Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026/996 E. 2026/6951 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/996
Karar No
2026/6951
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/803 E., 2025/1246 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/545 E., 2022/371 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, davanın kabulü, erkek lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat, reddedilen maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakası talepleri, tedbir nafakası miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince sık sık alkol alan erkeğin az, piknik tüpü ile eşine yaralayan, yaşanan tartışmalar neticesinde evdeki bardak ve fincanları kıran ve eşini evden kovan kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin boşanma davasının kabulüne, kadına yararına tedbir nafakasına, kadının maddî ve manevî tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine, erkek yararına maddi ve manevi tazminat takdirine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kusur vakıalarının belirlemesi hatalı bulunarak eşini tehdit eden, önceki evliliğinden olma çocuklarını istemeyen ve sık sık alkol alan erkeğin hafif, piknik tüpü ile eşine yaralayan ve yaşanan tartışmalar neticesinde evdeki bardak ve fincanları kıran kadının ağır kusurlu olduğu kabul edilip erkek lehine maddî ve manevî tazminat miktarlarının arttırılmasına, kadın lehine ise tedbir nafakası miktarının arttırılmasına dair erkeğin maddî ve manevî tazminat miktarlarına yönelik, kadının kusur vakıasına ve tedbir nafakası miktarına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, sair yönlerden tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı kadın vekilince temyiz talebinde bulunulmuştur.

Toplanan delillerden istinaf ve temyiz edilmeyerek kesinleşen kusurlar yanında ve dosyada tanık olarak dinlenilen davalı kadının tanıkları ... ve...'ın beyanları doğrultusunda güven sarsıcı davranışta bulunma kusurunun da erkeğe yüklenmesi gerektiği anlaşılmakla; yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, eşini tehdit eden, önceki evliliğinden olma çocuklarını istemeyen, sık sık alkol alan ve güven sarsıcı davranışta bulunan erkek ile; piknik tüpü ile eşine yaralayan ve yaşanan tartışmalar neticesinde evdeki bardak ve fincanları kıran kadının eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı erkeğin hafif, davalı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

3.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu olup, eşit kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilemez. Davacı erkek yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası koşulları somut olayda gerçekleşmemiştir. O halde, erkeğin maddî ve manevî tazminat isteğinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde erkek lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

4.Boşanma yönünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşulu ile geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, yoksulluk nafakasının toptan ve durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Yoksulluk nafakasının toptan ya da irat biçiminde ödenebilmesine karar verilebilmesi için, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ödeme gücü ve isteklerinin göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.Toplanan delillerden; kadının düzenli bir işi ve gelirinin bulunmadığı, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının daha ağır kusurlu olmadığı ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılmaktadır. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre ve ortak çocuklarının olmaması da dikkate alındığında kadın lehine, 4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrası dikkate alınarak, "hakimin takdir yetkisi" çerçevesinde yoksulluk nafakası yönünden bir defaya mahsus olmak üzere "toptan ödeme" kararı verilmesi hususu da tartışılıp değerlendirilerek buna göre yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, erkek yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminatlar ile kadının reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönünden BOZULMASINA, 2.Davalı kadının sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2026/996, K. 2026/6951, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2026-996-e-2026-6951-k-cc47e09f0a95