Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/4197 E. 2026/7970 K.

Konu: Karşılıksız Yararlanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2026/4197
Karar No
2026/7970
Karar Tarihi
Konu
Karşılıksız Yararlanma

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/495 E. 2013/609 K. SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme

Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2013 tarihli ve 2011/495 Esas, 2013/609 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, bu adrese tebliğ yapılması gerekirken, sanığın yokluğunda verilen kararın bilinen son adresinden farklı olan MERNİS adresi olan adresine doğrudan “MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılıp Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebligat işleminin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın 06.06.2023 tarihli öğrenme üzerine verdiği dilekçenin süresinde verilen temyiz dilekçesi olduğu kabul edilerek ve temyizin reddine ilişkin verilen ek kararlar kaldırılarak yapılan incelemede; Sanığın suç tarihi itibarıyla eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 142/1-f maddesinde ve hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren ve sanığın eylemine uyan, öngörülen ceza miktarı bakımından da sanığın lehine olduğu anlaşılan aynı Kanun'un 6352 sayılı Kanun'un 83. maddesi ile değiştirilen 163/3. maddesinde öngörülen cezaların miktar ve nev’i itibarıyla tabii olduğu 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesine göre hesaplanan 8 yıllık asli dava zamanaşımının, 06.06.2013 olan mahkûmiyet tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2026/4197, K. 2026/7970, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2026-4197-e-2026-7970-k-a771db5c681c