Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2008/15934 E. 2009/6281 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/15934
- Karar No
- 2009/6281
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava davacının iş kazası nedeniyle beden güç kaydına uğradığı iddiasına dayalı maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacının ibraname ile aldığı veya almadığı tüm haklarından feragat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı işyerinde polisaj makinasının mop adlı zımparalarının değiştirilmesi sırasında iş eldiveninin takılmasıyla sağ elinin motora sıkışması sonucunda yaralandığı, Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettiş soruşturmasında olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, maluliyete ilişkin bir kaydın olmadığı,Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı,İzmir Sigorta İl Müdürlüğü'nce yazılan20.3.2007 tarihli yazıda olayla ilgili tahkikatın henüz sonuçlanmadığının bildirildiği davacının 19.7.2003 tarihinde işe girdiği 13.10.2005 tarihinde ayrıldığına ilişkin olarak düzenlenen 18.5.2005 tarihli "İBRANAME" başlıklı belgede davacının imzası bulunan “..haklarımı işverenden tam ve noksansız bir şekilde tahsil ettim. işveren ve gerekse vekilinden bu iş akti ve akit sırasında vuku bulan iş kazası ve sair sebeplerle hiçbir hak ve alacağım kalmadığını, son brüt ücretimin yukarıda belirtilen kadar olduğunu,İş Yasa'sından ve 506 sayılı Yasa'dan SSK'dan doğan tazminat ve bunlardan dolayı haiz olduğum ve olabileceğim her türlü dava haklarından feragat ve bu haklarımı iskat ile işveren ve vekilini serbest irademle ibra ettiğimi beyan ederim” şeklindeki yazıldığı Adli Tıp uzmanının raporunda “vuku bulan iş kazası” yazısının sonradan eklendiğine dair maddi bulgunun olmadığı ve İzmir Kriminal Polis Laboratuar Müdürlüğü grafoloji ve sahtecilik uzmanının raporunda ise ibranamedeki “bu iş akti ve akit sırasında vuku bulan iş kazası ve sair sebeplerle hiçbir hak ve alacağım kalmadığını” yazısının sonradan herhangi bir şekilde ilave edilmediği sonucuna varıldığının belirtildiği anlaşılmaktadır. 5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde İş kazasının 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir. Öte yandan, 5510 sayılı Yasa’nın 18 nci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı bildirilmiştir. Somut olayda iş kazası olduğu iddia edilen olayın SGK Başkanlığı'na bildirildiği,tahkikatın devam ettiği,henüz sonuçlanmaması nedeniyle olayın SGK Başkanlığınca işkazası olarak kabul edilip edilmediğinin belli olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan bir çok Yargıtay kararında vurgulandığı üzere alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasını kapsayan akde "ibra" denir. İbranamenin kural olarak işçiye yapılmış olan ödeme ile sınırlı olarak bağlayıcılığı asıldır. Bu durum İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatının temel prensibi olan "işçinin korunması temel ilkesi"ne de uygun düşecektir.Gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek için işçiye yapılan ödemenin miktar olarak ibranamede açıkça gösterilmesi ve ödemenin yapıldığı tarihteki zararı karşılaması koşuldur. Başka bir anlatımla, işçiye yapılan ödemeyi belli etmeyen sözleşmeyi işvereni borcundan kurtaran ibraname olarak nitelendirmeye olanak olmadığı açık-seçiktir..Kuşkusuz, işverenin işçiye yapmış olduğu ödemeyi ispat etmesi durumunda, taraflar arasında yapılan akdin ibraname niteliğini kazanacağı ve tazminat hesabında, işveren tarafından ödendiği kanıtlanan miktarın değerlendirileceği söz götürmez.Somut olayda davacı tarafından imzalanmış ibraname varsa da; işverence ne miktarda ödeme yapıldığı ispatlanmış değildir. Yapılacak iş;öncelikle SGK İzmir İl Müdürlüğünden tahkikatın sonuçlanıp sonuçlanmadığını sormak tahkikat sonuçlanmış ve olay Kurumca işkazası olarak tespit edilmiş ise yargılamaya devam olunarak işin esasına girmek ve davacıya sürekli iş göremezlik aylığı bağlanması için Kurum'a müracaat etmek üzere önel vermek,olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde davacıya işvereni ve SGK Başkanlığını hasım göstermek suretiyle"olayın iş kazası olduğunun tespiti davası açılması için önel vermek,tespit davasını bu dava için bekletici mesele olarak kabul etmek çıkacak sonuca göre karar vermek,olayın iş kazası olduğunun anlaşılması halinde işin esasına girilmek suretiyle öncelikle davalıya ödemelerini ispat etmesi için mehil verilmeli, dosyadaki ödeme makbuzlarındaki miktarların ne için ödendiği açıklattırılmalı gerekirse işverenin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacıya maddi ve manevi zarar karşılığında bir ödeme yapılıp yapılmadığı yapılmış ise miktarları belirlenmeli,manevi zarar karşılığı bir ödeme yapıldığının anlaşılması halinde üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle manevi tazminatın bölünmesi,yeniden dava konusu yapılarak miktarının artırılması olanağı bulunmadığından bir defada istenilmesi gerektiğinden şimdiki gibi manevi tazminat talebinin reddine karar verilmeli,maddi zarar karşılığı bir ödeme yapıldığının anlaşılması halinde ise;. Kural olarak işçiye yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda, yapılan ödeme "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul edilmeli ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki karşılanmayan zararı hangi oranda karşılandığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat mikatırından yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenerek karşılanmayan zarardan davalı tarafça ödeme yapılan tarihe göre; zararı karşıladığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek gerekir. Açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde ise davacının maddi tazminat talebinin reddi gerekir. Bu durumda ödemenin yapıldığı tarih gözönünde tutularak davacının gerçek zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması suretiyle belirleneceği hukuksal gerçeği ortadadır. Oysa, yukarıda açıklandığı biçimde inceleme ve araştırma yapılmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. ve çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın ve özellikle işçiye yapılan ödemeyi içermeyen sözleşmenin ibraname olarak nitelendirmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.