Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/3647 E. 2025/10982 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3647
Karar No
2025/10982
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2821 E., 2025/604 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 10. Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/671 E., 2023/582 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, maddî ve manevî tazminat ile nafaka yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkeğin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2.Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında yapılan yargılamada, İlk Derece Mahkemesince, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğundan bahisle davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiş, verilen karar davalı erkek tarafından istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince istinaf itirazının esastan reddine karar verilmiştir. Karar davalı erkek tarafından yukarıda gösterildiği şekilde temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; erkeğin belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, tanık anlatımlarından, kadının erkeğin önceki evliliğinden olan çocuğun varlığını evlenmeden önce bildiği, nikâh öncesinde bu durumu sorun etmemesine rağmen, evlilik gerçekleştikten sonra çocuğu istemediği, çocuğun ortak konuta gelmesini kabul etmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kadına, “erkeğin önceki evliliğinden olan çocuğun eve gelmesini istememe” kusurunun yüklenmesi gerekmektedir. Ayrıca İlk Derece Mahkemesince eldeki davanın tefrik edildiği asıl dava dosyasında, “…erkeğin evlenmeden önce kadının hâkim olmadığını bilmediği iddiasını ispatlayamadığı, bir Cumhuriyet Savcısı olarak evlendiği kadının hâkim olup olmadığını anlayabilecek durumda olduğu, herhangi bir irade sakatlığının bulunmadığı…” gerekçesiyle butlan nedeniyle evliliğin iptali talebinin reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği belirtilerek, kadına kusur yüklenmemiş ise de evliliğin iptali davasında verilen ret kararı, erkeğin evlenmeden önce kadının hâkim olmadığını bildiğinin kabulüne değil, iddiasını sunduğu delillerle ispatlayamadığı sonucuna dayanmaktadır. Dolayısıyla evliliğin iptali davasında; ispatlanamadığı gerekçesiyle verilen hüküm eldeki boşanma davasında erkeğin "kadının hâkim olmadığını bildiği" anlamına gelmeyeceği gibi bu şekilde yorumlanamaz ve kabul edilemez. Bu kapsamda; kadının, gerek erkeğe gerekse erkeğin ailesine ve iş çevresindeki kişilere kendisini “hâkim/müfettiş” olarak tanıttığı, evlilik birliğinin fiilen devam ettiği süreçte bu beyan ve davranışlarını sürdürdüğü anlaşılmakta olup kadının kendisini olduğundan farklı biri olarak tanıtmasının güven sarsıcı davranış niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu halde; Mahkemece taraflara yüklenen ve gerçekleşen tüm kusurlu davranışlar birlikte değerlendirildiğinde, evlilik birliğini sona erdiren olaylarda kadının erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile erkeğin tamamen kusurlu sayılması doğru olmamıştır. 3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, kadının kusurlu eylemlerinin erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı erkek yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 4-Her ne kadar mahkemece verilen kararda tarafların ekonomik sosyal durumları ile kusur durumu nedeniyle kadın yararına yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminatlara hükmedilmiş ise de, yukarıda belirtildiği üzere kadın boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurludur. Ağır kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına ve tazminata hükmedilmez. Hal böyle iken hatalı kusur belirlemesi sonucu kadın yararına yoksulluk nafakası ve tazminata hükmedilmiş olması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ile tazminatlar ve erkeğin reddedilen tazminat talepleri yönlerinden davalı erkek yararına ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ile tazminatlar ve erkeğin reddedilen tazminat talepleri yönlerinden davalı erkek yararına BOZULMASINA, 3.Davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/3647, K. 2025/10982, T. 10.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-3647-e-2025-10982-k-28a9723b2e68