Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026/992 E. 2026/6956 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/992
- Karar No
- 2026/6956
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1022 E., 2025/1129 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Bayındır Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2018/490 E., 2021/440 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile kendisinin reddedilen manevî tazminat talebi yönünden temyiz edilmiş olup, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda erkeğin cinsel birlikteliğin gerçekleştirememesi nedeniyle ağır, erkeğe "bu saatten sonra git ... karılık yapsın sana daha iyi" şeklinde erkeğin kardeşi ... ile ilgili mesaj atarak erkeğin kişilik haklarını zedeleyen kadının az kusurlu olduğu gerekçesi ile kadının asıl ve erkeğin birleşen boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakası ile manevi tazminata, erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı erkek vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince cinsel birlikteliğin gerçekleştirememesinde kadınında aynı oranda kusurlu olduğu, gerçekleşen durum karşısında kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğuna karar verilerek, kadın yararına hükmedilen manevî tazminat ile yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, erkek yararına maddî ve manevî tazminata, erkeğin kusur belirlemesi, maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakası yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, sair yönlerden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı- karşı davalı kadın vekilince temyiz talebinde bulunulmuştur.
Yapılan yargılamada her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince cinsel birlikteliğin gerçekleştirememesi kusuru kadına da yüklenmiş ise de; tarafların dava tarihi itibariyle yaklaşık bir yıldır, fiilen ise yaklaşık 4 aydır birlikte oldukları, tarafların cinsel birliktelik kuramadıklarının ise her ikisinin de kabulünde olduğu ancak bu konuda birbirlerini suçladıkları, davalı-karşı davacı erkek hakkında ... Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin Psikiyatri Anabilim Dalı ve Üroloji Anabilim Dalı'ndan alınan raporlarda erkeğin cinsel birleşmesine engel fiziksel veya psikolojik bir rahatsızlığının bulunduğunun tespit edilemediği, yine kadın hakkında ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'ndan alınan raporlarda kadının cinsel birleşmesine engel fiziksel veya psikolojik bir rahatsızlığının bulunduğunun tespit edilemediği bildirilmekle, kadının cinsel birliktelikten kaçındığı ispat edilemediği gibi kadının cinsel birlikteliğinin gerçekleşmesine engel bir rahatsızlığının da tespit edilemediği anlaşılmıştır. Evlenmenin sosyal amacı yanında, cinsel arzuları tatmin etme gayesi de vardır. Tarafların cinsel organları normal yapıda olmasına rağmen, psikolojik sebeple de olsa makul süre geçen evlilik birliği içinde cinsel ilişki kuramadıkları anlaşılmaktadır. Bu hal evlilik birliğini temelinden sarsar. Birlikte yaşanan makul süre içinde cinsel ilişkinin başarılamamış olması karşısında eşlerde birbirine karşı haklı bir nefretin, en azından isteksizliğin doğacağı şüphesizdir. Böyle bir durumu davacı-karşı davalı kadın açısından bir kusur olarak kabul etmek mümkün değildir. O halde toplanan delillerden istinaf ve temyiz edilmeyerek kesinleşen kusurlara göre erkeğin cinsel birlikteliğin gerçekleştirememesi nedeniyle; kadının ise "bu saatten sonra git ... karılık yapsın sana daha iyi" şeklinde erkeğin kardeşi ... ile ilgili mesaj atarak erkeğin kişilik haklarını zedelemesi nedeniyle eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin az, kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu olup, eşit kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilemez. Davalı-karşı davacı erkek yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası koşulları somut olayda gerçekleşmemiştir. O halde, erkeğin maddî ve manevî tazminat isteğinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde erkek lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve erkek yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminatlar yönünden BOZULMASINA, 2.Davacı-karşı davalı kadının sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.