Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/2856 E. 2025/10678 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2856
- Karar No
- 2025/10678
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/813 E., 2025/101 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 2. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/345 E., 2022/26 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek vekili tarafından tazminatın kabulünün hatalı olduğu, miktarların yüksek olduğu yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü; 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Karşı tarafın temyiz dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile tebliğinden itibaren iki hafta içinde vereceği cevap dilekçesi ile katılma yoluyla temyize başvurabilir. (6100 sayılı Kanun md. 366 atfıyla md. 348) Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı kadına; davalı erkeğin temyiz dilekçesinin 09.03.2025 tarihinde tebliğ edildiği, hükmün kadın tarafından katılma yoluyla 18.08.2025 tarihinde temyiz edildiği bu itibarla katılma yoluyla temyiz dilekçesi yasal süre geçirildikten sonra verilmiş olduğu anlaşılmış olup davacı kadın vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davalı erkek vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: a)Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. b)6100 sayılı Kanun'un “Terditli Dava” başlıklı 111 inci maddesi “davacı aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.'' hükmünü ihtiva etmektedir. Terditli dava, davacının, aynı davalı veya davalılara karşı olan birden fazla talebinin bulunması halinde bu talepler aralarında aslîlik–ferîlik ilişkisi kurulacak şekilde aynı dava dilekçesinde ileri sürülmesi ve taleplerin aslîlik–ferîlik ilişkisine göre davalıdan talep edildiği ya da birden fazla sebebe dayanarak aynı sonucu elde etmeye yönelik talepli davalardır. Yukarıda da belirtildiği üzere terditli davada asli ve ferî talebin (ya da taleplerin) dayandığı vakıalar aynı olup, dayanılan hukukî sebep farklı olabileceği gibi; asli ve fer'î talebin (ya da taleplerin) dayanağını oluşturan hem vakıalar hem de hukukî sebepler farklı olabilir. Mahkemece öncelikle ilk talep değerlendirilerek bu talebin kabulüne karar verilmesi halinde ise ikincil talep yönünden ayrıca bir inceleme yapması gerekmeyecektir. Mahkemece asıl talebin kabul edilmiş olması halinde, ikincil talebinin değerlendirilmemesi terditli davanın kanundan kaynaklanan bir sonucu olup 6100 sayılı Kanun’un 297/2 maddesine de aykırılık teşkil etmeyecektir.O halde Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere davacı kadının ilk talebi olan TMK 162. maddesine dayalı boşanma sebebi gerçekleşmiştir ve bu ilk talep yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmuştur. 6100 sayılı Kanun'un 111/2. maddesi gereğince ilk talep kabul edildiğine göre artık davacı kadının ikincil talebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma talebi yönünden ayrıca bir inceleme yapılması ve bu talebin reddine karar verilmesi mümkün değildir. O halde, davacı kadının TMK 162. maddesinde yer alan pek kötü muamele, onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma talebinin koşullarının oluştuğuna karar verilmesi sebebiyle ilk talebin kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın feri nitelikli talepleri hakkında karar vermekle yetinilmesi gerekirken ikincil talebi yönünden de boşanma talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin ve hükmünün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı kadın vekilinin katılma yoluyla yönelik temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE, 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin yukarıda açıklandığı haliyle gerekçede geçen "davacının TMK 166/1. maddesi uyarınca açılan davanın reddine" cümlesinin gerekçeden çıkartılarak düzeltilmesi ve (4) numaralı bendin hükümden tamamen çıkartılmak suretiyle temyize konu kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.