Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/2943 E. 2025/10302 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2943
Karar No
2025/10302
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/466 E., 2025/107 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 7. Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/1028 E., 2024/77 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, maddi ve manevi tazminatın miktarı, tedbir ve yoksulluk nafaka miktarı yönünden; davacı-davalı erkek vekili tarafından ise asıl davada erkek aleyhine verilen vekalet ücreti, kusur belirlemesi, aleyhine verilen maddi manevi tazminat, aleyhine verilen tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince; erkeğin hakaret, kadını itekleme, alkole düşkün olup alkol alınca aşırı sarhoş olma, kadının göz ameliyatında hastaneye gitmeme, ayrı yataklarda yatma, evi terk, maddi ve manevi yardımda bulunmama, ihtiyaçları karşılamama; kadının ise erkeğin eşyalarını kapı önüne koyma, erkeği evden kovduğunu söyleyerek erkeği küçük düşürme, baskı uygulama vakıalarının ispat edildiği; bu hale göre kadının hafif, erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sıyılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir. Karara karşı davalı-davacı kadın vekilinin ve davacı-davalı erkek vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi hükmüne karşı davalı-davacı kadın vekili, kusur belirlemesi, maddi manevi tazminat miktarı, tedbir ve yoksulluk nafaka miktarı yönünden, davacı-davalı erkek vekili asıl davada erkek aleyhine verilen vekalet ücreti, kusur belirlemesi, aleyhine verilen maddi manevi tazminat, aleyhine verilen tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz yoluna başvurmuştur.

Mahkemece her ne kadar asıl ve karşı davanın, erkeğin ağır, kadının hafif kusurlu olduğu gerekçesiyle kabul edilmiş ise de Ankara Batı 8. Aile Mahkemesi 2020/65 Esas sayılı nafaka davası dosyasında erkeğin evi terk ettiği vakıası kesinleşmiş olup "erkeğin eşyalarını kapı önüne koyma, erkeği evden kovduğunu söyleyerek erkeği küçük düşürme" vakıalarının kadına kusur olarak yüklenilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca yine "erkeğe baskı yaptığı" vakıasına erkek dava dilekçesinde vakıa olarak dayanmadığından bu vakıa da kadına kusur olarak yüklenemez. Bu hale göre erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Erkeğin boşanma davasının kabulü koşulları oluşmamıştır. Hal böyle iken Mahkemece bu husus gözetilmeden, hatalı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının hafif kusurlu olduğunun ve erkeğin boşanma davasının kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

3.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri nazara alınarak, 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü ile davalı-davacı kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat yönünden KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü ile davalı-davacı kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat yönünden davalı-davacı kadın yararına BOZULMASINA,

3.Davacı-davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ...........ya iadesine,

Adli yardımdan yararlanması sebebi ile başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının temyiz eden ...................'e yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2943, K. 2025/10302, T. 26.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-2943-e-2025-10302-k-21b6550f4e02