Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2010/5055 E. 2011/6994 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
21. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/5055
Karar No
2011/6994
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 11.05.1982 tarihinden itibaren SSK.'ya bağlı sigortalı olarak çalıştığından ... sigortalısı olamayacağının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara,toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının tüm, davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, davacının 1995-2000 yılları arasında 1479 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olmadığının, bu döneme ait prim borcu bulunmadığının ve 11.06.1982 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığının geçerli olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulü ile 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığı ile çakışmayan dönemdeki 1479 sayılı Yasa kapsamında ... sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 13.09.1995-13.09.2000 tarihleri arasında vergi kaydının, 15.02.1995 tarihinden itibaren Oda kaydının, 29.02.1995tarihinden itibaren Esnaf Sicil kaydının bulunduğu 29.04.1997 tarihli bildirge üzerine 13.09.1995 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olarak tescil edilip 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları gözetilerek tescil tarihinin Kurumca 30.12.1995 tarihi olarak düzeltilip vergi kaydının sona erdiği 13.09.2000 tarihine kadar sigortalı olarak kabul edildiği, davacının prim ödemelerinin bulunmadığı, davacının 15.02.1995-29.12.1995 tarihleri arasında 224 gün, 26.02.1996-15.12.2000 tarihleri arasında 1996 yılında 301 gün, 1997 yılında 222 gün, 1998 yılında 155 gün, 2000 yılında 70 gün 506 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, her iki sigortalılığın çakışması halinde hangisine öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır. Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası gerekse 1479 sayılı ... Yasası birbirine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalınmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin SSK. kapsamına girebilmesi için hizmet aktine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında da bulunmaması gerekir. -/- -2- 506 sayılı Yasa’nın 3.maddesinin I/f bendinde “kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” K bendinde ise “ herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 sayılı Yasa’nın 24.maddesinin I ve II. Fıkralarında da bir kimsenin ... kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşuluda getirilmiştir. Öte yandan 01.10 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Yasanın sigortalılık hallerinin birleşmeli başlıklı 53/1 maddesinde ise "Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde, öncelikle aynı maddenin birici fıkrasının (c) benedi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı" belirtilmiştir. Her ne kadar 13.02.2011 tarihli 6111 Sayılı Yasanın 33 maddesi ile değiştirilen 5510 Sayılı Yasanın sigortalılık hallerinin birleşmesi başlıklı 53/1 maddesinde ise "Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde, öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı" belirtilmiş ise de aynı yasanın geçici 33 maddesine göre sözkonusu değişikliğin yasanın yürürlüğe girmesinden önceki olaylara uygulanması mümkün değildir. Somut olayda davacının 30.12.1995-13.09.2000 tarihleri arasında vergi kaydı, oda kaydı ve esnaf sicil kaydına göre 1479 sayılı Yasa'ya tabi sigortalılık şartlarını taşımakta ise de davacı 29.04.1997 tarihli bildirge ile 30.12.1995 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak tescil edildiğinden sonradan geriye doğru yapılan bir işlem ile önceden oluşan 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılık statüsü ortadan kaldırılamayacağından mahkemece davacının 29.04.1997 tarihine kadar mevcut bulunan 1995 yılında 279 günlük, 1996 yılında 301 günlük, 1997 yılı 1. dönemindeki 119 günlük 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığına geçerlilik tanınması ve bu çalışma süresi ile çakışan 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı iptal edilmesi doğrudur. Ancak 29.04.1997 tarihinden itibaren önceden başlayan sigortalılık 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılık olduğundan davacının 29.04.1997-13.09.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğu kabul edilmeli ve bu tarihler arasında çakışan 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı iptal edilmelidir. Yapılacak iş; davacının 30.12.1995-04.01.1996, 29.04.1997-13.09.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun kabulüyle, 30.01.1996-29.04.1997 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının iptaline ve bu dönem ile çakışan 1996 yılında 301 günlük, 1997 yılı 1. dönemindeki 119 günlük 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar vermektir. Her ne kadar 1479 sayılı Yasaya 20.06.1987 tarihli 3396 sayılı Yasa ile eklenen Ek 19. maddesinde Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde, kayıt ve tescil tarihinden itibaren 10 yıl içinde hiç prim ödememiş olan sigortalılar hakkında sigortalılık hakları saklı kalmak kaydıyla, Kurumca sigortalılık işlemlerinin durdurulacağı bildirilmiş ise de davacı 30.12.1995 tarihinde tescil edilmekle 10 yıllık süre 30.12.2005 tarihinde dolmadan önce Ek 19. madde 24.07.2003 tarihli 4956 sayılı Yasa ile ve 22.01.2006 tarihli 5458 sayılı Yasa ile değiştirildiğinde yeni düzenlemeler aniden yürürlüğe girip tamamlanmamış hukuki olaylara uygulanacağından 20.06.1987 tarihli 3396 sayılı Yasa ile yapılan düzenleme nedeniyle tamamlanmış ve kazanılmış bir haktan söz etmek mümkün olmadığından somut olaya 20.06.1987 tarihli 3396 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemenin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. -/- -3- Davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında ... sigortalısı olarak Kuruma prim ödemesi bulunmamakta ise de yürürlükte bulunan 22.02.2006 gün ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 13.maddesi ile değişik 1479 Sayılı Kanunun Ek 19.maddesi ve 30.04.2008 tarihinde bu yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa'nın geçici 17. maddesinde belirtilen beş yıl ve daha fazla sigortalılık süresine ilişkin prim borcu bulunma koşulu da oluşmadığından 5510 sayılı Yasanın geçici 17 maddesinin de somut olaya uygulanması sözkonusu değildir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 20.10.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (M) KARŞI OY 1479 sayılı Yasaya 20.06.1987 tarihli 3396 sayılı Yasa ile eklenen Ek 19. maddesinde Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde, kayıt ve tescil tarihinden itibaren 10 yıl içinde hiç prim ödememiş olan sigortalılar hakkında sigortalılık hakları saklı kalmak kaydıyla, Kurumca sigortalılık işlemlerinin durdurulacağı, ancak kendileri veya hak sahiplerinin müracaatı halinde yürürlükte bulunan hükülmerin uygulanacağı bildirilmiştir. Anılan maddenin 24.07.2003 tarihli 4956 sayılı Yasa ve 22.01.2006 tarihli 5458 sayılı Yasa ile değiştirilerek beş yıl ve daha fazla sigortalılık süresine ilişkin prim borcu bulunanların sigortalılıklarının durdurulabilceğine ilişkin düzenleme yapılmış olması, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın Geçici 17. maddesinde de 30.04.2008 tarihine kadar 5 yıl ve daha fazla sigortalılık süresine ilişkin prim borcu bulunların sigortalılıklarının durdurulabileceğine ilişkin hüküm bulunması sonuca etkili değildir. Davacı 30.12.1995 tarihinde tescil edilmiş olup 30.12.2005 tarihi itibariyle 10 yıldır prim ödememiş sigortalı durumunda olduğundan sigortalılığı 30.12.1995 tarihi itibariyle durdurulmalı ve 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığına geçerlilik tanınmalıdır. Mahkeme kararının davacı yararına bu nedenle bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun kararın davalı yararına bozulmasına ilişkin bozma kararı gerekçesine katılmıyorum. Muhalif Başkan ...

Atıf: Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/5055, K. 2011/6994, T. 20.09.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-21-hukuk-dairesi-2010-5055-e-2011-6994-k-ab72f00340f3