Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/7624 E. 2021/9241 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/7624
Karar No
2021/9241
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, erkeğin kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve velâyet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının, ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda, davacı-karşı davalı kadının boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, kadının davasının vazgeçme nedeniyle reddine, erkek tarafından açılan davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin babaya verilmesine, ortak çocukla baba arasında kişisel ilişki tesisine, ortak çocuk yararına 250,00TL tedbir nafakası, 300,00TL iştirak nafakasına, erkek yararına 7.000TL maddî tazminat, 6.000TL manevî tazminata karar verilmiştir. Hüküm, davacı-karşı davalı kadın tarafından erkeğin kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve velayet yönünden istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince; davacı-karşı davalı kadın tarafından 17.11.2018 tarihinde mahalli mahkemeye sunulan dilekçenin "davadan feragata" ilişkin olduğu ve davacı-karşı davalı kadının, erkeğin kusurlu davranışlarını affettiği belirtilerek erkeğin kabul edilen boşanma davası, kadının kusur belirlemesi, tazminatlar yönünden istinaf itirazının reddiyle, ortak çocuk yararına hükmedilen tedbir nafakasının başlangıç tarihi yönünden kadının istinaf itirazının kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı-karşı davalı kadın tarafından yukarıda belirtildiği şekilde temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından mahalli mahkemeye sunulan 17.11.2018 tarihli dilekçeyle; açmış oldukları davadan vazgeçtiklerini belirtmiş ve davalı-karşı davacı erkek vekili duruşmada alınan beyanında; vazgeçmeye bir diyecekleri olmadığı, kendi davaları yönünden davaya devam ettiklerini belirtmiştir. Taraf beyanları ve yargılama sırasında sunulan dilekçe içeriklerinden anlaşılacağı üzere davacı-karşı davalı kadının beyanı HMK m. 123 kapsamında davanın geri alınması istemi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Davanın geri alınması” başlıklı 123 üncü maddesi "Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir" hükmünü içermektedir. Davayı geri alan davacı, bununla talep sonucundan, yani hakkının özünden feragat etmemekte, sadece davasını geri almakta ve onu ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutmaktadır. Belirtilen mevzuat hükmü ile birlikte tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davanın geri alınması kurumunun niteliği gereği davacı-karşı davalı kadının maddî vakıaya yönelik taleplerinden vazgeçmediği, her ne kadar mahalli mahkeme ve bölge adliye mahkemesince, kadının, erkeğin kusurlu davranışlarını affettiği, bu nedenle erkeğe kusur yüklenemeyeceği belirtilmişse de bu tespitin hatalı olduğu, davacı-karşı davalı kadının mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarının yanında davalı-karşı davacı erkeğin de kadına fiziksel şiddet uyguladığı ve birlik görevini ihmal ettiğinin sabit olduğu, gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda; davalı-karşı davacı erkeğin, davacı-karşı davalı kadına göre ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. 3- Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-karşı davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların, kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde mahkemece, tarafların, sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50. 51) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddî (TMK 174/1) ve manevî (TMK 174/2) tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 4-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m. 175). Yukarıda 2. bentte açıklanan sebeplerle, boşanmaya neden olan vakıalarda davalı-karşı davacı erkeğin, davacı-karşı davalı kadına göre ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre, kadının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği açıktır. O halde, davacı-karşı davalı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken, yazılı gerekçe ile yoksulluk nafakasının reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda 2, 3 ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi.07.12.2021 (Salı)

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/7624, K. 2021/9241, T. 07.12.2021, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2021-7624-e-2021-9241-k-ab6834d0c1ba