan maddede; Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla (30.4.2008) beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. Somut olayda, davacının 15.12.2000-dava tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılık şartları devam etmekte olup davalı Kurum 27.5.2010 tarihinde 5510 sayılı Yasanın geçici 17 maddesine göre Kanunun yürürlüğe girdiği 30.04.2008 tarihinden önceki döneme ait 5 yıl ve daha fazla prim borcu bulunan süreler yönünden davacının 30.4.2008 tarihinden önceki sigortalılık süresini esas alarak sigortalılığını 30.4.2008 tarihi itibariyle durdurmuştur.Davacının 01.05.2008 tarihinden sonra da şirket ortaklığı nedeni ile 5510 sayılı Yasanın 4/b-3 maddesi kapsamında sigortalılık koşulunu taşıdığı anlaşıldığından kurum tarafından yapılan işlemin doğru olduğu bu nedenle davanın açılmasına Kurumun sebebiyet vermediği anlaşılmaktadır. Yukarda açıklanan nedenlerle dava açılmasına davalı Kurum sebebiyet vermediği halde Kurum aleyhine yargılama gideri ve avukatlık ücretine kararverilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7.(6100 Sayılı H.M.K’nun 370/2) maddesi hükmü uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasının 3. ve 4. fıkralarının tamamen silinerek yerlerine “3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.100,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı SGK’ya verilmesine, 4-Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 13.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.