Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2010/5113 E. 2011/7395 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
21. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/5113
Karar No
2011/7395
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 15.5.2000 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya hak kazandığının tesbitiyle, birikmiş aylıklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, davacının eşi ...'ın 15/05/2000 tarihinde vefat etmesi nedeniyle 15/05/2000 tarihi itibariye davacının ölüm aylığına hak kazandığının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı murisinin Emekli Sandığı'ndaki hizmetlerine ilişkin ihya işlemi tamamlanarak ve primlerinin yasal faizi ile birlikte ödenip ihya edilmesinden sonra davacıya ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, 500.00.- TL alacak istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 20.01.1998-28.12.1998 tarihleri arasında 338 gün 1479 sayılıYasa'ya; 01.06.1976-30.06.1976 tarihleri arasında 30 gün 506 sayılı Yasa'ya; 01.02.1977-30.04.1979 ve 01.06.1982-30.09.1985 tarihleri arasında 5 yıl, 7 ay 5434 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olan davacı murisinin 15/05/2000 tarihinde vefat ettiği; davacının, SGK'dan 24/08/2000 tarihinde ölüm aylığı bağlanması isteminde bulunduğu, ölüm tarihinden itibaren 6 ay içinde Emekli Sandığı'na tabi hizmetlerini ihya talebine bulunulmadığı gerekçesiyle isteminin reddedildiği anlaşılmaktadır. Davacı murisinin 1479 ve 506 sayılı Yasa'ya tabi çalışmalarının toplamı (368 gün) ölüm aylığı bağlanmasına yetmemektedir. Davacı murisinin 01.02.1977-30.04.1979 ve 01.06.1982-30.09.1985 tarihleri arasında 5 yıl, 7 ay 5434 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı hizmetleri mevcut ise de, Emekli Sandığı, murisin, görevden ayrıldıktan sonra 5 yıl içinde keseneklerini almadığı gibi bu sürede herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması da olmadığından, keseneklerinin, 5434 sayılı Yasa'nın 117.maddesi gereğince Emekli Sandığı lehine zamanaşımına uğradığını ve hizmetlerinin de tasfiye edildiğini, 2829 sayılı Yasa'nın 5/b maddesine göre, "kesenek, prim iadesi veya toptan ödeme hakkı doğduğu halde paraları zamanaşımına uğrayanların, zamanaşımına uğrayan paraları faizsiz olarak ölüm, re'sen ya da yaş haddi nedeniyle görevleriyle ilgilerinin kesildiği tarihten itibaren 6 ay içinde kendileri veya hak sahiplerinin ilgili kuruma toptan ödedikleri takdirde bu hizmetleri 4 üncü madde gereğince birleştirilir." hükmüne göre davacının, hak sahibi olarak anılan hizmetleri ölüm tarihinden itibaren 6 ay içinde ihya etmek için de başvuruda da bulunmadığını 12.03.2001 tarihli yazısıyla bildirmiştir. --/-- --2-- Mahkemece, davacının, 24.08.2000 tarihinde ölüm aylığı bağlanması için ...'a yaptığı başvurunun 2829 sayılı Yasa'nın 5/b maddesindeki ihya talebini de içerdiği gözetilerek, "davacı murisinin Emekli Sandığı'ndaki hizmetlerine ilişkin ihya işlemi tamamlanarak ve primlerinin yasal faizi ile birlikte ödenip ihya edilmesinden sonra davacıya ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine" karar verilmiş ise de, uyuşmazlığın 5434 sayılı Yasa'dan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere mahkemelerin görevi ve yargı yolu "yasa" ile belirlenmiş olup kamu düzenine ilişkindir. Yargılamanın her safhasında mahkemece re'sen dikkate alınır. 5510 sayılı Kanun’un geçici 7.maddesindeki, "bu Kanunun yürürlük tarihine kadar ...5434 sayılı Kanunlara ....tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri ,fiili hizmet süresi zammı itibari hizmet süreleri borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği" ;yine 5510 sayılı Kanun'un geçici 4.maddesindeki "bu Kanun'da aksine bir hüküm bulunmadığı taktirde; iştirakçi iken bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanunun 4.maddesinin 1.fıkrasının (c)bendi kapsamına alınanlar, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayıl Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4.maddesinin birinci fıkrasının ( c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı" bildirilmiş olup, T.C Emekli Sandığı sigortalıları veya hak sahipleri arasında 5434 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda anılan sandıkça tesis edilen işlemler idari işlem niteliğinde olduğundan idari işlemler hakkında yetki,şekil,sebep,konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılacak davalar 2577 sayılı Yasa gereğince idari yargı yerinde çözümlenebilecektir. 5510 sayılı Kanunun 101.maddesindeki, bu Kanun'da aksine hüküm bulunmayan hallerde bu kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde görüleceğine ilişkin düzenleme de dikkate alındığında, eldeki davada, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulama yerinin bulunmadığı, ihyası istenen dönem itibariyle mülga 5434 sayılı Kanun'un uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar idari yargının görev alanına girdiğinden hizmetin ihyası yönünden 5434 sayılı Yasa gereğince davaya bakma görevinin idari yargıya ait olduğu açıktır. Somut olayda, mahkemece dava konusu uyuşmazlığın sebebi davacı murisinin Emekli Sandığı'ndaki hizmet sürelerinin ihya edilip edilemeyeceği noktasında olduğundan, davacıya bu uyuşmazlığın çözümü için idari yargıda idari dava açmak üzere önel verilerek, bu dava bekletici mesele yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde şarta bağlı hüküm kurulması isabetsiz olmuştur. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı SGK'nun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre SGK'nun diğer itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 29.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/5113, K. 2011/7395, T. 29.09.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-21-hukuk-dairesi-2010-5113-e-2011-7395-k-8448b3ec3085